Namaz kılanın günahı af olur mu?
- Bir adam Peygamberimize gelmiş, "Ey Allah’ın Resûlü! Ben cezayı gerektiren bir iş işledim, cezâmı ver" demiş. Peygamber Efendimiz (asm) de “Sen bizimle birlikte namaz kıldın mı?” buyurmu. Adam "Evet" demiş. Efendmiz de “Öyleyse sen affolundun” buyurmuş.
- Böyle bir hadis var mı; nasıl anlamalıyız?
Değerli kardeşimiz,
Hz. Enes (ra) şöyle dedi:
جَاءَ رَجُلٌ إِلى النبيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فقال : يا رسولَ اللَّهِ أَصَبْتُ حدّاً ، فَأَقِمْهُ عَلَيَّ ، وَحَضَرتِ الصَّلاةُ فَصَلَّى مَعَ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فَلَمَّا قَضَى الصَّلاة قال : يا رسول اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ حدًّا ، فأَقِمْ فيَّ كتَابَ اللَّهِ ، قال :
« هَلْ حَضَرْتَ مَعَنَا الصَّلاَةَ ؟ » قال : نَعم : قال «قد غُفِرَ لَكَ »
Bir adam Hz. Peygamber (asm)’e geldi ve:
- Ey Allah’ın Resûlü! Ben cezayı gerektiren bir iş işledim, cezâmı ver, dedi.
Tam o sırada namaz vaktiydi. Adam, Resûlullah ile birlikte namazı kıldı. Namazdan sonra:
- Ey Allah’ın Resûlü! Ben cezayı gerektiren bir iş yaptım, cezamı ver, dedi.
Hz. Peygamber:
“Sen bizimle birlikte namaz kıldın mı?” buyurdu. Adam:
- Evet, dedi. Hz. Peygamber de:
“Öyleyse sen affolundun.” buyurdu. (Buhârî, Hudûd 27; Müslim, Tevbe 44, 45)
Bilindiği gibi hadd, recm, dayak ve el kesme, Kur’ân-ı Kerîm’de veya Hz. Peygamber (asm)’in sünnetinde yer alan cezalardır. Ta’zîr ise, dinen belirlenmemiş olup takdiri hâkime bırakılmış olan cezadır.
Bu hadis-i şerifte Resûlullah(asm)’e gelip hadde çarptırılmayı gerektiren bir şuç işlediğini söyleyen sahâbî, ya işlediği suçun haddi gerektirdiğini zannediyordu ya da “Ben ta’zîr cezasını gerektiren bir günah işledim.” demek istiyordu. Zira, gerçekten o, dediği gibi haddi gerektiren bir suç işlemiş olsaydı, namaz kılmakla affolunmazdı. Hadis-i şerifden anlaşıldığına göre, onun işlediği suç, namaz kılmakla affedilen küçük günahlardan ya da ta’zîri gerektiren suçlardandı. Bu sebeple de biz, onun sözünü “Cezayı gerektiren bir iş yaptım” diye tercüme ettik.
Bu olayda da bir kez daha açıkça görüldüğü gibi, müminin işlediği küçük günahlar, kıldığı namazla affedilmektedir. O halde ibadetler, bizlere sadece sevap kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda işlediğimiz günahlara kefâret de oluyor. Bu durum bizler için gerçekten büyük bir ümit kaynağıdır. Nevevî merhum, bu hadisi recâ konusuna herhalde böylesine bir ümit vesilesi olduğu için almıştır. Zira insanı en çok endişeye ve huzursuzluğa sevkeden şey, işlediği kusurların affedilmemiş olma ihtimali ve korkusudur.
Özetle:
- Abdest namaz gibi günlük ibadetler, küçük günahlara kefârettir.
- İbadetine devam eden mümin, işlediği günahlardan kurtulma şansına sürekli sahip bulunmaktadır.
- Ashâb-ı kirâm işledikleri hataları asla küçük görmez, o hatalardan kurtulmak için yol ararlardı.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 436)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Zina eden kadın suçunu itiraf mı etmiş?
- Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir?
- Zenginler bütün sevapları alıp götürüyorlar mı?
- İnsanların en hayırlısı kimlerdir?
- Çok fazla zina yapan insan, tövbe edip af dilerse affedilir m?
- Kulun Allah üzerinde ne hakkı olabilir?
- Peygamber kimdir, ne demektir, ne ile gönderilmiştir?
- Cezasını çekene kötü söz söylenir mi?
- Sahabeler Peygamber buyruğunu nasıl karşılardı?
- Tebük savaşında bereket mucizesi nasıl olmuş?