Hayatın sürekli sıkıntı, imkansızlık, çaresizlik içinde olması mümkün mü?

Tarih: 21.05.2026 - 11:51 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bir Müslümanın doğumundan ölümüne kadar hayatı boyunca sürekli sıkıntı endişe imkansızlık çaresizlik içinde olması mümkün mü? Hayatı böyle başladı böyle biter her şey ters gider ne kadar uğraşsa hiçbir kapı açılmaz. Böyle bir ömür mümkün mü? Allah'a sığınıp yardım istemesi de bir şey değiştirmiyorsa bu ömürde Allah ne murat etmiş olabilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Yaşınızı, ömrünüz süresince nasıl acılar yaşadığınızı bilemiyoruz, ancak kendinizi çaresiz hissettiğinizi ve yaşadığınız sıkıntıların bitmediğini düşündüğünüzden büyük bir kaygı duyduğunuzu anlıyoruz. Sizin için katlanması zor olan bir ömür sürdüğünüz inancı sabrınızı da tüketmiş durumda. Allah yar ve yardımcınız olsun.

Bu çerçevede size yazacaklarımız şunlardır.

1. Dünya Geçici Olduğu Gibi, Sıkıntılar da Geçicidir

Dünya gibi insan hayatı da mevsimlere benzer. En karanlık gecelerin aydınlık sabahlara, en dondurucu kışların baharlara kavuşması gibi, her darlık da kendi genişliğini (ferahlığını) hazırlar. Bu manaya işaret etmek için Cenab-ı Hak İnşirâh Suresi'nin 5. ve 6. ayetlerinde şöyle buyurur:

"Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, her güçlüğün yanında mutlaka bir kolaylık vardır"

Bu ayet, müminlere adeta birer müjdedir, kalbe inen en güzel tesellilerden biridir. İçinde bulunduğunuz her zorluğun veya sıkıntılı dönemin, hayatın doğal akışı içinde yerini bir ferahlığa ve kolaylığa bırakacağına olan inancı ifade eder. Bu hayatın değişmez döngüsüdür.

Ayetin iki temel anlamı var: Birincisi, her sıkıntının sonunda bir ferahlığın olduğudur, ikincisi ise, zorluğun yaşandığı anın içinde dahi aşılmasını sağlayacak bir kolaylığın varlığına işaret eder.

Burada da görüldüğü üzere sıkıntılar geçicidir.

Ancak sıkıntıları nasıl aşacağımız, acıları nasıl feraha çevireceğimiz biraz da bizim elimizdedir. Mesela en basitinden yaşadığınız dönemi bir geçiş süreci olarak görmek, yükümüzü hafifletecek ve bize umut verecektir.

Ama bunların geçmeyeceğini düşünüp sabırsızlık göstermek ve isyan etmek o sıkıntıdan daha büyük olan psikolojik sıkıntılara yol açacaktır.

2. Sıkıntılarda Kendimizden Aşağıda Olanlara Bakacağız

Dünya sıkıntıları bin bir çeşittir. Birisine göre katlanılması zor olan bir sıkıntı bir başkası için nimettir. Hayatta karşılaştığımız zorluklar sandığımızdan daha fazla görecelidir.

Mesela evinde her zaman temiz suyu olan bir kişinin suların kesilmesi karşısında evinden çıkıp karşı komşudan su getirmesi bir sıkıntıdır, hatta azaptır.

Ama Afrika’da temiz suyu olmayan birisinin iki kilometre gidip kovalarla temiz su taşıması nimettir, şükür vesilesidir. Çünkü daha önce temiz suyu olmamıştır veya daha da uzaklardadır.

Bu durum, şikayet etmek yerine eldeki nimetlerin farkına varıp şükretmenin insanı huzura kavuşturacağını öğütler.

3. Bizim İçin Neyin Daha İyi Olduğunu Bilemeyiz.

Kişinin dert sandığı şey, belki de onun için bir devadır; felaket sandığı şey belki de bir saadettir. Bazen bir kapının kapandığını dönüşürken, aslında bizim için çok daha hayırlı başka bir kapının açıldığını fark edemeyebiliriz.

Elbette ki dünya hayatının sıkıntıları, hastalıkları ve diğer musibetleri istenilmez, yaşanmaması için de elden gelen tüm tedbirler alınır, ama gelmişse ve ondan kurtulmak da mümkün değilse güzel düşünmek gerekir. Belki bizim için daha hayırlıdır” diyerek içindeki hayra odaklanmak gerekir.

Mesela bir engel kişiyi günahlardan koruyorsa, ebedi hayatını kurtarıyorsa o engel değil, bir ikramdır.

Eğer hayatımız sadece dünya hayatından ibaret olsaydı, gerçekten hastalık ve musibetlerle geçen bir hayat azap olurdu. Ama ebedi bir hayatımız var ve burada yaşanan sıkıntılara ebedi hayatımızda bize kazanç olarak geri dönecektir.

4. Değiştirilemeyecek Şeylere Karşı En Güzel Şey, Bakışımızı Değiştirmektir.

Hayatta her şeyi değiştirmek ve istediğimiz gibi tasarlamak elimizde değildir.

Çok tedbirli, özenli, bol imkanlı olsak bile bazen beklenmedik bir kaza gelip bizi engelli hale getirebiliyor; dışarıdan gelen bir mikrop, bir bakteri bizi hasta edip yataklara atabiliyor. Bir deprem, bir yangın, bir sel felaketi gelip tüm mallarımızı elimizden alabiliyor.

Yani insan hayatını istediği gibi yönetmek konusunda acizdir, sınırlıdır. Çünkü hayat onun değildir. Bu durumda bize düşen şey, değiştirebileceğimiz şeyleri elimizden gelenleri yaparak değiştirmek, değiştiremediklerimize karşı da bakış açımızı değiştirmek.

Bu çerçevede sıkıntılara karşı sabırla, tevekkülle, ümitle yaklaşmak, güzel, hayırlı yönlerine odaklanmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun