Günlük, yıllık, ömürlük ve ebedi nedamet şeklinde bir rivayet var mı?

Tarih: 21.03.2019 - 20:02 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Diyanet’in eski dergilerinden birinde özetle şöyle deniliyor:
“Nedamet başlıca 4 türlüdür:
1. Günlük nedamet (nedamet-i yevmiye): hatanın zararı bir gün devam eder veya telafisi bir gün içinde mümkün olur.
2. Yıllık nedamet (nedamet-i seneviye): yapılan hata ve kusurun zararından ancak bir yılda kurtulunabilir. Bir yıl devam etse de sonunda biter.
3. Ömürlük nedamet (nedamet-i ömriyye): bu tür günahların ve hataların nedameti sahibini ömür boyunca ızdıraptan kurtaramaz. Ölümle nihayet bu nedamet de sona erer.
4. Ebedi nedamet: tövbe edemeden ölen birinin telafisi mümkün olmayan nedameti.”
- Kuran ya da hadislerde bu türden bir dayanak var mı?
- Yoksa acaba yazarın görüşü olarak mı böyle bir sınıflama yapılmış?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur'an ve hadislerde böyle bir bilgiye rastlayamadık. Yazarın görüşü veya tasavvufa dair eserlerden birinden alıntı olabilir.

Nedamet, pişmanlık demektir, pişmanlık da tövbe etme anlamına gelir.

Tövbe de Hakk’a dönüş demektir. Bir kulun, girdiği yanlış yolun farkına varıp yüzünü ve gönlünü Rabbine yöneltmesi ve affını dilemesidir. Böylece kul, bir nedametle, Rabbine gönlünü açar.

İşte bu pişmanlık “tövbe”dir. Bunun ardından da Allah’tan sürekli af dilemek için “istiğfar” edilir.

Kur’an-i Kerim ve hadis-i şerifler, mümini tövbe ve istiğfara davet etmektedir:

Allah, "Ey müminler, hep birden Allah'a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur, 24/31) buyurmaktadır.

Hz. Peygamber (asm) de kendisi istiğfara devam etmiş ve ümmetini de teşvik etmiştir.

"Vallahi ben Allah'a günde yetmiş defadan çok istiğfar ediyorum." buyurmuştur. (Buhârî, Daavât 3)

Başka bazı hadislerde Hz. Peygamber (asm)'in günde yüz defa istiğfar ettiği belirtilir. (bk. Müslim., Zikr, 41; Ebû Dâvud, Vitr, 26)

Bu yetmiş ve yüz sayıları çokluktan kinayedir. Bu da sürekli tövbe ve istiğfar etme anlamına gelmektedir. Onun için günlük haftalık, aylık, yıllık gibi sistematik bir tövbe şekli ayetlerde ve hadislerde görülmemektedir.

Zaten sürekli tövbe ve istiğfarda bulunan bir kimse, böyle bir tanzime ihtiyaç duymaz. Şayet yapsa, bunun da bir sakıncası yoktur.

Bize düşen, hele şu zamanda, üzerimize yağmur gibi gelen ve sürekli olan günahlara karşı, sürekli tövbeyle Allah’a sığınmak ve daima Onunla irtibat halinde olmaktır.

Allah’ın kabul ettiği tövbe ise “nasuh” tövbedir; yani samimi tövbedir. O da günahtan tövbe edip, o günaha bir daha dönmemek veya dönmek istememektir.

Kur'an’da birçok yerde tövbe ve istiğfar birlikte zikredilmiştir. Allah bazı ayetlerde tövbe ve istiğfarı emrediyor, diğer bazı ayetlerde de tövbe ve istiğfar edenleri övüyor. 

Tövbe ve istiğfar, dua hükmündedir ve bir ibadet şeklidir.

Tövbe ve İstiğfarın Kazanımları

Tövbe ve istiğfarın esas faydası, insanı arındırarak Allah’a yaklaştırmasıdır ve uhrevidir. Ancak bu, dünyada fayda sağlamadığı anlamına gelmez. Allah bu hususta şöyle buyurmaktadır:

“...Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O, çok bağışlayıcıdır. Mağfiret dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın. Size güzel rızıklar sunan bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.” (Nuh, 71/10-12)

Bir adam Hasan-ı Basri’ye fakirliğinden şikayet eder, o da ona Tövbe ve istiğfar et. der, başka biri, bağ ve bahçesinin kuraklığından şikayet eder, ona da “Tövbe ve istiğfar et.” diyor, diğer bir adam da evlat için ondan dua istiyor ona da “Tövbe ve istiğfar et.” diyor. Etraftakiler, “Bu nasıl olur ya İmam! Herkese aynı şeyi söylüyorsun.” deyince “Ben kendimden bir şey söylemiyorum ki Allah öyle diyor.” cevabını verdikten sonra, az önce mealini verdiğimiz Nuh Suresinin 12. ayetini okur. (bk. Tecrid-i Sarih Tercümesi, 12/334, Ahmet Altun, Duanın Sırları, s. 29)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 80
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun