Medine'de ay tutulması ve zelzele olduğunda Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanlara hangi tavsiyelerde bulunmuştur, hadiseyi nasıl değerlendirmiştir?

Tarih: 02.06.2006 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hicretin beşinci yılında Medine'de zelzele oldu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bunun üzerine şöyle buyurdu

"Rabbiniz, sizi razı olacağı duruma döndürmek istiyor. O halde siz de, onun rızasını dileyiniz."1

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bu ifadeleri, yeryüzü ile üzerinde yaşayan insanların hareketleri arasına münasebetin bulunduğunu ortaya koyuyor ve dünyanın hareket ve zelzelesinde vahy ve ilhama mazhar olarak emir altında deprendiğini beyan ediyordu!

Yine hicretin 5. Yılı Cemaziyelâhir ayında ay tutuldu.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, ay tutulması geçinceye kadar, husûf namazı* kıldırdı.2

Cahiliyye Devrinde insanlar, "Güneş ve ay, ancak yeryüzü halkının büyüklerinden bir büyük için tutulur." bâtıl inancını taşırlardı. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz şu sözleriyle bunun doğru olmadığını açık bir şekilde ifade etti:

"Şüphesiz ki, güneş ve ay, hiçbir kimsenin ölümü veya doğumu sebebiyle tutulmazlar. Onlar, Allah'ın kudret ve azametini gösteren alâmetlerden iki alâmettir! Siz onların tutulduğunu gördüğünüz zaman, namaza durunuz!"3

Peygamberimiz (s.a.v.) bu sözleriyle Cahiliyye Devri insanlarının bu bâtıl inançlarını değiştirmiş, güneş ve ay tutulmalarının Allah'a ibâdet vakti olduğunu beyan buyurmuşlardır. Bu vakitlerde insanlar, boş şeylerde değil, Allah'a ibâdet ve tâatle meşgul olmaları gerektiğini ifade etmişlerdir.

Şurası da unutulmamalıdır ki, ibadet ve duânın sebebi ve neticesi emir ve Allah'ın rızasıdır, faydası ise âhirete aittir. Eğer namaz ve ibâdetten dünyevî bir maksat niyet edilse, yalnız onlar için yapılırsa, o namaz batıl olur. Bu sebeple, güneş ve ay tutulmaları halinde, onların açılması niyetiyle ve kasdıyla namaz kılınmaz. Belki, güneş ve ayın tutulması zamanları bu çeşit ibadetin vakitleri olarak bilinmeli ve sırf Allah'ın rızası kasdedilerek namaz kılınmalıdır.4

Dipnotlar:

1. Üsdü'l-Gâbe, 1:22.
* Küsuf ve husuf (güneş ve ay tutulması) namazı sünnettir, iki rekâttır. Rükû ve secdeleri, nafile namazlarda olduğu gibi yapılır. Bu namazlar için ezan ve kaamet okunmaz.
Ancak hüsûf namazı için, 'es-Selâtü camiâtün (Namaz için toplanınız) diyerek seslenilir.
2. İnsanü'l-Uyûn, 2:628.
3. Buharî, 2:23-24; Müslim, 3:28-36.
4. bk.: Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lahikası, s. 31-33.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun