İhlas suresindeki lem yelid bir ayet mi?

Tarih: 31.12.2025 - 11:18 | Güncelleme:

Soru Detayı

Farz olan kıraat miktarı Ebû Hanîfe'ye göre, en az altı harfli bir âyet kadar olmalıdır. "Sümme nazara (sonra baktı)" (Müddessir, 74/21), "Lem yelid (O doğurmamıştır)" (İhlas, 112/3) âyetleri gibi. Bu ikinci âyetin aslı "lem Levlid" olduğu için aslî harfler altıya tamamlanır. (el-Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyi', Beyrut 1328/1910, I, 110; İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Kahire, t.y., I, 193, 205, 222, vd.; ez-Zeylaî, Tebyînü'l Hakâik, l, 104, vd.; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtar, Mısır, ty., I, 415) Halbuki ihlas suresinin üçüncü ayeti sadece lem yelid değil ve lem yûled de var. Bu bilgi doğru mu, doğruysa nasıl açıklanabilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İmam Ebu Hanife’den nakledilen bir rivayete göre, okunan lafzın örfen Kuran sayılacak bir bütünlükte olması namazın geçerli olması için yeterlidir. Buna göre bir ayetten de az olsa, bunu farz olan kıraat için yeterli görmüştür. İhlas suresinin üçüncü ayeti olan "لم يلد" hakkında geçen “altı harf” açıklaması ise ayetin eksik okunabileceğini göstermek için değil, Ebu Hanife'nin asgari kıraat ölçüsünü izah etmek amacıyla zikredilmiştir.

Dolayısıyla, kaynaklarda geçen bu ifadeler arasında bir çelişki yoktur. "لم يلد" örneği, meselenin teorik açıdan izahıdır.

Detaya gelince:

“لَمْ يَلِدْ” tek başına bir ayet midir?

Hayır, İhlâs suresinin üçüncü ayeti şudur: لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ

Yani “lem yelid” âyetin yarısıdır. Tek başına müstakil bir ayet değildir. Mushaf tertibinde bir ayet numarası taşımaz.

Peki fıkıh kitaplarında neden “لَمْ يَلِدْ” örnek veriliyor?

Buradaki karışıklığın sebebi tam da burasıdır.

Bu örnek “İhlas suresinde üçüncü ayet sadece budur” demek için verilmez. “Namazda farz kıraat için asgari lafız ölçüsü nedir?” sorusunu açıklamak için verilir.

Demek ki, buradaki konu ayet sayısı değil, harf sayısı ve Kuran lafzı olma vasfıdır.

Ebû Hanîfe’nin görüşleri neden farklı aktarılıyor?

Çünkü İmam Ebû Hanîfe’den bu konuda birden fazla rivayet vardır.

Mezhebin asıl görüşü, namazda farz olan kıraat tam bir ayet okumaktır. Bu görüşe göre “ثُمَّ نَظَرَ” gibi kısa parçalar veya “لَمْ يَلِدْ” gibi ayetin yarısı farzı yerine getirmez. Bu, mezhepte tercih edilen ve fetvaya esas alınan görüştür.

Diğer rivayete göre ise, okunan lafız, örfen Kuran’dan bir parça olarak anlaşılacak kadar olmalıdır. Bu görüşte tam ayet şartı yoktur, Kuran lafzı olma vasfı yeterlidir.

İşte burada “ثُمَّ نَظَرَ” “لَمْ يَلِدْ” gibi ifadeler örnek olarak zikredilir.

“Altı harf” meselesi nedir?

Bu da yanlış anlaşılan bir teknik noktadır.

Arapça’da bazı harfler hazfedilmiş olsa bile aslî harfler hesaba katılır. “لَمْ يَلِدْ” lafzında görünen harf sayısı beştir. Ama fiilin aslî yapısı dikkate alındığında aslî harfler altıya tamamlanır

Bu yüzden fıkıh kitapları “Altı harfli bir Kuran lafzı asgarî ölçüdür” derken teorik bir sınır koymaktadır.

Ama ayetin devamı var, çelişki değil mi?

Hayır, hiçbir çelişki yok. Çünkü fıkıh kitapları ayetin tamamını tanımlamıyor, asgari kıraat sınırını tartışıyor

“لَمْ يَلِدْ” Mushaf açısından yarım ayet, kıraat usulü açısından Kuran lafzı örneğidir. İşte bu iki düzlem karıştırılınca çelişki var zannediliyor.

Özetle:

- “لَمْ يَلِدْ” müstakil bir ayet değildir, İhlâs 3. ayet şöyledir: لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ

- Fıkıh kitaplarında “لَمْ يَلِدْ” örneği ayet tarif etmek için değil, asgari kıraat ölçüsünü izah etmek içindir.

- Hanefî mezhebinde fetvaya esas olan görüş namazda farz kıraat tam bir ayettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun