İnsan nefsine nasıl beddua eder?
Bir hadis-i şerifte nefsinize beddua etmeyin denilmiş. İnsan nefsine nasıl beddua eder, anlamadım?
Değerli kardeşimiz,
Hadiste geçen “nefis”, burada sadece insanın kendisi anlamındadır; kötü eğilimleri değil, bireyin kendi benliğini ve hayatını ifade eder.
İnsan kendi nefsi, çocukları, yakınları, hizmetçileri veya malları aleyhine beddua ettiğinde, eğer dua kabul olursa istemeden kendi hayatına, huzuruna ve çevresine zarar vermiş olur.
Hz. Peygamber (asm) Efendimiz, sadece hayır dilemenin ve öfkeyle beddua etmemenin önemini vurgulamıştır.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince.
Peygamber Efendimiz, olur olmaz şeye lanet edilmesini ve beddua etmeyi son derece sakıncalı bulmuştur. Günümüzde yabancı filmler ve halk arasında “lânet etsin!”, “Allah canımı alsın!”, “Allah belâmı versin!” gibi sözler maalesef çok yaygındır.
Oysa Efendimiz aleyhissalatü vesselam, bedduaların, duaların kabul edildiği bir zamana rast gelmesi durumunda gerçekleşebileceğini, lanetlenmiş varlıkların, hayvanların veya eşyaların insanlara zarar verebileceğini, kendi nefislerine, çocuklarına, yakınlarına, hizmetçilerine ve mallarına beddua etmenin son derece yanlış ve tehlikeli olduğunu açıkça bildirmiştir:
“Nefislerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah’ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğiniz kabul ediliverir.” (Ebu Dâvud, Salât, 362)
İnsan kendine ve yakınlarına nasıl zulmeder?
Kendi nefsi: Öfkeyle “Allah canımı alsın” demesi gerçekleşirse kişi kendi hayatına ve huzuruna zarar vermiş olur.
Çocuklar ve yakınlar: “Gözün kör olsun!” gibi sözler, eğer gerçekleşirse hem çocuğa hem kişiye hem de aile huzuruna zarar verir.
Hizmetçiler ve çalışanlar: Beddua, iş yerinde, evde huzursuzluğa, güven kaybına yol açabilir.
Mallar ve eşyalar: “Allah işimi batırsın” gibi sözler eğer kabul olursa maddi kayıplar ve sıkıntılar doğurur.
Yani kişi, öfke veya cahillik ile söylediği beddualarla hem kendi hayatına hem yakınlarının hayatına hem de mallarına zulmetmiş olur.
Peygamber Efendimizde bir örnek
Buvat Gazvesi sırasında bir sahabi devesi duraklayınca öfkeyle: “Allah sana lânet etsin!” dedi.
Efendimiz aleyhissalatü vesselam hemen müdahale etti:
“Kim o devesine lânet eden?”
Adam: “Ben, yâ Resûlallah!”
Efendimiz: “O deveden! Lânetlenmiş bir hayvanla bize refakat etme!” dedi ardından ashab-ı kirâm’a şunları tavsiye etti:
Kendilerine, çocuklarına, hizmetçilerine, mallarına beddua etmemelerini, sadece hayır ve bereket dilemelerini öğütlemiştir.
Ayrıca cenaze sırasında bağıra çağıra ağlayanlara da şöyle buyurmuştur:
“Kendinize hayırdan başka bir şeyle dua etmeyiniz. Çünkü melekler dualarınıza Âmin derler.” (Müslim, Cenâiz, 4)
Dersler ve sonuç
Beddualar, duaların kabul edildiği zamana denk gelirse, istemsiz şekilde gerçekleşebilir.
Müslüman, dilini güzel sözler ve hayır dualarıyla alıştırmalı, öfke ve cahillikle beddua etmemelidir.
Beddua yerine “Allah hayırlı, bereketli eylesin” demek hem ruhsal huzuru sağlar hem de çevreye ve mallara bereket getirir.
Özetle:
Beddua etmek, kendi nefsi, yakınları ve malları aleyhine zulüm anlamına gelir; Müslüman ağız ve kalbini hayır, bereket ve güzellik üzerine alıştırmalı, öfkeyle veya cahillikle beddua etmemelidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet