Ruhsal yorgunluk iman zayıflığı mı?
- Bazen insanın kalbi yorgun düşüyor, ibadet etse bile iç huzuru bulamıyor.
- Hocam, bu tür ruhsal yorgunluklar iman zayıflığından mı kaynaklanır, yoksa imtihanın bir parçası mıdır?
Değerli kardeşimiz,
Ruhsal sıkıntılarınızın olduğunu ve bunların sizi zorladığını anlıyoruz. Hatta o kadar zorluyor ki, "Keşke bu sıkıntılar hiç olmasaydı, belki iki dünya saadetini daha kolay elde edebilirdim." dediğinizi duyar gibiyiz.
İnsanın zaman zaman ruhen yorulması, ibadetlerinden beklediği huzuru hemen hissedememesi veya iç dünyasında çeşitli sıkıntılar yaşaması, onun imanının mutlaka zayıf olduğu anlamına gelmez. Zira insan sadece bedenden değil ruh ve kalpten de oluşan; inişleri ve çıkışları bulunan bir varlıktır.
Önemli olan, bu sıkıntılar karşısında Allah’tan ümidini kesmemek, elinden gelen gayreti göstermek ve yaşadığı hâli doğru anlamaya çalışmaktır. Bu açıdan ruhsal sıkıntıların imanla, imtihanla, insanın sorumluluğuyla ve tedavi arayışıyla ilişkisini birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekir.
Ruhsal Hastalıklar, Bedensel Hastalıklar Gibi İnsan Olmanın Bir Gereğidir.
İnsan ruh ve bedenden oluşmaktadır. Nasıl dikkatsizlik, önem vermemek, ihmalkârlık veya hatalar yüzünden bedenin hasta olması eşyanın tabiatı gereğidir. Öyle de ruhun da yine insanın kendi hatası, kusuru vb. yüzünden rahatsız olması eşyanın tabiatı gereğidir.
Yani insan varsa, vücudu da ruhu da hasta olacaktır. Nasıl, “bedensel hastalıklar olmasaydı”, diyemiyorsak, “ruhsal hastalıklar olmasaydı” da diyemeyiz. O zaman Allah’ın insanı yaratmasına gerek yoktu, melekler yeterdi.
Yani ruhsal sıkıntılar insan olmanın bir gereğidir. Ruhsal hastalıklar olmasaydı, insan da olmazdı, dünya da olmazdı, imtihan da olmazdı.
Dünya Hayatında Varlık da Yokluk da İmtihan Vesilesidir.
Bir kişinin imtihanının zor veya kolay olması, maruz kaldığı olaylara bağlı değil, daha çok o insanın sahip olduklarına veya olmadıklarına, başına gelenlere veya gelmeyenlere bakışı ile alakalıdır. İmtihan dünyasında olduğu, dünyanın bir misafirhane olduğu, her şeyin insanoğlunun imtihanı olduğu bilinci içinde olan kişiler çok ağır musibetleri bile sabırla karşılamışlar.
Mesela:
Hz. Eyüp (as), mikroplar tüm vücudunu saracak kadar hastalanmasına, Hz. Yusuf (as) kuyuya atılmasına ve uzun yıllar hapiste kalmasına rağmen, başlarına gelen şeyin bir imtihan vesilesi olduğuna inanarak sabretmişler ve böylece Allah’ın lütfuna ve iltifatına mazhar olmuşlar.
Karun ise, hiçbir sıkıntısı olmamasına ve buna karşılık dünya kadar malı ve mülkü olmasına rağmen kibrinden, gururundan dolayı hem servetini kaybetmiş hem de Allah’ın gazabına uğramıştır.
Görüldüğü gibi, insanoğlunun iki dünya hayatını azaba sokan şey sadece ruhsal hastalıklar değil, sağlık da bir imtihandır, mal ve mülk de bir imtihandır. Bazen sağlık, hastalıktan daha ağır bir imtihan olabilir. Ruhsal hastalıkları olmayan kişilerin imtihanın kolay olmadığını, hatta onların daha fazla günaha girdiğini görmekteyiz.
Ruhsal Hastalıklarda Sorumluluk İnsana Aittir.
İnsan, sahip olduğu ve elde ettiği güzel şeyleri “ben yaptım” deme eğiliminde iken, yanlışlıkları ve başarısızlıklarını ise başkalarına ve Allah’a verme eğilimindedir.
Mesela “Allah ruhsal hastalıkları neden yarattı?” derken, aslında kişi kendi sorumluluğunu göz ardı etmektedir.
Oysaki, evet her şeyi halk eden Allah’tır; ama Allah insana cüzi irade vermiştir. Bu irade ile insan kendisini madden olduğu gibi ruhen de koruyabilir veya koruyamaz. Mesela korkusuna yenik düşer, kaygılanır, tevekkül etmez, ümitsizliğe kapılır, gerçekleri kabul etmek istemez. Bu da onu ruhsal rahatsız eder.
Demek ki psikolojik rahatsızlıklarda birinci derece sorumluluk bize aittir. "Allah neden bunları yarattı?" demekten önce, "Benim bundaki rolüm nedir?" demek daha faydalı olacaktır.
Her Ruhsal Hastalık Kişinin Kendi Hatasından Kaynaklanmaz.
Bazı psikolojik rahatsızlıklarda genetik yatkınlık, çocukluk travmaları, aile ortamı, ağır stresler, hormonal ve biyolojik sebepler etkili olabilir. Bu yüzden her ruhsal sıkıntıyı sadece “iman zayıflığı” veya “kişisel hata” olarak görmek doğru değildir.
Hastalık ile Günah Aynı Şey Değildir.
Bir insanın depresyon, kaygı bozukluğu, obsesyon veya dikkat problemi yaşaması onu kötü bir insan yapmaz. Nasıl beden hastalığı insanı günahkâr yapmıyorsa, ruhsal hastalık da tek başına günah değildir.
Allah Hiçbir Kula Zulmetmez.
Allah’ın yarattığı her şeyde bir hikmet vardır. İnsan bazen bu hikmeti hemen göremez. Ancak sıkıntılar; sabır, merhamet, olgunlaşma, acziyetini fark etme ve Allah’a yönelme gibi sonuçlara vesile olabilir.
Psikolojik Hastalıklar Tedavi Edilmelidir.
Dua, sabır ve tevekkül önemli olduğu gibi; terapi, ilaç, destek almak da meşru sebeplere başvurmaktır. Peygamber Efendimiz (asm) de hastalıklar için tedavi olunmasını tavsiye etmiştir.
İnsan Tamamen Kontrol Sahibi Değildir.
Bazı durumlarda kişi elinden geleni yaptığı halde yine de ruhsal sıkıntı yaşayabilir. Bu yüzden kişi kendini tamamen suçlayıp ezmemelidir.
Ruhsal Sıkıntılar Bazen İnsanı Manen Derinleştirir.
Pek çok insan yaşadığı acılar sayesinde kibirden uzaklaşmış, başkalarının acısını anlamış, daha merhametli ve olgun hale gelmiştir. Musibet bazen insanı yıkmak için değil, dönüştürmek için gelir.
Ümitsizlik Doğru Değildir.
En ağır psikolojik sıkıntılar bile insanın Allah katındaki değerini düşürmez. Sabır, mücadele ve dua ile kişi hem dünyada hem ahirette karşılığını görebilir.
Mükemmel Bir Dünya, İmtihan Dünyası Olmazdı.
Hastalıkların, eksikliklerin, acıların hiç olmadığı bir yer dünya değil cennet olurdu. Dünya ise eksiklik, mücadele ve sabır yeridir.
Ruhsal Hastalıklar Bazen Kişinin İradesini Zorlayabilir.
Bu yüzden ağır depresyon, panik bozukluk, travma sonrası stres gibi durumlarda kişiden her zaman tam bir ruhsal performans beklemek doğru değildir. İslam’da da “güç yetirebilme” önemlidir.
Her Sıkıntının Hikmeti Hemen Anlaşılmayabilir.
İnsan bazen yıllar sonra yaşadığı acının kendisini nasıl değiştirdiğini fark eder. Bazı hikmetler dünyada, bazıları ise ahirette ortaya çıkacaktır.
Maneviyat ile Psikoloji Birbirinin Düşmanı Değildir.
Dua, ibadet ve tevekkül ruhu güçlendirirken; terapi ve tıbbi destek de insanın zihinsel yükünü hafifletebilir. Bu ikisini birbirine zıt görmek doğru değildir.
İnsan zayıf yaratılmıştır.
Kur’an’da insanın zayıf yaratıldığı bildirilir. Bu yüzden zaman zaman korku, kaygı, üzüntü ve ruhsal yorgunluk yaşaması insan oluşunun bir parçasıdır.
Başkalarının Acısını Küçümsememek Gerekir.
“İman etsen geçer”, “takma”, “senin elinde” gibi ifadeler bazen kişiyi daha da yalnızlaştırabilir. Ruhsal sıkıntı yaşayan insanın anlaşılmaya, merhamete ve desteğe ihtiyacı vardır.
Allah Kuluna Taşıyamayacağı Yük Yüklemez.
İnsan bazen dayanamayacağını düşünse de sabır, destek ve zamanla birçok zorluğu aşabilir. Bu yüzden ümitsizlik yerine mücadele ve dua önemlidir.
Kişi Hastalığını Kimliğe Dönüştürmemelidir.
İnsan sadece hastalığından ibaret değildir. Ruhsal rahatsızlık yaşayan biri iman eden, seven, üreten, değerli bir insan olmaya devam edebilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Allah psikolojik hastalıkları neden yarattı?
- İmtihan gerekli mi?
- Eğer Allah bana bir mesaj vermek istiyorsa bu nedir?
- İşleri hep yolunda gidenler günahsız mı?
- Kafirler neden hasta olur?
- Kul hiçbir şekilde hayatını beğenmemezlik yapamaz mı?
- Allah otizm ve down sendromunu neden yaratır, hikmetsiz mi?
- Allah bunca acıyı neden verdi?
- Musibetlerin sebebi günahlarım, düşüncesi doğru mu?
- Hastalık olmasaydı daha iyi kul olur muydum?