Kadınlarla bir arada, Peygamberimiz mi yoksa sahabe mi yemek yemişler?

Soru Detayı

- Haremlik selamlık üzerine yazınızı okudum. Yazının sonunda şöyle yazıyor:
"Hz. Ebû Üseyd, düğününde Peygamberimizi (asm) ve bazı sahabîleri davet etti. Misafirlere hizmeti hanımı (gelin) yapıyordu. Geceden, bir taş kabın içine hurma ıslatmıştı. Peygamberimiz (asm) yemeği bitirince, hurmaları ezdi, sulandırdı, şerbet yapıp misafirlere ikram etti.''
- Bu hadisi zikreden muhaddisler, fitneden emin olmak şartıyla bir kadın, kocasının misafirlerine hizmet edebileceği, hükmünü çıkarmaktadırlar.
- Delillere baktığımız zaman gerek Kur'an'da Kasas suresinde Hz. Şuayb Peygamber'in kızı üzerinden, Hz. Musa'ya belirttiği ifadeler (yani koyunları onlar oradayken otlatmaya gitmeyeceğine dair), gerekse mü'minlerden Allah'ın, gözlerini sakınmalarını emreden ayeti kerimeler ve Peygamberimizin zevcelerinin perde ardından konuşmaları gerektiğinden bahsedilerek bunu da bütün mü'minleri kapsadığını (ki meşhur Elmalılı Tefsiri ve daha pek çok tefsirin yanında günümüze kadarki İslami düzeni korumaya ve yaşamaya çalışan dindar insanlar, alimler, fakihler, şeyhler...) anlatan ayetler ve tesettür ayetinden sonra gelen ama birinin yanında Peygamberimizin hanımı annemiz Hz. Aişe'nin orada olamayacağını ve o görmese de sen onu görüyorsun diyerek namahremle bir arada bulunmalarının asla caiz olmayacağına dair deliller ve sahabenin ortaya koyduğu bu örnek hayatın örnek yaşantıları bizlere böyle bir oturma ve yemek yemenin caiz olmadığını göstermez mi?
- Bu verdiğiniz hadisi şerifteki örnek tesettür ayetlerinden önce olmuş olamaz mı ve veya tesettür ayetlerinden sonraysa şayet burada farklı bir incelik (mesela sadece hizmet etmenin caiz olması [ki o da ihtiyaç kadar, yani konuşma vs. olmadan] ve bir arada oturma ve yemek yemenin caizliğine bir delil olamaz diye düşünerek sizlerden bunu caiz kılan şer'i deliller getirmenizi istiyorum..
- Peygamberimiz mi, sahabe mi bir arada karışık yemek yemişler, oturmuşlar (tesettür ayetlerinden sonra)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bu yemekte bulunanların hepsi sahabedir. Ve Hz. Peygamber (asm) de oradadır.

- Burada kadının onlarla birlikte yermek yemesi meselesi değil; erkeklerin bulunduğu bir mecliste bulunması meselesidir.

- İlgili hadis sahihtir. (bk. Buhari, Nikâh, 77. Müslim, Eşrib, 86)

- Sitemizdeki şu  tespit önemlidir:

“Bu hadisi zikreden muhaddisler, fitneden emin olmak şartıyla bir kadın, kocasının misafirlerine hizmet edebileceği, hükmünü çıkarmaktadırlar.” (Aynî, Umdetü'l-Kârî, 20/164-165)

- İbn Hacer’ın de bu hadisten anladığı şudur:

“Fitneden emin olunan yerde, tesettüre riayet etmek şartıyla bir kadın kocasına ve onun davet ettiği erkelere hizmet edebilir.” (bk. ibn Hacer, 9/251)

Buhari’nin şarihi İbn Battal’a göre, bu hadisten anlaşılıyor ki, HİCAB (yani kadınların erkeklerden tamamen uzak durmaları, gizlenmeleri, meclislerine gelmemeleri) konusu, “Eğer Peygamberin hanımlarından bir şey isteyecek olursanız, perde arakasından isteyin.” (Ahzab, 33/53) ayetinde geçtiği üzere, Hz. Peygamber (asm)'in hanımlarına mahsustur. Diğer Müslüman kadınlar için şart değildir. (bk. İbn Battal, 7/294)

- Hz. Şuayb’ın kızları bu konuda bir delil olamaz. Önce, Peygamberimiz (asm)'den önceki şeriatların hepsi bizim için aynı hükmü ifade etmez. Kaldı ki, Hz. Şuayb’in kızları, yabancı bir kimse olan Hz. Musa ile rahat konuşuyorlar. Ondan kaçmıyorlar... Üstelik bir kızı tek başına Hz. Musa’yı davet etmek üzere yanına gidiyor ve beraber dönüp eve gidiyorlar...

- Bu hadisi, fıkıh başlıklarını kullanmakla meşhur olan İmam Buhari, “Düğünde Kadının Erkeklere Bizzat Hizmet Etmesi” başlığıyla vermiştir. Bu başlık, konuyla ilgili Buhari’nin düşüncelerini de yansıtmaktadır.

- Kurtubi, “Ebu Üseyd’in düğünündeki bu hizmetin Hicab ayetinden önce olma ihtimalini” zayıf bir ihtimal olarak görmekle beraber, “Bizim alimlerimiz (Maliki alimleri), bu hadise dayanarak kadınların şartlarına riayet etmek suretiyle erkeklere hizmet etmelerinde bir sakınca görmemişlerdir.” (Kurtubi, Tefsir, Hud 71. ayetrin tefsiri) demek suretiyle, alimlerin asıl görüşlerinin bunun (tesettür ayetinden sonra da olsa) caiz olduğu yönünde olduğunu bildirmiştir.

- İmam Nevevi de bu hadisi “hicab ayetinden öncesine hamledilmesini” uygun görmektedir. (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 13/177)

- İslam Fıkıh konseyine göre, bu hadisten anlaşılması gereken, İslam’ın ön gördüğü tesettür ve emniyet şartlarının bulunduğu takdirde, kadının böyle bir hizmeti yapması caizdir. (bk. Fetava’l-Lecneti’d-daime, 1/81-85)

- Mısır İslam hukuk uzmanlarından Abdulkerim Zeydan da bu hadisi delil getirerek, kadının -İslam’ın ön gördüğü şartlara riayet etmek suretiyle- kocasının da içinde bulunduğu yabancı misafirlerin meclisine girip onlara hizmet edebileceği kanaatini belirtmiştir. (bk. İslamonline. net)

- Bu konuda birkaç delili daha şöyle sıralamak mümkündür:

a) Kur’an’da erkek ve kadınların karşı tarafa “bakışlarından eksiltmeleri” emredilmiştir. (Nur, 24/30-31) Bakmak ancak görmekle mümkündür. Görmek ise aynı yerde /veya aynı alanda olmayı gerektirir.

Bu gerçeğe göre, Kur’an’da erkek ile kadınların -İslamın ön gördüğü şartlar dahilinde- bir arada bulunmalarına bir yasak getirilmemiş olduğunu söylemek gerekir.

b) İlgili bütün İslam kaynaklarında “halvet”in haram olduğu bildirilmiştir. Halvet, bir erkek ile bir kadının tek başına tenha bir yerde kalmalarıdır. Bunun mefhumu muhalifine göre, “halvet” olmayan yerde, birden fazla erkek ve kadınların -İslam’ın şartlarına uygun bir şekilde- bir arada bulunmalarının bir sakıncası yok demektir.

c) Hz. Ebu Talha ile hanımı, gelen misafirleriyle birlikte yemeğe oturdukları ve karanlıkta “yemek yiyor gibi yaptıkları” sahih hadislerde zikredilmiştir. Hatta, Haşir suresinin 9. ayetinin bu sebepten indiği bildirilmiştir. (bk. Buhari, Tefsir, 59/5; Müslim, Eşribe, 172/1054)

- Bu sahih hadislerden anlaşılıyor ki, Hz. Ebu Talha’nın hanımı da misafirle birlikte yemeğe oturmuş. Müslim’de yer alan Ebu Talhan’ın hanımına söylediği “Lambayı söndür ve bizim de sanki yemek yediğimizi göster.” manasındaki sözler, bunun göstergesidir.

d) Sahih hadiste bildirdiğine göre, Hz. Selman Ebu’d-Derda’yı ziyarete gitmiş ve Ümmü’d-Derda’yı (Ebu’d-Derda’nın hanımını) değersiz-kötü bir elbiseyle görmüş ve bunun sebebini sormuştu… (Buhari, Savm, 51)

- İbn Hacer’e göre, bu hadisten anlaşılıyor ki, bir ihtiyaç varsa bir erkek yabancı bir kadına hitap edebilecek, onunla konuşabilecek, maslahat varsa, ona soru yöneltebilecektir. (bk. İbn Hacer, 4/211-212)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR