İman, amel mi inanç mı?
Böyle bir hadis var mıdır? Varsa nasıl anlamalıyız? Yani hadis denilen şey de geçen Allah'a ve peygambere imanı ve cihadı nasıl anlamalı? Buhârî, Hac, Bu kaynağı. Orda şu sözlere benzeyen söz geçiyordu; Hazreti peygambere hangi amelin daha faziletli olduğu sorulmuş Oda şöyle söylemiş "Allah Resulüne imandır demiş. Sonra hangisi diye sorulunca Allah yolunda cihat denilmiş. Böyle hadis var mıdır varsa bu hadisi nasıl anlayalım? Yani Allah yolunda cihat ve Allaha ve resulüne imandır denilen yeri. Bu soruyu sormamın başka bir nedeni iman amel sayılmıyor bildiğim kadarıyla. Burada neden imandır demiş.
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, iman kalbin amelidir. İman, kalp ile tasdik (amel-i kalbî) ve dil ile ikrar (amel-i lisânî). Bu sebeple “amel” kelimesi sadece bedensel fiilleri değil, kalp fiillerini de kapsar.
Hadiste iman “amel” başlığı altında zikredilmiştir; çünkü o, bütün amellerin temelidir. İman olmadan hiçbir amel değer kazanmaz.
Maturidilere göre iman amelden bir cüz değildir. Eşarilere göre ise, amel imanın “Mütemmim” bir cüzüdür.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
İnsana en büyük sevabı kazandıracak amel, hiç şüphesiz merak edilecek bir konudur. Ebû Zer Hazretleri bu merakını Resulullah (asm) Efendimize arz etmiş, aldığı cevap “Allah’a iman ve Allah yolunda cihad.” olmuştur. (Buhârî, Itk 2; Müslim, İman 136)
Allah’a iman, her hayrın başıdır. O olmadan hiçbir işin kıymeti yoktur. İman, “kalp ile tasdik” anlamında kalbin; “dil ile ikrar” anlamında da dilin amelidir. Bu sebeple imana amel denilebilir. Bu hadis-i şerif bunun delilidir.
a) Bilindiği üzere, iman inançtır, İslam ameldir. Fakat birçok hadislerde iman konusu anlatılırken, içinde amel konusu da zikredilir.
Bir hadis allamesi olan Şeyh Ebu Amr b. es-Salahın bu konudaki mütalaası şöyledir:
“İman ile İslam aynı manada kullanıldığı gibi, farklı manalarda da kullanılır. Buna göre her mümin Müslümandır fakat her Müslüman mümin değildir. Alimlerin cumhuruna göre bu tespit kitap ve sünnete uygun olan bir hakikattir” (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 1/148)
b) İmam Hattabi’nin bildirdiğine göre, “imanın aslı tasdiktir, İslamın aslı ise teslim olmak ve boyun eğmektir. Kişi bazen zahirde teslim olmuş (Müslümandır) fakat batında boyun eğmemiştir. Bazen batında sadıktır fakat zahirde boyun eğmemiştir.
Nitekim bazı hadis rivayetlerine göre, İslam -özetle- Allah’a ve peygambere iman edip şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak, hacca gitmek. (Buhârî, İman 1)
Burada imanın aslı olan tasdik-i batıni, önemli amel kısmını da içine alan tasdi-i zahiriye de şamildir, ki burada imanın ilk rükünleri de İslam sayılmıştır.” (bk. Nevevi, a.g.y)
c) Bediüzzaman’ın açıklaması ise özetle şu anlamdadır:
İmanın altı şartı (erkân-ı sitte-i iman), İslam’ın beş şartı (erkân-ı hamse-i İslam) Kuran’ın temel maksadıdır. (bk. Sözler, 746)
Yani iman (inanç esasları) ile İslam (amel esasları) birbirinden kopuk değildir. Kuran her ikisini birlikte ele alır.
İslam , iltizamdır yani, taraf tutmak, bağlanmak, teslim olmak, uygulamaktır. İman ise, izandır, yani kalben kabul etmek, doğrulamak, tasdik etmektir.
Başka bir ifadeyle iman kalbin kabulüdür. İslam o kabulün hayata yansımasıdır.
Sonuç olarak şu hükme varır:
İmansız İslamiyet kurtuluş sebebi olmaz. İslamiyetsiz iman da kurtuluş sebebi olmaz. Yani, sadece inanmak yetmez, sadece uygulamak da yetmez.
Kalp tasdiki (iman) ile teslimiyet ve yaşama (İslam) birlikte olmalıdır.
Özetle Bediüzzaman’a göre iman ve İslam ayrı kavramlar olsa da kurtuluş için birbirinden kopmaz iki hakikattir. (bk. Mektubat, 34)
Hadiste geçen “cihad” nasıl anlaşılmalı?
“Allah yolunda cihad”, öncelikle dinin korunması ve savunulması için yapılan meşru mücadeledir. Sadece savaş değildir.
Nefisle mücadele de cihad kapsamındadır. İlmi, fikrî ve ahlâkî mücadele de buna dahildir.
Hadiste imandan sonra zikredilmesi, imanın en büyük meyvesinin Allah yolunda fedakârlık olduğunu gösterir.
Çelişki var mı?
Hayır. İman kelâmî tarifte amel değildir. Fakat kalbin ameli olduğu için hadislerde amel başlığı altında zikredilebilir.
Hadis, imanın üstünlüğünü ve bütün amellerin temelini teşkil ettiğini vurgulamaktadır.
Dolayısıyla, en büyük amel imandır, en büyük fedakârlık ise cihaddır. En temel hakikat de kalbin tasdik etmesidir.
Sonuç olarak, iman, İslam’ın temelidir ve ameller ile birlikte bir bütünlük oluşturur. İman ettikten sonra, bu imanın gerektirdiği şekilde hareket etmek, yani iyi ameller işlemek, bir müminin sorumluluğudur. Hadiste geçen imanın fazileti, kişinin Allah ile olan ilişkisini güçlendiren ve onu yüksek ahlaka yönlendiren bir unsur olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle, iman, amellerin başında gelmekte ve cihad gibi yüksek değerler de bu imanın hayata yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet