Ezan Başka Bir Dilde Okunabilir mi?

"Ezanın bir adı da Ezan-ı Muhammedî`dir. Hem Muhammed ümmeti olduğunu söylemek, hem de O`nun ezanını, onun istediği ve okuttuğu şekilde okumamak, yüce Peygamberimizi gücendirmek ve O`na karşı açıkça cephe almak olur. Hem buna ne ihtiyaç var. Bugün Avrupa ve Amerikalılardan İslâm dînini kabûl edenler de dahil, ayrı ayrı dillerde konuşan 18 ırkın meydana getirdiği 700 milyonluk (şimdi 1 milyar) İslâm âlemi, günün beş vaktinde ezan-ı Muhammedî`yi aslına uygun şekilde okumaktadırlar. Bizi üç kıt`aya hâkim kılan ve bize bu müstesna vatanı hediye eden dedelerimiz, Müslümanlık şerefiyle şereflendikleri günden itibaren bin küsur sene, Ezan-ı Muhammedî`yi aslına uygun olarak okumuşlardır. Ezanı ifade eden kelimeler, nice mukaddes hâtıraları dile getirirler. Kundaktaki yavrudan, cephedeki gaziye kadar bütün Müslümanların kulakları ve kalbleri, bu ulvî kelimelere âşinadır. Necib milletimizi bu tarihî ve lâhutî ses ve hâtıralardan mahrum etmeğe çalışmak, Ezanı Türkçe okumak bahanesiyle yüce dînimizi kundaklamaya ve sevgili peygamberimizi gücendirmeye yeltenmek, millet bütünlüğünü parçalama gayretlerinin en denî ifâdesidir." (Ali Kemal Belviranlı, İslâm Prensipleri). Ezanı başka bir dilde okumağa zorlamanın hukukî vechesini ise, merhum Prof. Ali Fuad Başgil şu şekilde izah etmektedir: "Dinlerin kendilerine mahsus ve bünyelerinin mantığına uygun akîdeleri ve ibâdet usulleri olduğu gibi, birer de ibâdet ve dua dili vardır. Bu dil, o dîne mahsus olarak ve o dînin nasları ile ve asırlar içindeki teâmülleriyle yerleşip kökleşmiştir. Meselâ Hıristiyanlıkta Katolik Kilisesinin ibâdet dili Lâtincedir. Müslümanlığın ibâdet dili de Arabçadır. Çünkü İslâm`ın mukaddes kitâbı olan Kur`an, Arabçadır. Müslüman ferdin ibadet hakkı, ibâdeti, İslâm dîninde yerleşmiş olan usûl, âdâb ve lisân ile yani Kur`an diliyle yapabilmesini îcab eder. İslâm dînine mahsus ibâdetlerin usûl, âdâb ve lisânı üzerinde herhangi bir düşünce ile oynamak ve bunları gelişi güzel değiştirmeğe kalkışmak ve meselâ Ezân`ı asırlardan beri dünyanın dört köşesinde günde beş defa okunduğu dilden başka bir lisanla okutmağa zorlamak, yalnız diyanete değil, aynı zamanda Müslüman vatandaşın ibâdet ve duâ hakkına zâlimce tecâvüzdür." (Din ve Lâiklik).

Kategori:
5477 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun