Hz. Âdem ile Hz. Havva'nın yaratılması ve nesillerin devamı hakkında bilgi verir misiniz?

Tarih: 05.05.2026 - 18:16 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

IN THE QUR'AN, CREATION OF HZ. ADAM AND HZ. HAVVA AS FIRST TWO HUMANS AND CONTINUATION OF GENERATIONS

Asst. Prof. Dr. Lokman BEDİR1, Asst. Prof. Dr. Refik KASIM2

1İnönü Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Kur'an-ı Kerim Okuma ve Kıraat Anabilim Dalı, Malatya, Türkiye

2İnönü Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı, Malatya, Türkiye [email protected]

Abstract

How the first people, with a clearer expression, Adam and his wife Eve were created has always been a matter of curiosity. One wonders, are those two the people who were created? If there is creation of people, the Prophets, Adam and his wife Eve, is it possible to assess the creation of Eve with one of the sexual or asexual reproduction categories? Were many people created with them? No, if those two were created as the first two people, did the proliferation of the people come from the marriage of the children of those two? How did this subject take place in the commentaries from the earlies periods? We will try to find answers to the questions above on the basis of the statements given to us by the Quranic verses.

"O people! The one who created you from one person and created his wife from him; you are to be respectful to your Lord, who brings many men and women from both of them" (Nisa: 4/1). The statement "Nafsal Wahida" has great importance in terms of the creation of the first human being. This word has been interpreted in two ways.

1.Theintentof“nafs-ivahide”is

2.TheintentionfromtheNafsal-WahidaisnotAdam, buttheessenceofAdamiscreated. Findings from the verses in our study;

The Nafs al-Wahida in the verses meant that Adam was created as the first human. His wife was created from him. It is not appropriate to mention sex or sexual reproduction in their creation. Other people were created as the offspring of these two.

Key Words: Creation, Marriage, Proliferation

KUR’AN-I KERİM’DE HZ. ÂDEM İLE HZ. HAVVA’NIN İLK İKİ İNSAN OLARAK YARATILMASI VE NESİLLERİNİN DEVAMI

Dr. Öğr. Üyesi Lokman BEDİR, Dr. Öğr. Üyesi Refik KASIM Özet

İlk insanların daha açık bir ifadeyle Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’nın nasıl yaratıldığı hep merak konusu olmuştur. Acaba o ikisi yaratılan insanların ilki midirler? Eğer yaratılan insanların ilki iseler, Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’nın yaratılmalarını eşeyli veya eşeysiz üreme kategorilerinden biriyle değerlendirmek mümkün müdür? Onlarla beraber birçok insan da yaratılmış mıdır? Yok, eğer o ikisi ilk iki insan olarak yaratıldıysa insanların çoğalması o ikisinin çocuklarının evlenmesiyle mi gerçekleşti? İlk dönemden itibaren bu konu tefsirlerde nasıl yer aldı? Biz bu bildirimizde Kur’an âyetlerinin bize sunduğu veriler çerçevesinde yukarıdaki sorulara cevap bulmağa çalışacağız.

“Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize karşı saygılı olunuz.…” (Nisa: 4/1) âyetinde yer alan “nefs-i vâhide” ifadesi ilk insanın yaratılmasını anlatması açısından büyük önemi haizdir. Bu kelime iki şekilde yorumlanmıştır.

  1. Nefs-i vâhide’den kasıt Hz. Âdem’dir.
  2. Nefs-i vâhide’den kasıt Hz. Âdem değil, Hz. Âdem’in yaratıldığı öz’dür. Çalışmamızda âyetlerden elde ettiğimiz bulgular;

Âyetlerde yer alan nefs-i vâhide’den kasıt Hz. Âdem’dir. Dolayısıyla yaratılan ilk insan odur. Eşi ondan yaratılmıştır. Bunların yaratılmasında eşeyli veya eşeysiz üremeden söz etmek uygun değildir. Diğer insanlar o ikisinin nesli olarak yaratılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Yaratılış, Evlenme, Çoğalma

GİRİŞ

İnsanın yaratılması varlık âleminin şahit olduğu en büyük ve en heyecan verici bir gerçekliktir. Zira ilk insan olan Hz. Âdem ve ardından eşi Hz. Havva’nın yaratılmasıyla âhiret yolcusu olarak yaratılan insanların diğer bir ifadeyle insanlığın, dünyadan geçiş kısmı başlar. Bu açıdan bakılacak olursa yaratılan ilk iki insan ve onların nesli olan diğer insanlar âhiret yolcularıdır ve âhiret yolculuğundaki insanlar, üzerinde bulunduğu dünyayı bir manada geçiş güzergâhı olarak kullanacaklardır.

İnsanlığın yaratılması iki aşamalı olarak gerçekleşmiştir. Birincisi, ilk iki insanın yani Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın yaratılması, ikincisi ise onların nesli olan diğer insanların yaratılmasıdır.

Biz bu bildiride konuyla ilgili âyetlerin delaletiyle, bazı bilim adamlarının iddia ettikleri gibi ilk yaratılışta erkek ve bayanlardan oluşan birçok insanın olmadığını, bilakis ilk insan olarak sadece Hz. Âdem yaratıldığını, ondan da eşi Hz. Havva’nın yaratıldığını ortaya koymaya çalışacağız.

1. HZ. ÂDEM İLE HZ. HAVVA’NIN YARATILMASI

Canlıları inceleyen biyoloji ilmine göre, canlıların dünya sahnesinde yerlerini almaları eşeyli ve eşeysiz üreme64 şekillerinden biriyle mümkündür. Burada hemen şu sorular akla gelmektedir; acaba ilk iki insan olan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’nın yaratılmaları eşeyli veya eşeysiz üreme kategorilerinden biriyle değerlendirilebilir mi? Bu iki üremenin dışında bir üreme söz konusu olamaz mı? Yani م َع۪لي َخْلٍق ل ِ ِبُك َوُهَو “O, her türlü yaratmayı gâyet iyi bilir” (Yâsîn: 36/79) âyetinden yola çıkılarak bu iki üremenin dışında başka üreme şekillerinden de bahsedilebilir mi? Şunu hemen ifade etmek gerekir ki, Hz. Âdem ve eşi

Hz. Havva’nın yaratılmalarının eşeyli üreme kategorisinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira onların bir anne ve bir babaları yoktur ki, onların çocukları olarak dünyaya gelsinler. İkinci seçenek olarak eşeysiz üreme kalıyor. Bu ise var olan bir tek canlının kendisinden yeni bir canlının yaratılması olduğuna göre, bu seçenek de Hz. Âdem hakkında düşünülemez. Belki Hz. Havva hakkında eşeysiz üreme düşünülebilir. Bu da ancak Hz. Havva’nın, Hz. Âdem’in bir parçasından yaratılmasıyla söz konusu olur. Ancak eşeysiz üremede sonradan üreyen canlı, atasının tıpatıp aynısı olacağına göre Hz. Havva için de eşeysiz üremeden bahsedilemez. Zira Hz. Âdem ile Hz. Havva farklı cinsiyetlerdir. Bu durumda üçüncü şık olarak geriye, Allah’ın (cc), Hâlik (yaratan), Fâtır, (ilk defa yaratan), Bedî’ (yoktan ve örneksiz var edici), Bâri (varlıkları örneksiz icat eden)65 olduğu gerçeği kalıyor ki, Allah (cc) Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’yı bir benzeri olmadan ve bir annebaba olmaksızın yaratması hakikatidir. Kaldı ki, ister eşeyli üreme yoluyla dünyaya gelen canlılar olsun ister eşeysiz üreme ile dünyaya gelen canlılar olsun, kendi kendilerine üremeleri ve varlık sahnesinde yerlerini almaları söz konusu değildir.

64 Üreme; eşeysiz ve eşeyli olmak üzere iki temel tipte meydana gelmektedir. Eşeysiz üremede tek ata söz konusudur. Bunun sonucu tek atadan meydana gelen yavru bireyler kalıtımsal açıdan tıpatıp atalarının kopyasıdırlar. Eşeyli üremede ise iki farklı atanın rol alması söz konusudur. Ataların oluşturduğu üreme hücreleri (gametler) nin meydana getirdiği zigot (döllenmiş yumurta hücresi) gelişerek yeni bir birey meydana getirir. A. Yavuz Kılıç - Ayşen Türk, Canlılarda Üreme, Üreme Sistemleri, http://w2.anadolu.edu.tr/aos/kitap/2281/ unite 11.pdf, 19.03.2017, 221-240. Erişim tarihi: 04.05.2017.

Ülkemizin yetiştirdiği saygın ve tefsir dalında kıymetli eserler vermiş olan bazı bilim adamlarının, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın yaratılmasının eşeysiz üreme yoluyla gerçekleşmiş olabileceğini veya Hz. Âdem’in özünü teşkil eden bir canlının yaratıldığını Hz. Âdem’in ise ondan evrimleşerek son şeklini aldığını söylemesi66 ve bu yöndeki değerlendirmeleri tahkike muhtaçtır. Tefsir bilim adamlarının bu yönde görüş beyan etmeleri Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın yaratılması hakkında verilen bilgilerle ters düşmektedir. Zira Kur’an-ı Kerim ilk insan olan Hz. Âdem’in, -eşeysiz üremede olduğu gibi- var olan bir başka Âdem’den değil, topraktan yaratıldığını bildirmiştir. Bu durumda onun yaratılması konusunda eşeysiz üremeden bahsedilmesi Kur’an gerçeklerine aykırıdır. Ancak bu görüşteki bilim adamlarından biri, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın yaratılması hakkında eşeysiz üreme yönündeki görüşünü belirttikten hemen sonra Hz. Âdem’in yaratılmasını Kur’an’da anlatıldığı şekliyle ve Kur’an ruhuna uygun bir biçimde ele alır inceler ve Hz. Âdem’in yaratılış safhalarını şu şekilde sıralamanın mümkün olacağını ifade eder: تراب من “…topraktan”,67 لازب طين من “…cıvık çamurdan”,68 طين من “…çamurdan”,69 طين من سلَلة من “…süzülmüş çamurdan”,70 مسنون حمإ من “…mayalanmış çamurdan”71 ve son safha olarak كالفخار صلصالُ من “…pişmiş kiremit gibi çamurdan”.72 Yazar bu safhaları sıraladıktan sonra, eşeysiz üreme benzetmesi konusunda kendisiyle çelişerek, Âdem’in (a.s) yaratıldığı asıl unsurun toprak olduğunu söyler.73

İnsanlığın ilk atası olan Hz. Âdem’in (a.s) ve Hz. Havva’nın yaratılması hususunda fikirlerine başvurduğumuz biyoloji dalında uzman bilim adamlarının74 görüşleri özetle şöyledir: “Kur’an’a göre Hz. Âdem’in (a.s) topraktan yaratıldığını, Hz. Havva’nın ise ya Hz. Âdem’in bir parçasından veya onun yaratıldığı aynı topraktan/özden yaratıldığını, bazı tefsir bilimi insanlarının ise bu hususta eşeysiz üremeden bahsettiğini söylüyorsunuz. İnsanlığın bu iki atası hakkında eşeyli üreme söz konusu olmadığı gibi, eşeysiz üremeden de bahsedilemez. Zira eşeysiz üreme, bazı canlılarda görüldüğü gibi, bir çiftleşme olmadan tek bir atadan bölünme, tomurcuklanma, soğan vb. şekillerdeki üreme demektir. Bu durum, Hz. Âdem hakkında düşünülemez. Zira sunduğunuz âyetlere göre onun atası yoktur. Topraktan yaratılmıştır. Hz. Havva için de eşeysiz üreme düşünülemez. Çünkü eşeysiz üremede, sonradan üreyenle onun atası sayılan canlı, cinsiyet birliği de dahil olmak üzere birbirinin tıpatıp aynısı olması gerekir. Hâlbuki Hz. Havva, Hz. Âdem’den (a.s) veya onun yaratıldığı aynı özden yaratıldığı halde, Hz. Âdem’in tıpatıp aynısı değildir.”

65 Bu esma-i şeriflerin geniş çaplı anlamları için bkz. Veli Ulutürk, Kur’an-ı Kerim Allah’ı (cc) Nasıl Tanıtıyor, Nil Yay. İzmir 1994. 118-121; İsmail Karagöz, Ayet ve Hadisler Işığında Allah’ın İsim ve Sıfatları (Esma-i Hüsna), DİB Yayınları, İstanbul 2010, 190, 193, 194; Abdülaziz Hatip, Esma-i Hüsna, BSR Yayın grubu, (4. Baskı), İstanbul 2012, 67, 71, 331.

66 Muhsin Demirci, Kur’an’a Göre İnsan ve Sorumlulukları, (1. Baskı) Ensar Neşriyat, İst. 2010, 38-39; Süleyman Ateş; Kur’an-ı Kerim’in Yüce Meali ve Çağdaş Tefsiri, I-XII, Yeni Ufuklar Neşriyat, İst. 1989, 2/190; Bayraktar Bayraklı, Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri, I-XXI (1. Baskı), Bayraklı Yay. İst. 2003; 5/22.

67 Âl-i İmrân: 3/59; Hac 22/5.

68 Sâffât 37/11.

69 A‘râf 7/12; Secde 32/7; Sâd 38/71, 76.

70 Mü’minûn 23/12.

71 Hicr 15/26, 28, 33.

72 Hicr 15/26, 28, 33; Rahman 55/14; Demirci, Kur’an’a Göre İnsan ve Sorumlulukları, 43.

73 Demirci, Kur’an’a Göre İnsan ve Sorumlulukları, 43; Ayrıca bkz. Karagöz, Din ve Vicdan Özgürlüğü, DİB Yayınları, Ankara 2007, 17-18.

74 Prof. Dr. Ekrem Atalan, İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Mikrobiyoloji Bakteriyoloji Rekombinant DNA Teknolojisi Bölümü öğretim üyesi, Mülakat tarih/saat/yer: 23.08.2017/11:00, Fakülte Ofisleri; Dr. Öğr. Üyesi Kasım Takım, Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Temel Bilimler Biyokimya Bölümü öğretim üyesi, Mülakat tarih/saat: 14.08.2017/12:00; Dr. Öğr. Üyesi Akın Yiğin, Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zooteknik ve Hayvan Besleme, Genetik Bölümü üyesi, Mülakat tarih/saat: 14.08.2017/12:40; Dr. Aykut Genç, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji Bölümü araştırma görevlisi, Mülakat tarih/saat: 13.08.2017/17:00.

Hz. Havva’nın -keyfiyeti belirtilmeksizin- Hz. Âdem’den yaratıldığı, üç âyette açık bir şekilde ifade edilmiştir. O âyetlerden birisi ve meali şöyledir: ِاَلْيََۚها ِلَيْسُكَن َزْوَجَها ِمْنَها َوَجَعَل َواِحدٍََة َنْفٍس ِمْن َخَلَقُكْم اَّلذى ُهَو “Sizi bir tek kişiden (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur” (A‘raf: 7/189).75 Yukarıdaki âyette Hz. Havva’nın “َواِحدٍََة َنْفٍس” nefs-i vâhide’den yaratıldığı ifade edilmiştir. Nefs-i vâhide’nin ne olduğunun bilinmesi, ilgili âyetleri anlama ve yorumlama hususunda hayati öneme sahip bir mesele olmasa da bu konuda hemen hemen her müfessir bu hususta görüş beyan etmiş ve görüşünü desteklemek üzere nakli ve akli deliller ortaya koymaya çalışmıştır. Ancak nefs-i vâhide’nin ne olduğu hakkında müfessirler arasında ittifak sağlanmamıştır. Bu konuda iki görüş hâkim durumdadır:

(İnsanlar!) مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍٍۜ اِنَّ هاللَّٰ سَم۪ي ع بَص۪ي ر Âdem’dir.76 Hz. kasıt vâhide’den Nefs-i a.

Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir. Unutulmasın ki, Allah her şeyi bilen ve görendir (Lokman: 31/28) âyetinde nefs-i vâhide’den bir kişinin kastedildiği açıktır. Diğer âyetlerde zikredilen nefs-i vâhide77 ifadesini de bu âyetin ışığında değerlendirmek gerekir. Zaten ekser müfessirin bu görüşte olduğu anlaşılmaktadır.

b. Nefs-i vâhide’den kasıt Hz. Âdem değil, Hz. Âdem’in yaratıldığı öz’dür.78 Tefsir bilim insanlarından Sadık Kılıç, bu konudaki geleneksel görüşle ikinci görüşü naklettikten sonra bu iki görüşü değerlendirirken, birinci görüşün kadını erkeğe bağımlı hale getirdiği, ikincil duruma düşürdüğü, bu yüzden de ikinci görüşün daha doğru olacağı yönünde fikir beyan eder.79

75 Diğer iki ayet için bkz. Nisâ 4/1; Zümer 39/6.

76 Bkz. Ebu’l Haccâc Mücâhid b. Cebr el Kuraşi’l- Mahzûmî, Tefsir-i Mücâhid, (1. Baskı), Dâru’l- Kütübi’l-İlmiyyi, Beyrut 2005, 45; Muhammed Şükri Ahmed Zâvîyetî, Tefsîr-u Dahhâk, I-II (1. Baskı), Dâru’s-Selam, Kahire 1999, 1/271; Süddî, Ebu Muhammed İsmail b. Abdurrahmân es-Süddi’l- Kebir, (1. Baskı), Tahkik; Muhammed Ata Yusuf, Tefsir-u Süddi’l- Kebir, Dâru’l-Vefa, b. y. y. 1993, 195; Taberî, Ebu Ca’fer Muhammed b. Cerir et- Taberî, (Tahkik Abdullah b. Abdu’l-Muhsin et-Türkî), Tefsiru’t-Taberî, Câmiu’l-Beyân An Te’vil-i Âyi’l- Kur’an, I-XXVI, (1. Baskı), Hicr, Kahire 2001, 6/340-341; Mâverdî, Ebu’l- Hasan Ali b. Muhammed b. Habib el- Mâverdî el- Basri, en- Nüket ve’l-Uyûn, I-VI, Dâru’l-Kütübi’l- İlmiyyi, Beyrut Tsz, 1/446; Bağavî, Muhyi’s-Sünne Ebi Muhammed el-Hüseyn b. Mes’ud el-Bağavî, Tefsiru’l- Bağavî (Meâlimü’t- Tenzîl), I-VIII, (Thk: Heyet), Dar-u Halibe, Riyad h: 1409, 2/159; Zemahşerî, Carullah Ebi’l-Kasım Mahmud b. Ömer ez-Zemahşerî, el-Keşşaf an Hakaik-ı Ğavamizı’t- Tenzil ve Uyuni’l- Ekavil fi Vücuhi’t- Tevil, I-VI (1. Baskı), (Thk. Adil Ahmed Abdul Mevcud; Ali Muhammed Muavviz), Mektebetü Abikan, Riyad 1998, 2/5; Kâdı Ebî Muhammed Abdulhak b. Ğâlib b. Atiyye el- Endelûsî, El-Muharrerü’l- Vecîz Fî Tefsîr-i Kitâbi’l- Azîz, I-VI (1. Baskı), Dâru’l- Kütübi’l- İlmiyyi, Beyrut 2001, 2/4; Tabersî, Mecmau’l- Beyân Fî Tefsîri’l- Kur’an, I-X (1. Baskı), Dâru’l- Murtazâ, Beyrut 2006, 3/7. Bunların zikrettikleri hadisler için bkz. Buhârî, Ebû Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. Muğire el- Cu’fiyyi el- Buhâriyyi, El-Câmiu’s- Sahih, Nikâh, 79-80; İbn Mâce Ebû Abdillah Muhammed b. Yezîd, Sünen, Kitâbu’t-Tahâret, 1 (525 no’lu hadis) Dâr-u İhyâ-i Kütübi’l- Arabiyyi, Tsz. Ayrıca bkz. Züleyha Birinci, “Nefs-i vâhide” İfadesinden Hareketle Kadının Yaratılışı Hakkında Bir Değerlendirme, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Cilt-Sayı 47, Aralık 2014, ss. 151-164.

77 Nisa 4/1; En’am 6/98; A‘raf 7/189; Zümer 39/6.

78 Tabersî, 3/7; Hayrettin Karaman ve ark., Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, I-V (3. Baskı), DİB Yay. Ank. 2007, 2/11; Ateş; Kur’an-ı Kerim ’in Yüce Meali ve Çağdaş Tefsiri, 2/188-189.

79 Sadık Kılıç, Kadın Erkeğin Kaburga Kemiğine İndirgenecek İkincil Bir Fenomen Değildir, Ekev Akademi Dergisi, 10 (27), 2006, 120; Benzer değerlendirme için bkz. Musa Bilgiz, Kur’an’da İnsanlık Onuru, (2. Baskı), Fecr Yayınları Ankara 2013, 23.

Bu görüşü savunanlardan Yaşar Nuri Öztürk’e göre, âyette geçen “nefs” kelimesinin Hz. Âdem olarak anlaşılması yanlıştır. Bu kelime ruh, benlik ve canlı demektir.80

Allah’ın (cc) kudreti, görmesi, duyması vb. sonsuz olduğu gibi ilmi de sonsuzdur. Odundan meyve, otlardan sebze yaratanın; topraktan veyahut bir insanın kaburga kemiğinden81 başka bir insan yaratması O’nun için çok normal bir şey olsa gerektir. Zira م َع۪لي َخْلٍق ل ِ ِبُك َوُهَو “O, her türlü yaratmayı gâyet iyi bilir” (Yâsîn: 36/79).

Yaratılma hususunda Hz. Âdem için kullanılan ifade “nefs”dir. Kur’an’da müştaklarıyla birlikte 298 kez geçen “nefs” kelimesi genelde; ruh,82 kalp/gönül,83 insan bedeni,84 zât/kimse/kişi,85 kötülüğü emreden,86 vb. manalarda kullanılmıştır.

يََٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدةٍََ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسََٓاءًَۚ وَاتَّقُوا هاللَّٰ الَّذ۪ى تَسََٓاءَ لُونَ بِه۪

َر۪قيًبا َعَلْيُكْم َكاَن هاللَّٰ ِاَّن َوْاَلاْرَحاََۜم “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten (kişiden) yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize karşı saygılı olunuz.…” (Nisa: 4/1) âyetinde insanlık âleminin yaratılışının üç aşamalı olarak gerçekleştiği açıkça ifade edilmektedir. Birincisi, ilk insanın yaratılışı; ikincisi, eşinin yaratılışı; üçüncüsü o ikisinin nesli olarak diğer insanların yaratılışı. Kanaatimize göre, âyetteki nefis kelimesi, “zât/kimse/kişi” anlamında kullanılmıştır. Burada “zât/kimse/kişi” ile kastedilen de Hz. Âdem’dir. Hz. Havva ise mahiyetini Allah’ın (cc) bilebileceği bir şekilde Hz. Âdem’den yaratılmıştır. Şöyle ki, insanlığın atasının nasıl yaratıldığının belirlenmesi açısından âyette yer alan üç kelime büyük önemi haizdir. Bunlar nefis, eş ve ikisi kelimeleridir. İkisi kelimesiyle, Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın, kelimesiyle Hz. Havva’nın kastedildiği anlaşılmaktadır. Zaten müfessirler arasında bu üç kelimeden sadece nefis kelimesi üzerinde ihtilaf olmuştur. Âyette yer alan “…ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getiren…” ibaresinden; insanlığın ilk iki atası arasında bir evliliğin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Yine âyetin içeriğinden anlıyoruz ki bu evliliğin taraflarından birini eş, diğerini nefis kelimesi oluşturmaktadır. kelimesiyle Hz. Havva’nın kastedildiğini yukarıda ifade etmiştik. Bu durumda nefis kelimesi ile kastedilen Hz. Âdem’in yaratıldığı toprak değil, bizzat kendisi olmalıdır. Zira bir insan ancak karşı cinsten bir insanla evlenebilir. Buna göre Hz. Havva’nın Hz. Âdem’le evlendiği ve insan neslinin o ikisi aracılığıyla çoğaldığı anlaşılmaktadır.

İnsanlığın atası olan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’nın yaratılışını ve onların ilk çocuklarının dünyaya gelmesini konu edinen bir âyet –ki bir kısmını yukarıda zikrettik- ve meali şu şekildedir: ِمْن َخَلَقُكْم اَّل۪ذى ُهَو

نَفْسٍ وَاحِدةٍََ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهََۚا فَلَمَّا تَغَ هشيهَا حَمَلَتْ حَمْلًَ خَف۪يفًا فَمَرَّتْ بِهَ۪ۚ فَلَمََّٓا اَثْقَلَتْ دَعَوَا هاللَّٰ رَبَّهُمَا لَئِنْ ٰاتَيْتَنَا صَالِحًاْ لَنَكُونَنَّ

الَّشاِك۪ريَن ِمَن Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur. Eşini örtünce (eşi ile birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler.87 Bu âyet-i kerimede de nefis-i vâhide ile zevcin (Hz. Âdem ile Hz. Havva) evlendirildiği sonra da onların çocuklarının dünyaya geldiği açık bir şekilde ortaya konulmaktadır.

80 Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an’daki İslam, (18. Baskı) Yeni Boyut Yayınları, İstanbul 1997, 531.

81 Buhârî, Nikâh, 79, 80; Bedrüddîn Ebû Muhammed Mahmûd b. Ahmed el-Aynî, Umdetü’l-Kârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, I-XXV, (1. Baskı), Dâru’l-Kütübü’l-İlmiyyi, Beyrut 2001, 20/234-235.

82 Bkz. En’âm 6/93; Zümer 39/42; Kıyâmet 75/2; Şems 91/7-10.

83 Bkz. Bakara 2/87, 109, 235; Âl-i İmrân 3/154; Hûd 11/31; Yusuf 12/77; Neml 27/14.

84 Bkz. Yusuf 12/32, 51; Âl-i İmrân 3/61, 145; En’âm 6/151; İsrâ 17/33; Nahl 16/7.

85 Bkz. Bakara 2/48; Âl-i İmrân 3/25; Hûd 11/105; Nahl 16/111; Enbiyâ 21/47; Lokman 31/28, 34; Yâsîn: 36/54; Müddessir 74/38; 151; Tekvîr 81/14.

86 Bkz. Mâide 5/30; Yusuf 12/18, İbrâhîm 14/22; 53; Tâhâ 20/96; Kaf 50/16; Haşr 59/9.

87 A‘raf 7/189.

Kur’an-ı Kerim’de ilk iki insanın yaratılmasından sonraki süreçte diğer insanların yaratılma safhaları detaylarıyla ele alınmıştır. Gelecek başlıkta bu hususa etraflıca yer verilecektir.

İlk insan olan Hz. Âdem’in bedeninin topraktan yaratılmasının ardından ona ruh üflenir. Bu konu bir âyette şöyle dile getirilir: َساِجِدَيَن َلُه َفَقُعوْا ُروِحي ِمن ِفيِه َوَنَفْخُت َسَّوْيُتُه َفِإَذا “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”.88

Hz. Âdem ve Hz. Havva, yaratılmalarının ardından cennete yerleştirilirler.89 Süresini Allah’ın (cc) bilebileceği bir müddet orada kalırlar. Şeytanın vesvesesiyle Allah’ın (cc) yemesini yasakladığı ağaçtan yerler ve dünyaya gönderilirler. Bütün bunlar Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilir:

“(Allah buyurdu ki): Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz. Derken Şeytan, birbirine kapalı (ikisi de birbirinin ayıp yerlerini göremez oldukları halde) ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti. Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti. (Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu. «Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız» dedi” (A‘raf: 7/19-25).90

Yukarıda yer verdiğimiz âyette insanlığın ilk atasının iki kişiden ibaret olduğuna dair birçok karine vardır. Bunlardan en önemlisi cennete yerleştirilirken Hz. Âdem ve eşi için “sen ve eşin” şeklinde tekil ifade kullanılması, ikisini kasteden birçok zamirin kullanılması, şeytanın vesvesesi sonucu cennetten iki insanın dünyaya gönderilmesi vs. bütün bunlar gösteriyor ki insanlığın ilk atası iki kişiden ibarettir.

Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’nın isimlendirilmesi hususuna da kısaca yer vermek istiyorum. Hz. Âdem’in ismi bizzat Allah (cc) tarafından telaffuz edildiği,91 âyetlerden anlaşılmaktadır. Hz. Havva’nın ise kimin tarafından isimlendirildiği Kur’an’da yer almamaktadır. Sahih hadis kaynaklarında da bu hususta bir bilgiye rastlayamadık. Ancak tefsirde otorite sahibi olan müfessirlerden İbn Kesir bu hususta bir rivayet aktarır. Şöyle ki; İblis (malum suçundan dolayı) Cennet' ten çıkarıldıktan sonra, Âdem (a.s) cennete yerleştirilir. Kendisiyle teselli olacağı bir eşi olmaksızın, yalnız başına bir müddet orada dolaşır. Bir ara uykuya dalar uyandığında yanı başında, Allah'ın, kaburga kemiğinden yarattığı bir kadın görür. "Sen nesin?" diye sorar. Kadın: "bir kadın" diye cevap verir. Daha sonra kadına: “niçin yaratıldın?” diye sorar. Kadın, "benimle sükûnete ermen için" diye cevap verir. Bu arada melekler onları görür ve Âdem'in bilgisini ölçmek için kadının kim olduğunu sorarlar. Âdem (a.s), onun Havva olduğunu söyler. Neden O'na bu ismi verdiğini sorduklarında; "çünkü o, canlı bir şeyden yaratıldı" diye cevap verir.92

Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın soyundan gelen evlatlarının nasıl çoğaldıkları, yani nasıl bir evlilik gerçekleştirdikleri hakkında ise elimizde âyet ve hadise dayanan net bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber bazı rivayet tefsirlerinde şu bilgilere yer verilir: Hz. Âdem’in çocuklarının, her batında biri erkek diğeri kız olmak üzere ikiz dünyaya gelir. Bu ikizler kendi aralarında değil çaprazlama şeklinde; yani bir batında doğan kız, diğer batında doğan erkekle; onun erkek ikizi ise aynı şekilde diğer batında doğan kızla evlendirilir. Kâbil’in Hâbil’e düşmanlığı ve onu öldürmesi de bu sebepledir. Çünkü o, Hâbil’le beraber dünyaya gelen kızla değil de kendisiyle beraber doğduğu ikizi ile evlenmek ister. Hz. Âdem ise ona Hâbil ile beraber doğan kızla evlenmesini emretmişti ancak o bunu reddeder. Nihayet babaları yanlarında değilken bu tartışmayı neticeye bağlamak için Yüce Allah’a kurban sunmaya karar verirler. Ağabey olan Kâbil çiftçi, Hâbil ise çobandır. Hâbil semiz bir koyunu kurban olarak sunarken, Kâbil bir demet buğday başağı sunar, o esnada gözüne ilişen en büyük başağa da kıyamayıp elinde ufalayarak yine kendisi yer. Gökten bir ateş inerek Hâbil’in kurbanını yakar; bu, onun makbul olduğunun alamet sayılır. Makbul olmayan kurbanı ise kuşlar ve yırtıcı hayvanlar yer. Bu durumu gören ağabey, “Madem öyle, ant olsun ki kız kardeşimle evlenememen için ben de seni öldürürüm” demiş, kardeşi ise buna, “Allah ancak müttakîlerin sunduğu kurbanı kabul eder.” karşılığını vermiştir.93

88 Hicr 15/29; Sâd 38/72.

89 Hz. Âdem’e ve eşi Hz. Havva’ya; “cennete girin” veya “cennete gidin” ifadesinin yerine; “cennete yerleşin” şeklinde emredilmesi o ikisinin cennette yaratıldıklarına işaret sayılabilir.

90 Aynı gerçeklerin dile getirildiği farklı bir ayet grubu için bkz. Bakara 2/35-38.

91 İlgili âyetler için bakınız. Bakara 2/31; Âl-i İmrân 3/33, 59; Mâide 5/27; Meryem 19/58; Tâhâ 20/115;

92 İbn Kesîr, İmam el- Celil el- Hafız İmâdü’d- Din Ebu’l- Fidâ İsmail İbn Kesîr ed- Dımeşkî, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, I-IV, Dâru’l-Hadîs, Kahire 1988, 1/76.

2. DİĞER İNSANLARIN YARATILMASI

Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın dünyaya indirilmelerinin ardından Hz. Havva’nın hamile kalmasıyla âdemoğullarının yaratılması başlar. Bu konu A‘raf suresinde şöyle dile getirilir: Sizi bir tek kişiden yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur. Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: And olsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler (A‘raf: 7/189). Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın yaratılması, insanlığın yaratılmasının birinci aşaması, âdemoğullarının yaratılması ise yeryüzündeki insanlığın yaratılmasının ikinci aşamasıdır. Denilebilir ki; “Kur’an birçok yerinde, okuyucu nazarında yanlışlık ihtiva eden en küçük bir ifadeye yer vermeksizin, üremenin açık seçik mekanizmalarından bahseder ve onun iyice belirlenmiş safhalarını bildirir. Onda her şey, insanlar tarafından kolayca anlaşılabilecek sade bir dille ve çok sonraları keşfedilecek bilgilere, son derece uygun olarak ifade edilir”94.

Kur’an-ı Kerim’de insanlığın atası olan Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın yoktan yaratılmalarını ve onlardan zürriyetlerinin meydana getirilmesini beraberce zikreden bir âyet grubu mealen şöyledir: “And olsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihâyet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. Sonra yine muhakkak siz, kıyâmet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.” (Mü’minûn: 23/12-16)95.

Allah (cc) insanları birtakım safhalardan geçirerek96 hiçbir şey bilmez halde dünyaya getirir (Nahl: 16/78). Onlardan kimisinin ömrünü erken yaşlarda sona erdirirken kimisinin ömrünü düşkün çağlara dek uzatır (Nahl: 16/70). Bu durum bir âyette toplu olarak şöyle zikredilir: “Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir…” (Rûm: 30/54). Yani maddimanevi kuvvet ve yeteneklerini yaşlanma süreci içinde zayıflığa ve düşkünlüğe çevirir97. Çocuk olarak dünyaya gelen insan birkaç yıl zayıf durumdadır. Eğer ömrü varsa aynı zayıf duruma yaşlılığında tekrar erişecektir. Hz. Âdem’den sonra yaratılan insanların nasıl yaratıldığı hususunda98 yeterli ve detaylı sayılabilecek derecede bilgi verildiğinden bu başlıkta bu kadar bilgi ile iktifa ettik.

93 Yunus Emre Gördük, İlk İnsan Nesli Nasıl Devam Etti? Ensest İlişki İddiası Üzerine Eleştirel Bir Analiz, Usûl İslam Araştırmaları, 29 (2018), s. 67 - 96 (Taberî, Câmi‘u’l-Beyân, X, 207-208; es-Seâlebî, Ebu Zeyd Abdurrahman, el-Cevâhiru’l-Hisan fî Tefsiri’l-Kur’an, Daru İhyai’t-Türâs, Beyrut h. 1418, II, 370; İbn Kesîr, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, III, 83)’den naklen. Bu hususta geniş bilgi için aynı makaleye bakılabilir.

94 Maurice Bucaille, Trc. Suat Yıldırım, Kitâb-ı Mukaddes, Kur’an ve Bilim (La Bible le Coran, et la science), (II. Baskı), İzmir 1981, 293.

95 Aynı manaya gelen diğer âyetler için bkz. Kehf 18/37; Hac 22/5; Rûm 30/20; Secde 32/7-9; Fâtır 35/11; Zümer 39/6; Ahkâf 46/15; Kıyâme 75/36; İnsân 76/2; Abese 80/18.

96 Bakara 2/28; Nûh 71/14; Mürselât 77/20-23.

97 Yâsîn: 36/68; Mü’min: 40/67.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Üretim, ürün, üretim yeri, üretim zamanı… vb. kavramlar bir üretici firmayı, firma sahibini ve firmanın üretim için kurduğu tesisleri, yaptığı tasarımları, planları projeleri ve konuyla alakalı daha nice şeyleri akla getirirken, aynı kökten gelen üreme kelimesi de kâinat tesisinin sahibini akla getirmelidir.

İncelediğimiz âyetlerden, insan türü ilk olarak iki kişi yaratılmıştır ki, bunlar ismi Kur’an’da yer alan Hz. Âdem ve onun eşi Hz. Havva’dır. İlk insan Hz. Âdem’in topraktan, eşi Hz. Havva’nın ise mahiyetini Allah’ın (cc) bilebileceği bir tarzda Hz. Âdem’den yaratıldığı anlaşılmaktadır. Allah (cc) için zorlukkolaylık problemi olmadığından Hz. Havva’yı, Hz. Âdem’in bir kaburga kemiğinden veya herhangi bir hücresinden yaratması fazla da önemli değildir. Zira “O, her türlü yaratmayı gâyet iyi bilir” (Yâsîn: 36/79).

Bazı bilim insanlarının Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın çocuklarının birbiriyle evlenmediğini ispat etmenin hatırına ilgili âyetlerden, ilk insanların sadece iki kişiden (Hz. Âdem ve Hz. Havva) ibaret olmadığını bilakis aynı anda birçok insanın yaratıldığını anlamaktadırlar. Hâlbuki helal etme ve haram etme yani şeriatler Allah’ın (cc) dilemesine bağlıdır.

Diğer insanların yaratılmasında olduğu gibi ilk iki insan olan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’nın yaratılmalarının da Allah’ın (cc) dışında gerçekleşmeyeceği muhakkaktır. Bu hususta yürütülen farklı fikirlerin bir kısmının –evrimci fikirde olduğu gibi- Allah’ı (cc) haşa devre dışı bırakmak amaçlı olduğu aşikârdır.

98 Peygamberimizden yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadığı anlaşılan Hz. İsa’nın yaratılışı Kur’an’da Hz. Âdem’in yaratılışına benzetilir. Dolayısıyla onun yaratılışı bu bölümün konusu değildir.

KAYNAKÇA

  1. Ateş, Süleyman, Kur’an-ı Kerim’in Yüce Meali ve Çağdaş Tefsiri, I-XII, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul 1989.
  2. Bağavî, Muhyi’s-Sünne Ebi Muhammed el-Hüseyn b. Mes’ud el-Bağavî, Tefsiru’l- Bağavî (Meâlimü’t- Tenzîl), I-VIII, (Thk: Heyet), Dar-u Halibe, Riyad h: 1409.
  3. Bayraklı, Bayraktar, Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri, I-XXI (1. Baskı), Bayraklı Yayınları, İstanbul 2003.
  4. Bedrüddîn Ebû Muhammed Mahmûd b. Ahmed el-Aynî, Umdetü’l-Kârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, I- XXV, (1. Baskı), Dâru’l-Kütübü’l-İlmiyyi, Beyrut 2001.
  5. Bilgiz, Musa, Kur’an’da İnsanlık Onuru, (2. Baskı), Fecr Yayınları Ankara 2013.
  6. Birinci, Züleyha, “Nefs-i vâhide İfadesinden Hareketle Kadının Yaratılışı Hakkında Bir Değerlendirme”, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Cilt-Sayı 47, Aralık 2014, ss. 151-164.
  7. Buhârî, Ebû Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. Muğire el- Cu’fiyyi el- Buhâriyyi, El-Câmiu’s- Sahih.
  8. Demirci, Muhsin, Kur’an’a Göre İnsan ve Sorumlulukları, (1. Baskı) Ensar Neşriyat, İstanbul 2010. Din ve Vicdan Özgürlüğü, DİB Yayınları, Ankara 2007.
  9. Gördük, Yunus Emre, “İlk İnsan Nesli Nasıl Devam Etti? Ensest İlişki İddiası Üzerine Eleştirel Bir Analiz” Usûl İslam Araştırmaları, 29 (2018), s. 67 – 96.
  10. Hatip, Abdülaziz, Esma-i Hüsna, BSR Yayın grubu, (4. Baskı), İstanbul 2012.
  11. İbn Atiyye, Kâdı Ebî Muhammed Abdulhak b. Ğâlib b. Atiyye el- Endelûsî, El- Muharrerü’l- Vecîz Fî Tefsîr-i Kitâbi’l- Azîz, I-VI (1. Baskı), Dâru’l- Kütübi’l- İlmiyyi, Beyrut 2001.
  12. İbn Kesîr, İmam el- Celil el- Hafız İmâdü’d- Din Ebu’l- Fidâ İsmail İbn Kesîr ed- Dımeşkî, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, I-IV, Dâru’l-Hadîs, Kahire 1988.
  13. İbn Mâce Ebû Abdillah Muhammed b. Yezîd, Sünen, Dâr-u İhyâ-i Kütübi’l- Arabiyyi, Tsz.
  14. Karagöz, İsmail, Ayet ve Hadisler Işığında Allah’ın İsim ve Sıfatları (Esma-i Hüsna), DİB Yayınları, İstanbul 2010.
  15. Karaman, Hayrettin ve ark., Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, I-V (3. Baskı), DİB Yay. Ank. 2007.
  16. Kılıç, A. Yavuz - Ayşen Türk, Canlılarda Üreme, Üreme Sistemleri, http://w2.anadolu.edu.tr/aos/kitap/2281/ unite 11.pdf, 19.03.2017, 221-240. Erişim tarihi: 04.05.2017.
  17. Kılıç, Sadık, “Kadın Erkeğin Kaburga Kemiğine İndirgenecek İkincil Bir Fenomen Değildir”, Ekev Akademi Dergisi, 10 (27), 2006.
  18. Maurice Bucaille, Trc. Suat Yıldırım, Kitâb-ı Mukaddes, Kur’an ve Bilim (La Bible le Coran, et la science), (II. Baskı), İzmir 1981, 293.
  19. Mâverdî, Ebu’l- Hasan Ali b. Muhammed b. Habib el- Mâverdî el- Basri, en- Nüket ve’l-Uyûn, I-VI, Dâru’l- Kütübi’l- İlmiyyi, Beyrut Tsz.
  20. Muhammed Şükri Ahmed Zâvîyetî, Tefsîr-u Dahhâk, I-II (1. Baskı), Dâru’s-Selam, Kahire 1999.
  21. Mücâhid, Ebu’l Haccâc Mücâhid b. Cebr el Kuraşi’l- Mahzûmî, Tefsir-i Mücâhid, (1. Baskı), Dâru’l-Kütübi’l- İlmiyyi, Beyrut 2005.
  22. Öztürk, Yaşar Nuri, Kur’an’daki İslam, (18. Baskı) Yeni Boyut Yayınları, İstanbul 1997.
  23. Süddî, Ebu Muhammed İsmail b. Abdurrahmân es-Süddi’l- Kebir, (1. Baskı), Tahkik; Muhammed Ata Yusuf, Tefsir-u Süddi’l- Kebir, Dâru’l-Vefa, b. y. y. 1993.
  24. Taberî, Ebu Ca’fer Muhammed b. Cerir et- Taberî, (Tahkik Abdullah b. Abdu’l-Muhsin et-Türkî), Tefsiru’t-Taberî, Câmiu’l-Beyân An Te’vil-i Âyi’l- Kur’an, I-XXVI, (1. Baskı), Hicr, Kahire 2001.
  25. Tabersî, Ebî ale’l-Fadl İbn Hasan et-Tabersî, Mecmau’l- Beyân Fî Tefsîri’l- Kur’an, I-X (1. Baskı), Dâru’l- Murtazâ, Beyrut 2006.
  26. Ulutürk, Veli, Kur’an-ı Kerim Allah’ı (cc) Nasıl Tanıtıyor, Nil Yayınları, İzmir 1994.
  27. Zemahşerî, Carullah Ebi’l-Kasım Mahmud b. Ömer ez-Zemahşerî, el-Keşşaf an Hakaik-ı Ğavamizı’t- Tenzil ve Uyuni’l- Ekavil fi Vücuhi’t- Tevil, I-VI (1. Baskı), (Thk. Adil Ahmed Abdul Mevcud; Ali Muhammed Muavviz), Mektebetü Abikan, Riyad 1998.

Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun