Kötü Tanrı argümanı nasıl çürütülür?
Stephen Law'ın "Evil God Challenge" (Kötü Tanrı Meydan Okuması) hakkında bir şüphem var.
Stephen Law'ın ortaya attığı "Evil God Challenge" (Kötü Tanrı Meydan Okuması) hakkında zihnimi meşgul eden bir şüphem var.
Bu argümana göre, eğer mutlak iyi bir Tanrı daha büyük bir iyilik için kötülüğe izin verebiliyorsa, o hâlde mutlak kötü bir tanrı da daha büyük bir kötülük uğruna iyiliğe izin verebilir.
Eğer bu simetri çürütülemezse, Allah'ın gerçekten mutlak güvenilir olduğu nasıl ispat edilebilir?
Bu durumda Allah'ın vahyi de belirsiz hâle gelmez mi? Çünkü iyi görünen öğretileri, insanları sonunda aldatmak ve ihanete uğratmak amacıyla veren kötü bir tanrı ihtimali de teorik olarak ileri sürülebilir.
Görünüşe göre Allah'ın güvenilirliğini temellendirebilmek için önce bu meydan okumanın cevaplandırılması gerekmektedir.
Âlimler bu argümana nasıl cevap vermektedirler? Bu iddia edilen simetri tam olarak hangi noktada geçerliliğini yitirmektedir?
Değerli kardeşimiz,
Bu iddiaya verilecek özet cevap şudur:
“Kötü Tanrı argümanı, iyilik ve kötülüğü simetrik iki varlık kabul eder; oysa kötülük ontolojik olarak bağımsız değil, eksikliktir; dolayısıyla ‘mutlak kötü ilah’ fikri metafizik olarak imkansızdır."
Öncelikle ifade edelim ki, bu düşünce deneyi iyilik ile kötülüğü birbirine denk iki değer olarak kabul ettiği için hatalı bir ön kabulle başlar. Oysa “mutlak iyi varlığın ve kemalin kendisidir; kötülük ise bağımsız bir varlık değil, varlığın ve kemalin eksikliğidir.”
Bunu matematiksel olarak ifade edecek olursak; “mutlak iyi 1, mutlak yokluk ise 0 gibidir.” Varlık sahibi olan her şey bu iki değer arasında farklı derecelerde bulunur. Bir varlık kemal kazandıkça 1'e yaklaşır, kemali azaldıkça 0'a yaklaşır. Ancak hiçbir varlık mutlak yokluk olamayacağı gibi, Allah dışında hiçbir varlık da mutlak iyiliğe ulaşamaz.
Dolayısıyla gerçek karşıtlık “1 ile başka bir 1 arasında değil, 1 ile 0 arasındadır.” Fakat 0 mutlak yokluk olduğu için ondan hiçbir varlık ortaya çıkmaz; aynı şekilde var olan bir şey de tamamen 0'a dönüşmez. Bu sebeple bütün varlıklar, 1'in farklı derecelerinde yer alırlar. Kötülük de başlı başına bağımsız bir gerçeklik değil, sadece daha yüksek bir kemal derecesine göre eksiklikten ibarettir. Bu nedenle "Mutlak Kötü Tanrı" fikri, daha baştan ontolojik bir karşılığa sahip değildir.
Detaya gelince:
Kötü Tanrı Meydan Okuması'nın ilk bakışta güçlüymüş gibi görünmesinin sebebi, iyilik ile kötülüğü birbirine simetrik iki gerçeklik olarak kabul etmesidir. Bütün argüman bu varsayım üzerine kuruludur. Oysa gerek İslam kelâmında gerekse İslam felsefesinde bu ön kabul doğru değildir.
Allah'ın isim ve sıfatları, O'nun varlığının kemalini ifade eder. Hayat, ilim, irade, kudret, hikmet, rahmet ve adalet gibi sıfatlar, varlığın yetkinliğini gösterir. Buna karşılık kötülük ise başlı başına müstakil ve ontolojik bir varlık değildir; varlıktaki eksiklik, noksanlık veya bir hayrın yokluğu şeklinde ortaya çıkar.
Nitekim cehalet ilmin yokluğu, zulüm adaletin eksikliği, hastalık sağlığın bozulması, ölüm ise hayatın sona ermesidir. Bunların hiçbiri bağımsız bir cevher değildir; var olan bir yetkinliğin eksilmesiyle ortaya çıkar.
Bunu matematiksel bir benzetmeyle açıklayabiliriz.
Mutlak iyiyi "1", mutlak yokluğu ise "0" olarak düşünelim. Varlık sahibi olan her şey 0 ile 1 arasında bir dereceye sahiptir. Bir varlık kemal kazandıkça 1'e yaklaşır; kemalini kaybettikçe 0'a yaklaşır. Ancak hiçbir mahlûk mutlak kemale sahip değildir. Mutlak kemal yalnızca Allah'a aittir.
Bu durumda kötülük, 1'in karşısında duran ikinci bir "1" değildir; 1'den uzaklaşmanın adıdır. Dolayısıyla "Mutlak İyi Tanrı"nın karşısına "Mutlak Kötü Tanrı" koymak, aslında ontolojik olarak var olmayan bir simetri kurmaktır.
Aynı durum fiziksel bir örnekle de anlaşılabilir. Karanlık, ışığın zıddı gibi görünür; fakat fizikte karanlık bağımsız bir enerji değildir, ışığın yokluğudur. Bu yüzden "ışık kaynağı"nın karşısına "karanlık kaynağı" koyamayız. Karanlık üretilemez; sadece ışık ortadan kaldırılır. Kötülük de buna benzer şekilde iyiliğin karşısında bağımsız bir varlık değil, iyiliğin eksikliğidir.
Bunun yanında "mutlak kötü" olduğu iddia edilen bir varlığın sahip olması gereken sıfatlar da kendi içinde çelişkilidir. Bilgi, kudret, irade ve varlık başlı başına kemal sıfatlarıdır. Bunlara sahip olan bir varlığın mutlak kötülüğü temsil ettiği söylenemez. Çünkü kötülük, kemalin kendisi değil, kemalin yanlış kullanımı veya eksikliğidir. Eğer bir varlık mutlak anlamda kötülüğü istiyorsa, kendi varlığını ve kudretini de ortadan kaldırmayı istemesi gerekir ki bu, onun varlığını imkânsız hâle getirir. Dolayısıyla "mutlak kötü Tanrı" kavramı sadece ahlaken değil, metafizik olarak da tutarsızdır.
Kur'an'ın ortaya koyduğu tevhid anlayışı da mutlak kemalin tek bir ilaha ait olduğunu bildirir:
"Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar bulunsaydı, ikisinin de düzeni bozulurdu." (Enbiyâ, 21/22)
Bu ayet doğrudan Stephen Law'ın argümanını tartışmasa da, mutlak kudret ve mutlak hakimiyetin tek bir ilaha ait olması gerektiğini ortaya koyar. Mutlak kemal sahibi olan Allah'ın zıddı olarak ikinci bir mutlak ilke tasavvuru, Kur'an'ın tevhid anlayışıyla bağdaşmaz.
Sonuç olarak, Kötü Tanrı Meydan Okuması'nın dayandığı temel varsayım doğru değildir. Çünkü iyilik ile kötülük ontolojik bakımdan eşit ve bağımsız iki ilke değildir. İyilik varlık ve kemale, kötülük ise eksiklik ve yokluğa işaret eder.
Eksiklikten mutlak ve bağımsız bir ilah tasavvur edilemeyeceği gibi, tevhid gereği Allah'ın karşısında O'na denk ikinci bir ilah da düşünülemez. Bu sebeple "mutlak kötü Tanrı" fikri metafizik açıdan da tutarlı değildir.
Dolayısıyla meydan okumanın kurduğu simetri daha başlangıçta çökmektedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet