Her şeyin kaynağının madde olduğu görüşü doğru mudur?

Tarih: 24.04.2020 - 10:46 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Her şeyin madde ve sadece maddeden yapılmış olduğu fikri, en basit testleri bile geçemez. Meselâ birbirinin aynı olan iki gül, birisi ezilip çamur haline getirildikten sonra bile madde olarak birbirinin aynıdır. Ama bu ikisi çok farklıdır ve güzellik, san’at ve düzen gibi bütün bu farklar madde olmadığına göre madde dışı yani mânâdır.

Materyalist dünya görüşü insan dâhil her şeyin büyük patlama ile başlayan bir tesadüfler zinciri sonunda oluşan ve madde-enerjiden ibaret olan manasız varlıklar olduğunu iddia eder.

Bediüzzaman ise, maddenin mana âlemleri üzerine serpilmiş bir tül olduğunu belirtir ve asıl varlığın madde-dışı yani mânâ olduğunu söyler. Kâinata bir kitap yerine, mürekkepli kâğıt yığını olarak bakarak varlık âleminin mahiyetini anlamak mümkün değildir. Ona göre gerçek marifet, kâğıt ve mürekkebi aşıp yazıları anlamaktır.

Bilimde en yaygın ön kabullerden biri, her şeyin kaynağının madde olduğu görüşüdür. Bu görüş milattan önce Stoik filozoflara dayanır ve içinde bulunduğumuz modern çağda doğruluğu sorgulanmayan gerçeklerin başında gelir.

Hayret verici olan şudur ki, bu fikir hiçbir zaman test edilmemiştir ve o yüzden bilimsel bile değildir. Büyük patlama teorisi de, bilimden ziyade inanç olan bu “sırf madde” kâinat fikrinin kök salmasına yardımcı olmuştur.

Bilimsel tezlerde ilk şart, tezin gözlemler ve mevcut bilimsel deliller ile uyumlu olması ve gerekli testleri geçmesidir. Fakat her şeyin madde ve sadece maddeden yapılmış olduğu fikri, en basit testleri bile geçemez. Meselâ birbirinin aynı olan iki gül, birisi ezilip çamur haline getirildikten sonra bile madde olarak birbirinin aynıdır. Ama bu ikisi çok farklıdır ve güzellik, san’at ve düzen gibi bütün bu farklar madde olmadığına göre madde dışı yani mânâdır.

Biz her şeyi – kuvvet, sevgi, öfke ve hatta hayat, görme, işitme vs – ancak etkileri maddede görülünce algılayabiliyoruz ve tabii olarak her şeyin kaynağının madde olduğu yanılgısına düşüyoruz. Pek de sorgulamadan kendimizi içinde bulduğumuz bu önyargı günümüzde de bilimin üzerine kurulduğu platformu oluşturmaktadır.

Bediüzzaman kâinat ve varlıklar hakkındaki madde (veya enerji)’den oluşan tek boyutlu görüşe hiç rağbet etmemiş ve edenleri de eleştirmiştir. Kendisine yöneltilen “Sen necisin, bu meşâhire karşı meydana çıkıyorsun? Sen, bir sinek gibi olup da kartalların uçmalarına karışıyorsun!” itirazına da, “onları gark eden madde ayağımı da ıslatamadı” (Nursi, B. S. Sözler.  s. 678.)  karşılığını vermiştir. Ona göre madde-enerji sadece Kadir isminin bir tecellisidir. Madde-dışı tüm vasıflar ise, diğer kutsal isimlerin yansımalarından ibarettir. Meselâ canlılık ‘Hay’ isminin, karakter ‘Ferd’ isminin, şefkat ‘Rahim’ isminin ve faydalılık ve bir gayeye yöneliklik ‘Hakîm’ isminin tecellileridir. O böylelikle tüm mevcudatı Esma-i İlahiye ve dolayısıyla Allah ile irtibatlandırır:

“Her şeyden Cenâb-ı Hakk'a karşı pencereler hükmünde çok vecihler var. Bütün mevcûdâtın hakaikı, bütün kâinatın hakikatı; Esmâ-i İlahiyeye istinad eder. Herbir şeyin hakikati, bir isme veyahut çok Esmâya istinad eder. Eşyadaki sıfatlar, san'atlar dahi, herbiri birer isme dayanıyor. Hattâ hakikî fenn-i hikmet, ‘Hakîm’ ismine ve hakikatlı fenn-i tıp ‘Şâfi’ ismine ve fenn-i hendese ‘Mukaddir’ ismine ve hâkezâ herbir fen, bir isme dayandığı ve onda nihayet bulduğu gibi, bütün fünun ve kemâlât-ı beşeriye ve tabakat-ı kümmelîn-i [kâmiller] insâniyenin hakikatları, Esmâ-i İlahiyeye istinad eder. Hattâ muhakkikîn-i evliyanın bir kısmı demişler: Hakikî hakaik-i eşya, Esmâ-i İlahiyedir. Mahiyet-i eşya ise, o hakaikın gölgeleridir. Hattâ birtek zîhayat şeyde, yalnız zâhir olarak yirmi kadar Esmâ-i İlahiyenin cilve-i nakşı görünebilir.” (Nursi, B. S., Sözler. s. 780.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 48
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun