Kuran ve Hz. Peygambere göre Kuran nasıl tanımlanmıştır?

Tarih: 03.02.2021 - 11:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Tarihte ve günümüzde Kuran’ı tanımlama ve tarifi ile ilgili bir çok açıklamalar yapılmıştır. Kıyamete kadar da değişik tarifler yapılacaktır. Ancak Kuran hakkında Kuran’da ve Hadislerde geçen tarifler var mıdır? Kuran için Kuran’ın kendisi ve Kuran’ın kendisine indirildiği Hz. Peygamber Efendimiz ne demiştir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran’ın ve Rasulullah Efendimizin Kuran’dan bahsetmeleri ve onu bazı özellikleriyle tarif etmeleri söz konusu olmuştur. Bunlardan bazılarına özetle temas etmeye çalışalım:

Kuran’ın kendini tanımlaması

Kuran’ın kendisiyle ilgili tanımları, farklı açılardan vasıflarını dile getiren tanımlar niteliğindedir.

Kuran’ın vahiy mahsulü olduğu bazen doğrudan, bazen de dolaylı ifadelerle anlatılır.

Doğrudan anlatıldığı yerlerde:
- “Rahman’dan bir indirme”,
- “Hakîm-Hamîd olandan bir indirme”
(1),
- “Allah’ın indirdiği kitab” (2),
gibi ifadeler kullanılır.

Dolaylı ifadelerin kullanıldığı yerlerde Kuran;
- “önceki vahiylerle yakın ilişkisi olan” (3),
- “Şeytan’ın sözü olmayan” (4),
- “mukaddes, yüceltilmiş, arındırılmış sahifelerde yer alan; saygıdeğer ve erdemli elçilerin elinde bulunan” (5),
- “büyük/önemli bir haber” (6),
- “sadece arındırılmış olanların dokunabildiği, saklı bir Kitab’da bulunan değerli bir Kuran” (7),
- “benzeri ortaya konulamaz olan” (8),
- “şerefli bir elçinin [Cebrail] sözü olup, şair yahut kahin sözü olmayan” (9),
- “başkasından değil de Allah’tan geldiği için hiç çelişki barındırmayan” (10)
gibi ifadelerle tanımlanır.

Bu tanımlamalar, Kuran’ın vahiy mahsulü olduğunu dile getirirken aynı zamanda muhatabın ve muarızın bu konudaki şüphelerini ve endişelerini izaleye yönelik pekiştirme anlamını da barındırmaktadır. (11)

Kuran, vahiy oluşunun yanında kendisini sıklıkla “bir hatırlatma ve öğüt” olarak da tanımlar.

Ayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Kuran’ın hatırlatma ve öğüt oluşu, kendisine muhatap olacak bütün insanlara yönelik bir tanımlamadır. (12)

Bununla birlikte onun “bir rahmet ve hidayet [rehber]” oluşu, daha ziyade kendisine olumlu cevap vermiş ve iman dairesine girmiş insanlara yönelik bir tanımlamadır. (13)

Kuran’a göre, Kuran;
- mübarek/bereketli (14),
- ayetleri açık ve anlaşılır kılınmış (15) ,
- “arabî” (16),
- kesin gerçek (17),
insanlara yönelik bir açıklama (18)
ve aydınlatıcı bir nurdur. (19)

Rasulullah’ın Kuran’ı tanımlaması

Kuran’ın mübelliği ve mübeyyini olarak onun Kuran tanımları elbette ki önemlidir.

Bununla birlikte Rasulullah’ın Kuran’ı tanımlama biçimi daha ziyade onun faziletlerinin sayılması şeklindedir.

“Peygamber Efendimiz bir gün, “İleride fitneler olacak!” buyurduğunda, kendisine “O fitnelerden çıkış yolu nedir?” diye soruldu. Efendimiz şöyle buyurdu:

“Allah’ın kitabı! Onda sizden öncekilerin olayları, sizden sonrakilerin haberleri ve sizin de aranızdaki [çözemediğiniz meselelerle ilgili] hükmünüz vardır. O, hak ile batılın arasını ayıran kesin bir çizgidir, ciddiyetsiz bir söz değildir. Her kim kibirlenerek onu terk ederse Allah onu perişan eder. Her kim ondan başka hidayet ararsa Allah da onu saptırır. O Allah’ın kopmaz, sağlam ipidir. O hikmetli bir hatırlatmadır. [O, apaçık bir nurdur.] O dosdoğru yoldur. Arzu ve istekler, onun sayesinde sapmaz. Diller onun sayesinde şaşırmaz. Alimler ona doymazlar. Onun çokça tekrar edilmesi bıkkınlık vermez. İnsanı hayrette bırakan yönleri tükenmez. O, cinlerin işittiği zaman, “Hiç şüphe yok ki hayret verici bir Kuran işittik” [Cin 72/1] demek zorunda kaldıklarıdır. Her kim onunla konuşursa doğruyu söylemiş olur, kim onunla hükmederse âdil olur, kim onunla amel ederse mükâfat alır, kim de ona tutunursa doğru yolu bulur.” (20)

Rivayette Kuran’ın bazı özellikleri sıralanmakta ve bu özellikler Kuran’da geçen kimi ifadelerle benzerlik arz etmektedir. Rivayetin “fitne” vurgusu üzerine kurulan yapısında, Kuran’ın özellikle kargaşa zamanlarındaki yol göstericiliğinin ön plana çıkarıldığı söylenebilir.

Bununla birlikte Kuran’ın bu özelliği her zaman için geçerliliğini koruyan bir karakterdedir. Benzer bir rivayet yine “Fedâilü’l-Kuran” merkezli tanımlamalar yapar. Özellikle son bölümü meşhur olan bu rivayette Rasûlullah’ın (asm) şöyle buyurduğu nakledilir:

“Bu Kuran Allah’ın ziyafet sofrasıdır. Yiyebildiğiniz kadar onun nimetlerinden yiyiniz. Şüphesiz ki bu Kuran, Allah’ın ipi, apaçık bir nur ve faydalı bir şifadır. Kuran, kendisine sarılan için koruyucu, kendisine uyanlar için kurtarıcıdır. Kuran’a uyan, doğru yoldan sapmaz ki kınansın, eğrilmez ki doğrulsun. Kuran’ın acaiplikleri, harikaları tükenmez. Çok okumakla eskimez. Onu okuyunuz. Çünkü Allah, onu okumanın her harfine on ecir verir. Dikkat edin ‘elif, lâm, mîm’ bir harftir demiyorum. Fakat ‘elif’ tek başına bir harf ve ‘lâm’ bir harf ‘mîm’ de bir harftir.” (21)

Kuran’ı tanımlamak üzere Rasulullah’tan nakledilen başka rivayetlerde de yaklaşık olarak aynı durum söz konusudur. Bu rivayetlerde de temelde Kuran’ın müminler için vazgeçilmez bir rehber olduğu vurgulanıp, ona dayananların asla yolda kalmayacaklarına dikkat çekilir. Bazı rivayetlerde Allah’ın sözünün diğer bütün sözlerden üstün olduğu ve sözlerin en hayırlısı olduğu belirtilerek, Kuran kıymet bakımından tanımlanır. (22)

Bir rivayette Kuran, kendisini benimseyenler üzerinde yapacağı müspet değişiklikler bakımından tanımlanır. Bu rivayet şöyledir:

Ebu Musa el-Eşarî tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, (farklı yapılardaki) topraklara düşen bol yağmura benzer. Bunlardan bazıları temizdir, suyu alır, bol bitki ve ot yetiştirir. Bazıları kuraktır, suyu (yüzeyinde) tutar. Bu sudan insanlar yararlanır; hem kendileri içerler hem de (hayvanlarını) sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir toprak çeşidi de vardır ki dümdüzdür. (Ona da yağmur düşer ama) o ne su tutar ne de bitki yetiştirir. Allah'ın dinini inceden inceye kavrayan, Allah’ın beni kendisiyle gönderdiğinden (hidayet ve ilimden) faydalanan, öğrenen ve öğreten kimse ile (bunları duyduğu vakit kibrinden) başını bile kaldırmayan ve kendisiyle gönderildiğim Allah’ın hidayetini kabul etmeyen kimsenin misali işte böyledir.” (23)

Bu rivayetteki “Allah’ın Rasulullah’la beraber gönderdiği” ile kastedilenin genel manada İslam dini olduğunu düşünmek mümkündür. Bununla birlikte, İslam dini Kuran’ın gönderilmesiyle ve onun üzerine tesis edildiği için, kastedilenin Kuran olduğunu ifade etmek de pekala mümkündür.

Görüldüğü üzere Rasulullah’tan nakledilen ve bir anlamda Kuran’ı tanımlayan rivayetlerde daha ziyade “Fedâilü’l-Kuran” literatürüne hâkim anlatılar yer almaktadır.

Bu durum bize Rasulullah’ın Kuran tanımlamalarının da muhataplar ve onların durumlarına göre ortaya çıkıp şekillendiğini göstermektedir. Zira Fedâilü’l-Kuran literatürüne kaynaklık eden rivayetler hep Kuran okumaya ve onu yaşamaya teşviki ihtiva eden rivayetlerdir.

Dolayısıyla bu rivayetlerde Kuran’ın efradını cami ve ağyarını mani tanımlarından ziyade, muhatapların ihtiyaç ve eksikliklerinin gerektirdiği Kuran tanımlamaları yer almıştır. (24)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an-ı Kerim'in önemi nedir; tarifi / tanımı nasıldır?

Dipnot:
1 Fussilet 41/2, 42.
2 Kehf 18/1; Şûrâ 42/17; Vâkıa 56/80; Hâkka 69/43; Âl-i İmrân 3/7; Nisâ 4/174.
3 Ahkâf 46/12; En’âm 6/92.
4 Tekvîr 81/25.
5 Abese 80/13-16.
6 Sâd 38/67.
7 Vâkıa 56/77-79.
8 İsrâ 17/88.
9 Hâkka 69/40-42.
10 Nisâ 4/82.
11 bk. Ebû Ca’fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Câmi’u’l-Beyân fî Te’vîli’lKur’ân, thk. Ahmed Muhammed Şâkir, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut 1420/2000, XXIII, 592.
12 Mesela bkz. Kalem 68/52; Müddessir 74/54-55 (dileyen öğüt alsın); Tekvîr 81/28; Kamer 54/17, 22, 32, 40 (öğüt alan yok mudur?); Sâd 38/87; vd.
13 Mesela bkz. A’raf 7/52, 203 (mü’minler için bir hidâyet ve rahmettir); Neml 27/77; İsrâ 17/82; Yûnus 10/57; Bakara 2/1; vd.
14 Sâd 38/29; En’âm 6/92; Enbiyâ 21/50.
15 Fussilet 41/3; Hûd 11/1.
16 Tâ-Hâ 20/113; Yûsuf 12/2; Zümer 29/28; Fussilet 41/44; Duhân 44/58; vd.
17 Hâkka 69/51; Bakara 2/1.
18 Âl-i İmrân 3/138.
19 Nisâ 4/174.
20 Dârimî, “Fedâilü’l-Kur’ân”, 1. Rivâyet, yine aynı eserde farklı sened ve metinle de yer almaktadır.
21 Ebû Abdullah İbnü’l-Beyyi’ Muhammed Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrak ‘ale’s-Sahîhayn, thk. Mustafa Abdülkâhir Atâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1411/1990, I, 741.
22 Müslim, “Cum’a”, 13; Tirmizî, “Fedâilü’l-Kur’ân”, 25
23 Buhârî, “İlim”, 20.
24 Ömer Faruk Akpınar, “Fezailü’l-Kur’ân Edebiyatı”, İSTEM: İslâm San‘at, Tarih, Edebiyat ve Mûsikîsi Dergisi, 2011, cilt: IX, sayı: 17, s. 177-178.
bk. Nihat Uzun, Kur’ân’ı Tanımlamanın Keyfiyeti: Kur’ân Tanımlarının Tarihsel Serencamı Üzerine Bir İnceleme, Tefsir Araştırmaları Dergisi, Nisan / 2018, Cilt: 2, Sayı: 1, ss. 100-140.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun