Namazı Kasretmenin Hükmü Nedir?


Hanefî mezhebinde namazı kasretmek vâcibtir. Bu durumda namazı kasır, mecazî bir ruhsat olmaktadır. Çünkü sair ruhsatlarda yapıp yapmamakta kişi serbesttir. Halbuki namazın kasrında icbar vardır. Binaenaleyh seferî bir kimse namazı kasretmeden tam kılarsa mekruh işlemiş olur. Kılınan ilk iki rek`atla farz tamamlanmış olur. Son iki rek`at ise, nafile yerine geçer. Ne var ki ikinci rek`atın sonunda selâmı terkettiğinden vâcibi terketmiş, dolayısıyla mekruh işlemiş, namaz kerahetle sahih olmuş olur. Bu şekilde mekruh işliyerek kılınan namazdan bir sevab beklenmemelidir. Seferî olan kimse, ikinci rek`at sonunda oturmadan 3. rek`ata kalksa, namazı fâsid de olur. Çünkü seferî kimse namazı iki rek`at olarak kıldığı için ikinci rek`at sonunda oturması farzdır. Bu durumda farz terkedilmiş olmakta, dolayısıyla namaz da bozulmuş bulunmaktadır. Şâfiîlere göre seferî kimse namazı kasredip kasretmemekte muhayyerdir. Yani, isterse iki kılar, isterse dört... Namazı kasretmek, hicrî 4. senede meşrû kılınmıştır. Meşrûiyeti Kitab, Sünnet ve İcma`-ı Ümmet ile sâbittir. Kasrın meşrûiyetine Kitabdan delil, Nisâ sûresinin 101. âyetidir. Sünnetten delil ise, şu rivâyetlerdir: İbn-i Abbas şöyle demiştir: "Sizin Peygamberinizin lisanı üzere Allah namazı hazarda 4 rek`at, seferde ise iki rek`at farz kıldı." Hz. Âişe validemiz ise şöyle buyurmuştur: "Namaz seferde ve hazarda ikişer rek`at ikişer rek`at olarak farz kılındı. Sonra yolculukta iki rek`at olarak kaldı. Hazardaki namazlara ise ziyade yapıldı."


Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun