Namaz kılanlar Allah'ın merhametiyle korunur mu?
"...Çünkü Rabbimin merhamet edip koruduğu kimseler dışında, nefis insana sürekli kötülüğü emreder...” [Yusuf 53]
"...Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor..." [Ankebut 45]
Bu iki ayetteki bağlantıyı Kuran okurken fark ettim. Bu iki ayetten: 'Namaz kılanlar Allah'ın merhametiyle korunur.' anlamı çıkar mı?
Değerli kardeşimiz,
Namaz, insanı hayâsızlık ve kötülüklerden uzaklaştıran, Allah’a bağlılığını ve kulluk şuurunu güçlendiren büyük bir ibadettir. Nefis ise kötülüğe meyillidir; insanın bundan korunması Allah’ın rahmetine bağlıdır. Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde, namazın Allah’ın rahmetiyle insanı kötülüklerden korumaya vesile olduğu ve kalbine huzur verdiği anlaşılmaktadır.
Detaya gelince:
Soruda işaret edilen iki ayet arasında gerçekten güzel bir münasebet vardır. Cenab-ı Hak, Hz. Yusuf’un (a.s.) dilinden şöyle buyurur:
“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü Rabbimin merhamet ettikleri müstesna, nefis daima kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Yusuf, 12/53)
Diğer taraftan Cenab-ı Hak namaz hakkında: “Şüphesiz namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” buyurmaktadır. (Ankebût, 29/45)
Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde, insanın kötülüklerden korunmasında Allah’ın rahmetinin ve namazın çok önemli bir yeri olduğu anlaşılır. Ancak buradan “Namaz kılan herkes, hiçbir şekilde günah işlemez ve kötülüklerden tamamen korunur.” şeklinde mutlak bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
Yusuf Suresi’ndeki ayet, insan nefsinin tabiatına dikkat çekmektedir. Nefis, kendi haline bırakıldığında kötülüğü emretmeye meyillidir. İnsanın bu kötü meyillerden kurtulabilmesi ise Allah’ın rahmet ve inayetine bağlıdır. Nitekim ayet, “Rabbimin merhamet ettikleri müstesna” buyurarak bu hususa açıkça işaret etmektedir.
Ankebut Suresi’ndeki ayet ise namazın bu mücadeledeki tesirini ortaya koymaktadır. Namaz, insanı Allah’ı hatırlamaya, O’nun huzurunda bulunduğunu düşünmeye ve kulluğunu yenilemeye sevk eder. Bu sebeple insanın nefsinin kötülüğe yönelmesini engelleyen en büyük manevî vasıtalardan biridir.
Fakat namazın insanı kötülüklerden alıkoyması, insanın iradesini ortadan kaldırdığı veya artık hiç günah işlemeyeceği anlamına gelmez. Namaz kılan bir insan da nefsine uyabilir, hata edebilir ve günah işleyebilir. Nitekim Kur’an’da namaz kıldıkları halde namazlarının ruhundan ve şuurundan uzak olan kimseler de uyarılmıştır:
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarından gafildirler.” (Maun, 107/4-5)
Demek ki burada namazın sadece şeklen kılınmasından değil, hakkıyla ve şuurlu bir şekilde eda edilmesinden söz edilmektedir.
Namazın “fahşâ ve münkerden alıkoyması”nı bir başka açıdan da anlayabiliriz.
Fahşâ, özellikle haya ve iffete aykırı olan çirkin söz, davranış ve günahları; münker ise dinin ve selim aklın kötü ve yanlış gördüğü her türlü davranışı ifade eder.
Namaz, insanın kalbine Allah’ı hatırlatan ve gün içinde defalarca Rabbinin huzuruna çıkaran bir ibadettir. İnsan her namazda Allah’ın huzurunda olduğunu, O’nun kendisini gördüğünü ve bütün yaptıklarından haberdar olduğunu hatırlar. Bu şuur güçlendikçe, günahlara karşı direnme kuvveti de artar.
Dolayısıyla iki ayet arasındaki münasebeti şöyle ifade etmek mümkündür:
Nefis insanı kötülüğe sevk etmeye meyillidir; insanın bu kötülüklerden korunması ise Allah’ın rahmetine muhtaçtır. Allah Teâlâ da kullarına bu korunma için namaz gibi büyük bir vesile vermiştir. Namaz, Allah’ın zikrini ve kulluk şuurunu canlı tutarak insanı fahşa ve münkerden uzaklaştırır. Bu bakımdan namaz, Allah’ın rahmet ve inayetiyle insanı kötülüklerden koruyan önemli bir siper ve vesiledir.
Bu sebeple sorudaki “Namaz kılanlar Allah’ın merhametiyle korunur.” ifadesi, eğer “Namaz, Allah’ın rahmetiyle insanın nefsinin kötülüklerine karşı korunmasına vesile olur.” manasında anlaşılırsa, iki ayetin işaret ettiği güzel bir manadır. Fakat “Namaz kılan kimse artık hiçbir günah işlemez ve kötülüklerden tamamen korunmuş olur.” şeklinde anlaşılırsa doğru değildir.
Nitekim insanın korunması yalnız namazla değil; iman, takva, tövbe, Allah’ı zikretme, haramlardan sakınma ve nefsin arzularına karşı mücadele etme gibi birçok sebebe bağlıdır. Namaz ise bütün bunların merkezinde bulunan ve insana sürekli olarak Allah’ı hatırlatan en büyük ibadetlerden biridir.
Kısacası, Yusuf Suresi 53. ayette nefsin kötülüğe meyli ve Allah’ın rahmetine olan ihtiyaç; Ankebut Suresi 45. ayette ise namazın insanı kötülüklerden uzaklaştırıcı hususiyeti bildirilmiştir.
Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde, Allah’ın rahmetinin insanı nefsinin kötülüklerinden korumasında namazın önemli bir vesile olduğu söylenebilir. Ancak bunu “namaz kılan kişi kesinlikle günah işlemez” şeklinde anlamamak gerekir.
Asıl koruyan Allah’ın rahmetidir; namaz ise bu rahmete mazhar olmaya vesile olan en büyük ibadetlerden biridir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Bazı kimseler namaz kılmamanın şirk ve küfür olduğunu iddia ediyorlar. Bunların sözleri ne derece geçerlidir?
- Nefis bedenin neresinde ikamet ediyor?
- Ömründe hiç namaz kılmayanın akıbeti nedir; hayatıyla inkâr etmiş mi oluyor?
- İslamiyet nedir? İslamiyet hakkında geniş bilgi verir misiniz?
- Namaz kılmamak şirk ve küfür müdür?
- Namazın maddi ve manevi fazileti hakkında bilgi verebilir misiniz?
- "Doğrusu, ben nefsimi temize çıkarmam..." Yusuf suresi 53. ayeti açıklar mısınız?
- Kadının baş açık gezmesi ibadetlerine mani olur mu?
- Manevi cihad nedir, nasıl yapılmalıdır?
- İman ettikleri halde, ayetlerden ve hadislerden neden etkilenmezler?