İslam neden kadın düşmanı bir din olarak algılanıyor?
Müslümanlar neden insanları yanıltarak İslam’ın en hızlı yayılan din olduğunu söylüyorlar, oysa gerçekte İslam’ın değil, Müslümanların yüksek doğum oranı nedeniyle nüfusunun hızlı büyüdüğü ifade ediliyor? Müslümanlar çok çocuk sahibi oluyor ve çok eşlilik yapıyorlar; bu yüzden dinin kendisi değil, takipçileri hızlı çoğalıyor.
Bu dinin tamamen erkek merkezli, kadın düşmanı ve feminist karşıtı olduğu iddia ediliyor. Karşılaştırma olarak Hinduizm, sizlerin çok tanrılı ve cahil olarak nitelendirdiği din, aslında çok eğitimli ve kültürlü bir toplumun dini olarak görülüyor. Hindu aileleri çok daha mutlu; çok eşlilik ve aile içi şiddet yok, kadın düşmanlığı veya feminist karşıtlığı yok, kadınlara saygı gösteriliyor ve kutsal metinlerinde kadınların onurlandırıldığı yerler var.
Buna karşılık İslam’ın aile ve kadınla ilgili bazı hükümleri eleştiriliyor: Kur’an’ın bazı yerlerinde kadının bir erkek için “tohum ekilecek yer” gibi nesneleştirilmesi, şiddeti teşvik eden ayetler, erkeğin kadına üstün kılınması, kadına dayak atmaya izin verilmesi ve poligami gibi uygulamalar bunların arasında sayılmaktadır.
Değerli kardeşimiz,
Bu soru İslam’ı öğrenmek isteyen bir kimsenin değil, yanlış bilgilerine dayanarak İslam’ı tenkit ve tezyif etmek isteyen bir kimsenin sorusuna benziyor.
Önce, Hinduizm propagandası yapan soru sahibine, yapay zekanın verdiği ve hiç de onun dediği gibi olmayan bilgiyi aktaralım:
Hinduizmde kadın, geleneksel metinlerde saygı duyulan bir anne ve tanrıça (shakti) figürü olarak yüceltilse de, toplumsal hayatta genellikle erkek egemen bir yapıda ikincil konumdadır. Asli görevi kocasını bir tanrı gibi görüp ona hizmet etmek, annelik yapmak ve ailenin dinsel ritüellerini (dharma) sürdürmektir. Modern Hindistan'da haklar gelişse de, kırsal kesimde ataerkil normlar, çeyiz (drahoma) yükümlülüğü ve dul kalma gibi durumlarda kısıtlamalar devam edebilmektedir.
Hinduizmde Kadının Durumu ile İlgili Temel Özellikler:
İlahi ve Dünyevi Rol: Kadın, yaratıcı enerjinin (Shakti) temsilcisi olarak görülür ve "Tanrıçanın Anneliği" fikri nedeniyle anneler büyük saygı görür. Ancak, geleneksel Manu yasalarına göre kadın, hayatı boyunca babasının, kocasının ve yaşlandığında oğlunun koruması (itaati) altında olmalıdır.
Kocaya İtaat (Strī Dharma): Kadının en yüksek dinsel görevi, kocasına sadakat ve hizmettir. Bazı yorumlarda kocaya tapınmak, Tanrı'ya tapınmakla eşdeğer tutulmuştur.
Dinsel Ritüeller: Kadınlar aile dinsel ritüellerinde yer alsa da bazı kutsal metinleri (Vedalar) çalışma veya kurban kesme gibi yüksek dinsel törenlerden menedilmişlerdir.
Evlilik ve Dul Kalma: Evlilik kutsal ve feshedilemez bir bağ olarak görülür. Geçmişte "Sati" adı verilen, kocası ölen kadının cenaze ateşinde yakılması geleneği bulunmaktaydı, bu durum günümüzde yasaktır. Dul kadınlar, geleneksel olarak uğursuzluk sembolü olarak görülüp sosyal hayattan soyutlanabilmektedir.
Adet Dönemi: Adet gören kadınlar "kirli" veya "arınma dönemi"nde sayılarak ibadet yerlerinden ve kutsal nesnelerden uzak tutulur.
Erkek Çocuk İhtiyacı: Ailenin ve soyun devamlılığı için erkek çocuk doğurmak büyük önem taşır, bu durum zaman zaman kız çocuklarına yönelik ayrımcılığa yol açabilmektedir.
Özetle, Hinduizmde kadın hem saygı gören ilahi bir figür hem de ataerkil yapı içinde kısıtlanmış bir yaşamı tecrübe eden karmaşık bir konuma sahiptir. Günümüzde eğitim ve yasal düzenlemelerle bu durum değişmekte olsa da, geleneksel etkiler sürmektedir.
Gelelim İslam’da kadına.
Soru sahibi şöyle diyor:
“Kur’an’ın bazı yerlerinde kadının bir erkek için “tohum ekilecek yer” gibi nesneleştirilmesi, şiddeti teşvik eden ayetler, erkeğin kadına üstün kılınması, kadına dayak atmaya izin verilmesi ve poligami gibi uygulamalar bunların arasında sayılmaktadır.”
Bu karalamaları teker teker ele alalım:
““Kur’an’ın bazı yerlerinde kadının bir erkek için “tohum ekilecek yer” gibi nesneleştirilmesi”.
Bahsettiği âyetin meali şöyledir:
"Kadınlar sizin ekinliğinizdir; ekinliğinize nasıl isterseniz öyle yaklaşın. Kendiniz için de önceden hazırlık yapın. Allah'tan sakının ve bilin ki O'na kavuşacaksınız. Müminleri müjdele." (Bakara, 223)
Bu ayet, Yahudilerin eşlere arkadan (ferc içerisine) yaklaşılması durumunda doğacak çocukların şaşı olacağına dair iddialarını yalanlamak ve bu konudaki yanlış inanışları düzeltmek üzerine inmiştir. Kadının nesneleştirilmesi ile uzaktan yakından ilişkisi yoktur. “Ekinlik” kelimesi mecazi olarak kullanılmıştır, bu da cinsel ilişkinin meşru bir amacı olduğunu gösterir.
“Nasıl İsterseniz”: Eşlerin cinsel münasebette çeşitli pozisyonları kullanabileceğine işaret eder, ancak bu "meşru yoldan" (üreme kanalı) olması şartıyla serbesttir.
“Kendiniz için önceden hazırlık yapın” cümlesi “Ölmeden önce âhiret hayatı için iyi amellerinizden oluşan yatırım yapın”, “Sizden sonra ailenizi ve davanızı devam ettirecek nesiller yetiştirmeye niyet ve gayret edin” vb. şekillerde yorumlanmıştır.
Bunlara, “Eşinizle cinsel ilişki öncesinde ona uygun sözler söyleyin, okşayın, onu ve kendinizi güzel bir temas için hazırlayın, işi aceleye getirmeyin” şeklinde bir yorum ekleyen yazarlar da vardır.
“şiddeti teşvik eden ayetler” diyorsunuz.
Hangi ayetler hangi şiddeti teşvik etmiş, bildirin, biz de açıklayalım. Ayetler ve hadislerin bütününe baktığımızda İslam’ın dayanışma, merhamet, adalet, maddi ve manevi temel değerleri koruma… dini olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.
“erkeğin kadına üstün kılınması”
İslam’da böyle bir anlayış yoktur, insan olarak ve yaratılış amacına uygun gelişme fırsatı bakımından kadınla erkek eşittir.
Sosyal hayattaki roller bakımından ise birinin diğerine üstünlüğü değil, birbirini tamamlama durumu vardır.
“kadına dayak atmaya izin verilmesi”
Böyle bir genel izin yoktur. Tamamen özel bir durumda vücutta iz bırakmayacak ölçüde (sembolik) kapa yerlerine vurma izni söz konusudur; bunu da dişi temizlemede kullanılan yumuşak misvak dalı ile vurmaya kadar hafifleten yorumlar mevcuttur.
Genel dövme izni şöyle dursun genel olarak kadınlara iyi davranılması ve dövülmemesi ile ilgili hadisler vardır:
“Sizden biriniz karısını köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla aynı yatakta yatacaktır.” (Buhârî, Tefsîru sûre 91, 1; Müslim, Cennet 49)
“Ashâbım! Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Vasiyyetimi tutunuz. Zira onlar sizin idarenize ve himâyenize verilmişlerdir. Kesin olarak bildiğiniz bir ahlâksızlık yapmadıkları takdirde, onlar üzerinde zorbalık kurmaya hakkınız yoktur...” (Tirmizî, Radâ` 11)
“Birçok kadın Muhammed ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. Kadınlarını döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir.” (Ebû Dâvûd, Nikâh 42)
“poligami”
İslam’dan önce birden fazla kadınla evlenmenim de boşayıp boşayıp geri dönmenin da sınırı yoktu. İslam bunlara sınır getirdi, birden fazla kadınla evlenmeyi de adâlet şartına bağlayarak tek kadınla evli kalmanın yolunu açtı.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Hristiyanlık ve Yahudilikte zina günah mı?
- Müslüman bir erkeğin Ehl-i kitap, başka dinden (Hristiyan veya Yahudi) bir kadınla evlenmesi caiz mi? Kimler Ehl-i kitaptır?
- KADIN
- Savaş esiri kadınlarla birden fazla erkeğin ilişkide bulunduğu doğru mudur?
- Eşine belli etmemek mi daha doğru yoksa konuşmak mı?
- Kadının, kocasının isteğini çevirmesi haram mı?
- Kadınların kendi aralarında kapalı ama dar bir giyimle (badi vs.) oturmaları caiz midir? Yoksa kadınlar arasında olsa bile hatlar belli olduğu için bu giyim sakıncalı mıdır?
- Kadın ile erkek arkadaşlık yapabilir mi?
- Cahiliye döneminde kadınlara çok kötü davranıldığı söylenmekte; fakat kadınların sözlerinin geçtiği ticaret yaptığı durumlar vardı. Bu bir çelişki gibi duruyor. Açıklayabilir misiniz?
- IRZ