Hz. Ebu Bekir’in, “Eğer ibadet ettiğiniz ilah semadaki Allah idiyse, O ölmemiştir.” sözü ile İmam Malik’in “Allah semadadır, ilmi ise her yerdedir.” sözü haşa Allah'ın gökte olduğu anlamına mı gelir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Selef-i salihinden bazıları -prensip olarak- ayet ve hadislerde veya sahabelerin kavillerinde yer alan bazı ifadeleri tevil etmekten çekinmiş ve onları olduğu gibi ifade etmişlerdir.

Örneğin, Ebu Hureyre’nin anlattığına göre; adamın biri geldi, Peygamberimize (a.s.m) “Mümin bir cariyeyi azat etme borcum vardır.” diyerek (yanındaki cariyesinin bu şarta haiz olup olmadığını) sordu. Peygamberimiz (a.s.m) kadına dönerek “Allah nerdedir?” diye sordu. Kadın başı ve işaret parmağıyla semaya işaret etti. Bu defa Peygamberimiz (a.s.m) “Ben kimim?” diye sordu. Kadın parmağıyla semaya ve Resulullah (asv)’a işaret etti. Yani “Sen Resulullahsın” demek istedi. Bunun üzerine “(Bu mümindir), bunu azat et.” diye buyurdu.(bk. Mecmau’z-Zevaid, 1/23).

Ancak biz şunu çok iyi biliyoruz ki, bütün Selef-i salihin ve halef-i salihinin bu konudaki akidelerinin özeti şudur: “Allah’ın benzeri hiçbir şey yoktur.”(Şura, 42/11), Allah’ın en önemli bir sıfatı “muhalfetun lil-havadis”tir ki, zikredilen ayetin bir açıklamasıdır.

“Allah vardı, onunla birlikte hiçbir şey yoktu.” (Kenzu’l-ummal, h. No: 29850) mealindeki hadisten anlaşılacağı üzere, yer ve göklerin de içinde bulunduğu yaratılmış varlıktan hiç bir eser yokken, Allah vardı ve tabiatıyla gökte değildi. Zaten Ezelî olmanın anlamı da budur.

"Allah zaman ve mekandan münezzehtir." inancı Ehl-i sünnetin temel akidesidir.

Mezhep imamlarının ve o mezheplere tabi milyonlarca alimin görüşlerini bir tarafa atarak, kendi düşüncelerini “selef/selefiye” adı altında ümmete dayatmaya çalışan bir zümrenin aktif gayretleri bilinmektedir. Halbuki en basit bir mantıkla bakılsa bile bunun ne kadar yanlı olduğu anlaşılır. Şöyle ki; Allah ezelîdir, diğer her şey sonradan var edilmiştir. O halde, yer gibi gökler de sonradan var edilmiştir. Demek ki Allah var iken, başka varlıklar gibi gökler de yoktu. Öyleyse Allah göklerde değildi, çünkü gökler yoktu. Ezelî olan Allah ezeldeki durumu, konumu nasıl ise şimdi de öyledir, çünkü, ezelî varlık olan Allah için değişkenlik söz konu değildir. Zira değişkenlik sonradan var edilen yaratıkların en bariz özelliğidir. Ezelî olan bir varlığa sonradan olan varlıkların, özelliklerin ârız olması muhaldir. Bu mantık zincirinin sonucu şudur ki; Allah ezelde olduğu gibi, şimdi de göklerde değildir.

Beyhakî’nin de işaret ettiği gibi, Selef-i salihin tarafından kullanılan bu gibi ifadelerin dayanağı, Kur’an’da Allah hakkında kullanılan “gökte olan...”(Mülk, 16,17) mealindeki  ifadelerdir. (Beyhaki, el-Esma ve's-Sıfat, 2/238). Bu ayetin manası ise, gerçekte Allah’a bir mekan izafe etmek değil, onun yüceler yücesi bir varlık olduğu gerçeğidir. İnsanlara göre gök kavramı, hâkimiyeti, üstünlüğü ve yüceliği ifade eder.

Kaldı ki, “Göklerde de ilah olan O’dur, yerde de ilah olan O’dur. O, yegâne Hakîm’dir / hüküm ve hikmet sahibidir, yegâne Alîm’dir / her şeyi hakkıyla bilendir.”(Zuhruf, 43/84) mealindeki ayette,  Allah’ın hem göklerde hem de yerde yegâne ilah olduğuna, her iki yerdeki mahlukların yalnız ona ibadet ettiğine vurgu yapılmıştır.

Evet yeryüzü, O’nun cemal sıfatlarının tecilligâhı, gök ise O’nun celal sıfatlarının tecilligâhıdır. O halde “Allah’ın gökte” olduğunu söylerken, onun göklerdeki hükümranlığına işaret edilmiştir.

ilave bilgiler için tıklayınız:

İmam Azam Ebu Hanife'nin, Allah nerdedir, diye soran birisine, göktedir, diye cevap verdiği iddia ediliyor; bu doğru mudur?

Mülk Suresi 16 ve 17. ayetlerde Allah için gökteki ifadesi kullanılmasını açıklar mısınız?

Allah mekândan münezzehtir; hâlbuki bazı ayetlerden hareketle Allah'n göklerde olduğu iddia ediliyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

Bir hadiste, “Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.” denilmektedir. Bu ifade, Allah için bir mekân belirleme söz konusu olmaz mı?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR