Hayırsız yakının miras alması haksızlık değil mi?
Nisa 11. ve 12. ayetlerde miras konusunda oranlar için size daha yakın olanı bilemezsiniz Allah bilir diyor ama bu durum değişkenlik göstermez mi? Her aileye göre kimisinin babası hayırsızdır kimininki hayırlıdır. Burada hayırsız baba Kuran'a göre pay alacak bu da haksızlık olmuyor mu?
Değerli kardeşimiz,
Kuran mirası, insanların değişken duygu ve menfaat değerlendirmelerine göre değil; sabit ve objektif olan akrabalık bağına göre taksim etmiştir. Çünkü “kim daha faydalı, kim daha hayırsız” ölçüsü kişiden kişiye değişir ve suistimale açıktır.
Bu nedenle İslam, geçici menfaat yerine değişmeyen aile bağını esas almış; böylece daha dengeli ve genel bir hukuk sistemi kurmuştur.
İlgili ayetin meali şöyledir:
“Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder. Eğer (çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölünün) geriye bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Şayet yalnız bir kadın ise, (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı malından ana ve babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Çocuğu yok da mirasçı olarak ana babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer (ölenin) kardeşleri varsa, ananın payı altıda birdir. (Bu paylar,) ölenin borçları ödenip vasiyetleri yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından tespit edilmiş farzlardır (paylardır.) Şüphesiz Allah her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/11)
“Hayırsız akrabanın miras alması haksızlık değil mi?” sorusunda dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Kuran, miras hukukunu insanların değişken duygularına, geçici menfaat hesaplarına veya “kim daha faydalıydı” değerlendirmesine bağlamamıştır. Çünkü insanların bu konudaki ölçüleri çok değişkendir. Bir insan bugün faydalı gördüğünü yarın zararlı görebilir; sevgi, öfke, kırgınlık ve şahsî değerlendirmeler sürekli değişebilir.
Bu sebeple İslam, cahiliye dönemindeki “kim daha güçlü, daha faydalıysa o miras alsın” anlayışını kaldırmış; yerine sabit ve objektif olan akrabalık bağını esas almıştır. Ayette geçen:
“Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu siz bilemezsiniz...” buyruğu da buna işaret eder. Yani insan, uzun vadede kimin kendisi için daha hayırlı veya faydalı olduğunu tam olarak kuşatamaz.
Ayrıca miras sadece “iyi insanı ödüllendirme sistemi” değildir. Miras, kan bağına dayalı hukukî bir haktır. Nasıl kişinin hayırlı babası olduğunda mirastan pay alması normal görülüyorsa, kusurlu veya hayırsız olması onun akrabalık bağını tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü hukukî sistemler şahısların anlık karakter analizlerine göre kurulursa büyük karmaşa ve suistimal doğar.
Bunun yanında İslam, kişinin malını tamamen çaresiz de bırakmamıştır. İnsan, mirasının üçte birine kadar kısmını vasiyet yoluyla hayırlı yerlere veya varis olmayan sevdiği kimselere bırakabilir.
Ayrıca hayatında iken infak, hediye ve yardım yolları da açıktır. Böylece hem sabit miras düzeni korunmuş hem de kişiye belli ölçüde tasarruf alanı bırakılmıştır.
Kısacası Kuran’ın miras sistemi, değişken menfaat değerlendirmeleri yerine sabit akrabalık bağını esas aldığı için daha genel, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir adalet anlayışı ortaya koymaktadır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Miras ayetlerinde olan zamirler önemli mi?
- Nisa Suresi 11. ve 12. ayetlere göre, eşlerin çocukları babanın çocuklarından sayılmıyor mu?
- Nisâ Suresi 11 ve 12. ayetin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Nisa suresi 11. ayette geçen evlat kelimesini, sadece erkek çocukları için kullanılmıştır diyebilir miyiz?
- Nisa suresi 11. ayette, açık olarak kız çocuğuna yarım hisse verilmesi emredilmiyor mu?
- HACB
- Birinin karısı var iken tüm mirası erkek kardeş nasıl alır?
- Kuran'daki mirasla ilgili açıklamalar tavsiye mi, emir midir?
- ASHÂBÜ'L-FERÂİZ
- ASHÂBÜ`L-FERÂİZ (MİRAS)