Nebe Suresi 33 ve 34. ayette geçen, yaşıt kızlar ve dolu kadehler ifadesini açıklar mısınız? Yaratan mukaddes kitabımızda neden bu teferruata girmiş olabilir?

Tarih: 15.10.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah Tealâ, ateş ehli olan kötülerin durumlarından bir miktar bahset­tikten sonra, cennet ehli olan iyilerin kurtuluş ve zafer yerinden de söz et­miştir, onlar ateşten kurtulup cennete sokulmuşlardır. Bunun Allah'ın bir lütfu ve ihsanı olduğu açıklanmıştır. İyilerin ve kötülerin durumlarının gösterilmesi, düşünme ve karşılaştırma, cennete götüren kulluğa teşvik ve ateşe götüren masiyet, küfür ve yalanlama konusunda uyarı için bir zemindir. Özet olarak Allah Tealâ kâfirlere olan vaidini andıktan sonra iyile­re olan vaadini de açıklamıştır.

Allah Teâlâ, kullarının uhrevî nimetlere dair yaklaşık bir fikir edinmelerini sağlamak ve onlar­da bir arzu uyandırmak için, birçok âyette olduğu gibi burada da idrak ve anlama gücüne göre temsilî bir anlatımla bu dünyada en çok ihtiyaç duydukları, arzuladık­ları, sevdikleri maddî-bedensel hazlardan örnekler vermiştir. Bu anlatımda Kur'an'ın ilk muhataplarının beklentilerinin dikkate alındığı da söylenebilir, keza bu anlatımdan, âhirette cennete girmeyi hak eden her bir insana, dünyadaki ame­line zihnî ve ruhî kemaline, mutluluk anlayışına ve beklentisine göre neleri istiyor ve bekliyorsa onların verileceği sonucunu çıkarmak da mümkündür.

Bu anlatım, cennette mü'minler için hazırlanan eşleri tasvir etmek­tedir. Bunlar genellikle iki kısımdır: Biri, cennet yaratıldığı zaman orada yaratılan «Huri» denilen ve mahiyeti bizce bilinmeyen bakire ve yaşıt eş­lerdir. Diğeri, dünyadaki sâliha eşlerdir ki, cennete girince onlar da huri misali yaşıt duruma gelir ve genç kız görünümü alırlar.

KE'S, kâse demektir. Dolu kadehe denir. Meşhur mânâda bunun hakikatı, içinde içki bulunan kadehin kendisidir. Özellikle içindeki içkiye de denir. İçki içenlerin asıl maksadı neticede içkinin vereceği neşe olduğu için, daha sonraları bu kelime zikr-i sebeb irade-i müsebbeb (sebebi söyleyip neticeyi kastetme) yoluyla tam neşeden mecaz olarak kullanılmıştır ki, edebiyatta bu mânâda kullanılışı yaygın olmuştur. Şu halde "tam anlamıyla dolgun, vereceği neşe içinde hiç sarhoşluk ve sersemlik bulunmayan, o anda ve daha sonra her türlü gam ve kederden uzak saf ve duru bir hayat zevki" demek olur. Böyle bir hayat ise, "Kuşkusuz ahiret yurdu, işte gerçek hayat odur."(Ankebut, 29/64) delilince ancak ahiret hayatıdır. Çünkü dünyanın hiçbir neşesi yoktur ki içinde bir keder ve başağrısı bulunmasın.

Bu nedenle "ke's" demekle gözetilen "tam neşe" mânâsı dünya kadehlerinde, dünya şaraplarında yoktur. Bunlar bir neşeye karşılık bir türlü yıkımla doludur. Bundan dolayı Kur'ân'da dünya şarabı "Şeytanın işinden bir pislik."(Mâide, 5/90) ve "Günahları faydalarından büyüktür." (Bakara, 2/219) diye nitelendiği halde, ahiret şarabı "Tertemiz bir içecek..." (İnsan, 76/21) şeklinde nitelenmiştir ki bu, dünyada ancak mutlak bir iman, tertemiz bir aşk neşesi ile ruhani bir gaye halinde düşünülebilir. Bunda cismani zevkten ruhani zevke, geçici güzellik aynasından mutlak güzelliğin şevkine geçen öyle derin ve sonsuz bir sevgiliye kavuşma neşesi vardır ki, yolunda dünyadan geçilir, canlar feda edilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun