Nisa suresi 64. ayete göre, Efendimiz (asv)'den dua istemek onun vefatından sonra da geçerli midir? Konuyla ilgili anlatılan arabî kıssası doğru mudur?

Tarih: 04.05.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Biz her bir peygamberi, Allah'ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileselerdi, Peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah'ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.”
(Nisa, 4/64)

Önceki ayetlerde bildirildiğine göre, münafıklar yaptıkları eylemlerle kendilerine zulmetmektedirler. Zulüm kavramının içine şu eylemler girmektedir: Hz. Muhammed (asv)'e ve ondan önce indirilenlere iman ettiklerini iddia ettikten sonra tâğutun önünde hüküm aramaları, şeytanın etkisi altında kalmaları, Hz. Muhammed (asv)'e indirilene çağrıldıklarında Peygamber (asv)'den uzaklaşmaları; yaptıklarından dolayı başlarına gelen belânın ardından ikili oynayarak yemin edip iyilik ve uyum istediklerini söylemeleri. Bu eylemlerin bir araya gelmesi zulmü meydana getirmektedir. (bk. Nisa, 4/60-63)

Bir Müslüman başkası için dua edebilir. Nitekim, Muhammed sûresinin 19. âyeti şöyledir:

"Bil ki: Allah'tan başka tanrı yoktur. Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile."


Şuarâ sûresinin 86. ayetinde Hz. İbrahim (as) müşrik olan babası için şöyle yalvardı: "Babamı da bağışla." Gafir sûresinin 7. âyetinde meleklerin inananlar için istiğfar ettiğini görüyoruz. Hz. İbrahim (as), İbrahim sûresinin 41. âyetinde şöyle dua etmektedir:

"Ey rabbimiz! Hesap günü beni, ana babamı ve müminleri bağışla!"

Allah affedici ve merhamet sahibidir. Münafıklar âyetin ikinci bölümünde belirtildiği şekilde, kendilerine zulmettikten hemen sonra Allah'a istiğfar edip af dileselerdi elbette Allah'ın tövbeleri kabul edici, merhamet sahibi olduğunu anlayacak ve bu sıfatlarını harekete geçireceğini göreceklerdi.

Bu ve benzeri ayetlerden (bk. Şuara, 86; İbrahim, 41) anlıyoruz ki, bir mümin başka biri için Allah'a istiğfar edip af dileyebilir. Bu ilkeden hareket edildiğinde Hz. Muhammed (asv)'in münafıkların Allah'tan af dilemelerinden sonra, onlar adına Allah'tan af dileyebileceği beyan edilmektedir.

Ehl-i sünnet alimlerine göre, vefatından sonra da Peygamber Efendimiz (asv)'den himmet beklemek, onu duasına şefaatçi yapmak caizdir. Tevessül konusunda alimler özel kitaplar yazmışlardır.  İbn Teymiye çizgisinde olanlar dışındaki alimler “Resulullah hakkı için” gibi ifadeler kullanmayı caiz görürler ve kullanırlar.

Arabînin ilgili kıssası el-Utbî’den nakledilmiştir. Bu zat şöyle diyor:

“Ben Resulullah (a.s.m)’ın kabrinin yanında oturuyordum, bir Arabî geldi ve şöyle dedi:

"Ya Rasulallah! Ben Allah’tan şunları duydum: ‘Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan af dileselerdi sen de resul olarak onların affedilmesini dileseydin elbette Allah’ı tevbeleri kabul eden pek merhametli bulacaklardı.’ Bu sebeple günahlarımın bağışlanması, seni Rabbimin katında şefaatçi yapmak için sana gelmiş bulunuyorum.”

Daha sonra Resulullah’ı öven bir şiir söyledi ve dönüp gitti. O gittikten sonra gözlerime uyku bastı, rüyamda Resulullah (a.s.m)’ı gördüm, bana şöyle emretti. “Ya Utbî! Git Arabîye ulaş ve Allah’ın kendisini bağışladığını müjdele.”(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri; Nevevî, el-Mecmu’, 8/274).

İlave bilgi için tıklayınız:

İmam Azam Ebû Hanife ile İmameyne göre, “Senden falananın hakkı için, nebiler ve resuller hakkı için istiyorum” diye dua etmenin, mekruh olduğu doğru mudur?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun