İSLAM'DA KADIN HAKLARI

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Hutbemiz İslâm'da kadın haklarına dairdir.

İslâm güneşi doğmadan, Kur'ân nurları insanlığı aydınlatmadan, Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (sav) insanlıktan uzaklaşmış beşeriyete hakikî insanlık dersini vermeden evvel kadın bir hizmetçi, köle seviyesine düşmüş, âdî bir eşya gibi alınıp satılmış, mülkiyet ve miras gibi temel hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılmış, insanca yaşamasına fırsat verilmemiş... Tarih boyunca kadınlar hususunda insanlık ifrat ve tefritten kurtulamamıştır.

İnsanlık, hususan kadınlık ancak İslâm diniyle lâyık olduğu mevki ve kıymeti kazanmış, tarih boyunca aradığı huzur ve saadete ulaşmıştır. İslâmiyet kadın ve erkek münasebetlerinde ifrat ve tefrit tatbikatı kaldırmış, iki cins arasında tam bir denge ve ahenk kurmuş, gerçek adaleti tesis etmiştir.

Yüce dinimiz İslâm'ın kadın hakları hususunda getirdiği yenilikleri ve koyduğu esasları kısaca arzetmek istiyorum:

Evvelâ yaratılış bakımından kadınla erkek birbirine eşittir. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: 

"Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık! Sizi sırf birbirinizle tanışmanız için büyük cemiyetlere ve küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz, takvaca en ileride olanınızdır. Muhakkak ki Allah Alîm ve Habîr'dir." (Hucurat, 49/13)

Kur'ân-ı Kerîm bu hükmüyle kadının insan olup olmadığını tartışan Avrupa'nın bâtıl zihniyetini yıkmıştır. Başka âyette:

 "Ey insanlar! Sizi bir tek candan yaratan ve ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren ve ikisinden birçok erkek ve kadın türeten Rabbinizden korkun! ..." (Nisa, 4/1)

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz de

 "Kadın erkek bütün insanlar tarak dişleri gibi birbirlerine müsavidirler."

 "Kadın erkek bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir kimsenin diğer bir kimse üzerine takvadan başka hiçbir üstünlüğü yoktur."

buyurmaktadırlar.

Aziz Kardeşlerim! 

İslâm'a göre kadın ve erkek bir bütünün iki parçası gibidir, birbirlerini tamamlarlar. Hadîs-i şerifte, "Kadınlar erkeklerin tamamlayıcı parçasıdır." buyurulmuştur. Âyet-i kerîmede, "Hünne libâsülleküm ve entüm libâsüllehünne" (Onlar sizin için, siz de onlar için birer örtüsünüz!) buyurulmuştur. Kur'ân-ı Kerîm böylece kadını necis hükmünden kurtarmış, erkeğe hayat arkadaşı yapmıştır. İslâmiyet kadın üzerindeki laneti kaldırmış, insanoğlunun cennetten bıkarak lanetlenmesine kadının sebep olduğu itikadını reddetmiştir.

Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesine göre, şeytan Hz. Âdem'le Hz. Havva'nın ikisini birden aldatarak yasak ağaçtan yedirmiş, böylece cennetten çıkmalarına sebep olmuştur. Hatta bâzı âyetlerde, yapılan hata sadece Hz. Âdem'e isnat edilmiştir. Yine Kur'ân-ı Kerim, Hz. Âdem'le Hz. Havva'yı yaptıkları bu hatadan dolayı beraberce tövbe ettiklerini, tövbelerinin birlikte kabul edildiğini beyan buyurmaktadır. Malum günah yüzünden cennetten çıkarılma ise zannedildiği gibi insanoğlu lanetlendiği veya azaba uğradığı için değil, başka hikmetlere binaendir.

Yeryüzünün halifesi olarak yaratılan insanın imtihan için dünyaya gönderilmeden devamlı cennette kalması olamazdı.

İslâm'a göre kadın da erkek gibi ibadet etmeye ehildir. Yapacağı emellere göre mükâfat veya ceza görecektir. îman etmeyen kadın sâlih bir kimsenin hanımı da olsa İlahî cezadan kurtulamaz.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e ilk defa îman eden bir kadındır. Kadın aynı zamanda ilk İslâm şehididir. 

İslâmiyet, câhiliyye âdetlerinden biri olan kız çocuklarının diri diri gömülerek öldürülmesini şiddetle yasaklamıştır.

Kadını uğursuz sayma îtikadlarını da kaldırmıştır. Hadîs-i şerifte, "Hiçbir şeyde uğursuzluk yoktur." denmiştir.

İslâm dini erkeklere, kadınlara karşı büyük bir şefkat, sevgi ve ihtimam göstermelerini emretmiştir.

Kur'ân-ı Kerîm'de "En-nisâ: Kadınlar" isimli uzun bir sûre vardır. Aynca Hz. Meryem'in ismini taşıyan müstakil bir sûre daha vardır. İslâmiyet kadını kız çocuğu, zevce ve anne olarak yüksek bir makama çıkarmış ve ona şerefli bir mevki vermiştir. Hadiste şöyle buyurulmuştur:

"Kim iki kız çocuğunu ergenlik çağma kadar güzel terbiye edip büyütürse, kıyamet gününde onunla şöyle beraber oluruz."

İslâmiyet kadına ilim öğrenmeyi de emretmiş, vâris olma hakkını vermiş, karı-kocanın karşılıklı haklarını ve vazifelerini beyan etmiş, bütün bunları 14 asır önce tanzim etmiştir.

Hülâsa-i kelâm: Kadınların da erkeklerin de haklarının ne kadar olduğunu en iyi bilen ve takdir eden ancak Allah'tır (cc). Ve herkesin hakkını tam olarak vermiştir.

Allah'ı tanımayan bir kısım münafıkların kalkıp da Allah'ın işine karışıp, "Biz kadınlara yeni haklar veriyoruz!" demeleri zavallı kadınları aldatmaktan başka bir şey değildir.

Kadının en büyük vazifesi, yuvasında analık yapmaktır, saadeti yuvasındadır. Temizlik onun zinetidir, süsüdür. Eğlencesi, çocuklarıdır.

Kadınları şurda burda çalıştırmak onlara haksızlıktır.

Şu hadîs-i şeriflerle hutbemizi bitirelim:

"Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkunuz!"

"En hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olan, iyi davranandır."

"Dünya metâının en hayırlısı, sâliha bir zevcedir."

"Cennet anaların ayakları altındadır."

Kategori:
7206 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun