Mükatebe için bir köle ile efendisi anlaşmaya oturduklarında, efendi köleden dilediği miktarı talep edebilir mi?

Tarih: 15.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili ayetin meali:

"Evlenme imkânını bulamayanlar ise; Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır (kabiliyet ve güvenilirlik) görüyorsanız, hemen mükâtebe yapın. Allah'ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir."

(Nur, 24/33)


Mükatebe, köle veya cariye ile efendisi arasında yapılan bir akid olup, bu akidde köle veya cariye, belli bir bedel ödediği takdirde efendisinden, kendisine hürriyetini vermesini ister veya aynı teklifi efendisi ona yapar. Üzerinde anlaşmaya varılan bu bedel hazır ise köle bu bedeli hemen ödemek, değilse, efendisinin kendisine tanıdığı bir süre içinde temin ettikten sonra ödemek şartıyla hürriyetine kavuşur.

Yukarıdaki ayette, “Allah’ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin.” buyurulmakla, insanın elindeki malın asıl sahibinin Allah olduğu, şu halde Allah’ın malından köle ve cariyelere de vermek suretiyle onların hürriyete kavuşmalarını kolaylaştırmanın dini, ahlaki ve ictimai bir vazife olduğu ortaya konmaktadır. Bu vazife, İslam’ın, asırlarca uygulana gelen ve bir çırpıda tasfiyesi mümkün olmayan kölelik müessesesini ortadan kaldırmak için almış olduğu bir dizi tedbirden biridir.

Bu konuda temel kural, mukatebe yapılacak kişinin hürriyeti lehine olacak bir uygulamanın esas olmasıdır. Hatta diğer Müslümanlar da yardımcı olacaklar, gerekirse devlet destek verecektir. Miktarı ise kölenin bedelidir.

İnsan hürriyetine ve saygınlığına büyük önem veren İslâm dini, eski çağlardan beri varlığını sürdüren kölelik kurumunu kesin olarak ortadan kaldırma şeklinde sosyal gerçeklikle bağdaşmayacak bir düzenleme yapmak yerine, bir yandan zaman içinde köleliği destekleyen toplumsal dinamiklerin zayıflatılmasını, öte yandan olabildiğince insanî esaslara uygun hale getirilmesini sağlayacak tedbirler alma yolunu tercih etmiştir. Câhiliye döneminde de bilinip uygulanan mükâtebenin (Bedreddin el-Aynî, XIII, 116) özendirilmesi bu tedbirlerden biridir. Nitekim, "Bedelini ödeyerek hür olmak isteyen köle ve cariyelerinizin kendilerinde hayır görürseniz tekliflerini kabul edin. Allah'ın size verdiği maldan onlara da verin" mealindeki âyetle (Nûr, 24/33) hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve cariyelerin mükâtebe taleplerinin kabul edilmesi ve kitabet bedelini ödemelerine yardımcı olunması emredilince ilk aşamada kölelere iktisadî hayatta hür kimseler gibi hareket etme imkânı veren, ardından köleliği sona erdiren mükâtebe statüsü kısa sürede kurumsal bir karakter kazanmıştır.

Değişik vesilelerle köle azadını teşvik eden Hz. Peygamber (asm), bazı hadislerinde Allah'ın mükâteb köleye yardımda bulunan kişiler için büyük ödüller vaad ettiğini haber vererek bu yolun işletilmesini özel olarak istemiştir. (Müsned, II, 251, 437; İbn Mâce, "Itk", 3; Tirmizî, "Fezâilü'l-cihâd", 20; Nesâî, "Nikâh", 5) Ayrıca mükâtebe sözleşmesi yapan bazı kölelerin kitabet bedelini tedarik etmeleriyle bizzat ilgilenmiş ve onlara maddî destek sağlamaya çalışmıştır. (Müsned, V, 443, 444; Bedreddin ei-Aynî, XIII, 116)

Mükâtebe sözleşmesinin hükümleri genel olarak muâvaza akidlerinin tâbi olduğu prensipler çerçevesinde belirlenmekle beraber kölenin kolayca ve bir an önce hürriyetine kavuşabilmesi hedeflendiği için onun lehine sayılacak bazı özel hükümlere de yer verildiği görülür.

İlave bilgi için tıklayınız: MÜKATEBE.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun