Mikrosefali gibi hastalıklar ortak atadan kalıntı resesif genlerin gün yüzüne çıkması olmadığını nasıl söyleyebiliriz?

Tarih: 29.03.2022 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bugün insanların ırksal olarak farklılıkları sebepler dairesinde Hz Adem (as)’ın genetik yapısında bütün hepsinin mevcut olmasından kaynaklandığına inanıyoruz.
- Peki, aynen bunun gibi; “mikrosefali” veya “anensefali” gibi isimlerini bizim taktığımız ve hastalık olarak adlandırdığımız bazı durumların, velev ki insanların maymunlarla ortak atası kabul edilmiş olan bir canlıdan aktarılmış resesif genden dolayı bazen insanların çocukları böyle doğuyor olabilir düşüncesi mantıklı oluyor.
- Hatta bu kişileri kime göstersek maymuna çokça benzediği söyleniyor.
- Birbirine benzeyiş bir elden çıktığına delil olması gibi, mesela fıstıklı helva ve cevizli helva aldığımızda cevizli helvanın içinden bir fıstık kalıntısı çıktığında o cevizli helvayı üreten o fabrikada fıstıklı helva da üretiliyor ki yani ortak fabrika ki içinde fıstık kalıntısı kalmış deriz.
- Bunun gibi mikrosefali gibi adlandırdığımız durumlar insan ve maymunun ortak atasından kalıntı olarak aktarılmış resesif genlerden kaynaklanmadığını nasıl bilebiliriz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Mikrosefali İçin Hamileliğin Son İki Ayı Önem Taşır

Nörolojik bir hastalık olan mikrosefali, hamilelik döneminin son iki ayındaki bebeğin beyin gelişimini tamamlayamaması sonucu meydana gelmektedir. Ultrason muayenesinde fark edilse bile doğumdan önce anne karnındaki bebeğe müdahale edilemez.

Ultrason muayenesinde fark edilen mikrosefali, doğumdan sonra yeni doğan bebeğe bazı testler ve tetkikler uygulanmaktadır. Ortalama baş çevresi ölçüsü 35 cm.dir. Bu ölçünün altındaki bebeklerde mikrosefali olduğu görülmektedir.

Mikrosefalinin Tedavisi

Mikrosefalinin tedavisi yoktur, yaşam boyu süren bir hastalıktır. Mikrosefalinin erken teşhisi, bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimi için son derece önem taşır. Kafatasının erken kapanması durumunda cerrahi işlem uygulanır. Erken teşhis ile nörolojik problemler en aza indirilir ve bebeğin yaşam kalitesi arttırılabilir.

Anensefali

Anensefali, bebeğin beyninin ve kafatasının bir kısmının veya tamamının oluşmaması şeklinde tanımlanan bir doğum kusurudur. 

Bu bebekler ya doğmadan anne karnında veya doğduktan sonraki ilk hafta içinde kaybedilir. Yani yaşama imkânları yoktur. Bu hastalığın tanısı 3. aydan itibaren yapılır.

Anensefali bebeklerin gözleri kurbağa gibi dışarı çıkık olduğundan halk arasında "kurbağa çocuk" olarak adlandırılır. Anensefali’nin 2. gebelikte tekrarlama oranı % 5 civarındadır. Yeni bir gebeliğe başlamadan en az bir ay önce yüksek dozda folik asit kullanmaya başlamak anensefaliyi önlemeye yardımcı olacaktır.

Soru: Mikrosefali gibi hastalıklar ortak atadan kalıntı resesif genlerin gün yüzüne çıkması olmadığını nasıl söyleyebiliriz?

Cevap:

Mikrosefali, bebeğin baş çevresinin büyük ya da olması gerekenden küçük olması sonucu ortaya çıkan bir nörolojik hastalıktır. Bunun değişik sebepleri vardır.

Mikrosefalinin Başlıcaları Sebepler

  • Bebeğin hamilelik döneminde, annenin karnında yeterli oksijen alamaması.
  • Down sendromu (Mongolizm): bebekteki 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması. Bunun görüntüsü: düzleşmiş yüz, kısa boyun, küçük kafa boyutları, dilin dışa doğru çıkması.
  • Doğum sırasında da çeşitli komplikasyonlar (Mesela, bebeğin haznede fazla kalması sebebiyle oksijen almama sonucu beyin hasarları).
  • Bebeğin anne karnında kızamık ve suçiçeği gibi bazı enfeksiyonlar geçirmesi.
  • Hamilelik esnasında alınan ilaçlar.

Sayılan bu sebeplerin her birisi bebeğin ilk teşekkülü esnasında kromozom eşleşmelerine etki eder ve bazı karakterlerden sorumlu genlerin hasar görmesi sebebiyle birtakım anormallikler ortaya çıkar.

Her bir insanda Hz. Âdem’den beri gelen insanların renk ve ırk karakterleri genetik yapısında vardır. Bir başka ifade ile bütün insanların genetik yapısı fotokopi kağıdı gibi aynı değildir. Bütün insanların teşkil ettiği bu yapıya gen havuzu denir. Bu gen havuzunda küçük kafalı insan karakterlerinden en büyük kafalı olanlara kadar bir derecelenme söz konusudur. Bu karakter insanlarda bu iki sınır arasında görülür.

Öyle iddia edildiği gibi, gerek biyolojik yapısı ve gerekse düşünce ve davranışları ya da ruh yapısı itibariyle bir insandan maymun benzeri bir varlığın meydana geldiğine insanlık tarihi şahit olmamıştır.

Anensefalinin En Yaygın Sebepleri

  • Anne adayının yetersiz folik asit alması,
  • Hamilelikte veya hamilelik öncesi şeker tip 1 diyabet hastalığı,
  • Anne adayının vücudunda anormal ısı artışı,
  • Anne adayının çok kilolu olması,
  • Aşırı sıcağa maruz kalma,
  • Bakır ve çinko eksikliği,
  • Anne adayında sara hastalığı.

Sonuç olarak; mikrosefali ve anensefali olarak adlandırılan normalden küçük veya büyük kafalılık nörolojik bir hastalıktır. Bu hastalığın en büyük sebebi daha önce ifade edildiği gibi, bebeğin yeterli oksijen alamamasından kaynaklanır. Normal bir genetik üreme sonucu ortaya çıkan genetik bir karakter değildir. Bunun bir versiyonu 47 kromozomlu mongolizmdir. Zigotun ilk bölünmesi sırasında veya zigotu teşkil edecek gametlerin teşekkülü sırasında, bazı kromozomların parçalanması veya iki kutba eşit olarak, yani 23’er adet gitmesi gerekirken kromozomların bir kutba 22, diğerine 24 gitmesi sonucu meydana gelir.

Kromozomların parçalanması veya kutuplara eşit gitmemesinin sebebi de o anda alkol, içilen sigara veya uyuşturucu alınmış olması ya da embriyo safhasındaki cenini etkileyecek bir ilacın alınmasıdır.

Şimdi bu tip konuların internet ortamında neşredilmesinden maksat bilimsel bir konunun anlatılması değildir. İdeolojik bir çalışmadır. Beşinci kol kuvvetleri olarak ifade edilen birileri tarafından bir milletin gençliğini dininden, örf ve adetlerinden ve kültür değerlerinden uzaklaştırmak için yapılan bir kara propagandadır.

Zaten burada uygulanan metot bilimsel bir metot değildir. Çünkü bilimsel metotta birtakım veriler elde edersiniz, o veriler ışığında bir hükme varırsınız. Hâlbuki bu evrim felsefesinde durum tam bunun tersidir. Onlar canlıların silsile halinde birbirinden meydana geldiğini, nihayette maymundan insanın teşekkül ettiğini telkin ederler. Ondan sonra bu hükümlerine delil yerine birtakım iddialar ileri sürerler. “Bunun olmadığını ispat edin.” derler.

Olmayan bir şeyini ispatı mümkün değildir.

Halbuki onlar iddialarını ispatla mükelleftir. Gençler bunu bilmediği için onların oltalarına takılıverirler. Onların istediği de zaten budur. “Çamur at. Tutmazsa bile izi kalır.” mantığı ile hareket ediyorlar.

Buna en büyük delil işte sizin sorunuzdur. Siz bu soruyu, o iddiayı ortaya atan evrimcilere soracaktınız. “Hangi gen nasıl değişerek maymun benzerini vermiştir? Bununla ilgili kaç deney yaptınız? Yaptığın deneylerde kaç tanesinde maymun benzeri insan meydana geldi? Bunun istatistikî değerlendirmesini yaptınız mı?” demeniz gerekirdi.

Siz hemen onların kayığını binivermişsiniz...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun