Görülmeyen alemler mi var?

Tarih: 21.04.2026 - 15:35 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Âlem, alâmet kökünden gelir. Yaratılmış her şey Allah’ı göstermesi, yani O’na alâmet olması yönünden “âlem” olarak isimlendirilir. “Kâinat, evren” gibi isimlerle de ifade edilmektedir.

Âlemleri başlıca iki kategoride ele alabiliriz:

1. Görülen âlemler

2. Görülmeyen âlemler

Gördüğümüz âlem şehâdet âlemi, görmediğimiz âlem ise gayb âlemidir. Bu iki ifade Kur'ân’da birbirinin mukabili olarak kullanılır. Allah’ın, gaybı ve şehâdeti bilen olduğunu ifade eden “âlimu’l-ğaybi ve’ş-şehade” tabiri, gayb âlemi ve şehâdet âlemi ifadelerine menşe olmuştur.[1] Ecdadımızın lisanında bu âlemler, “tabiat ve ma bade’t- tabia” olarak kullanılmıştır. Şimdi ise aynı âlemlerden, “fizikî âlem ve metafizik (fizik ötesi) âlem” şeklinde bahsedilmektedir.

İçinde yaşadığımız âlemde cansızlar, bitkiler, hayvanlar ve insan­lar iç içe ve beraberce bulunur. Cansızlar, etraflarında olup bitenlerden habersiz iken, bitkiler hayat sebebiyle hava, su ve güneş gibi başka varlıklara ihtiyaç hissederler. Hayvanlar, kendilerine verilen hayatın yanında, o hayata takılan birtakım duygularla bitkilere nisbetle daha zengin bir hayat mertebesindedir. Kendilerine mahsus bir kısım lezzet ve elemleri vardır. İnsan ise, şehâdet ve gayba açılmış duygularıyla şu âlemdeki varlıkların en kapasitelisidir. Gözüyle renkler âlemine, kulağıyla sesler âlemine muhatap olduğu gibi, akıl ve kalbiyle, keza kalbe takılmış birtakım latifeleriyle gayb âlemine muhatap olur. Gayb âlemi, gözle gördüğümüz, elle tuttuğumuz şeylerin ötesinde bir boyuttur.

“Nasıl bir kitap gözle görülüp elle tutulabilen kâğıt ve harflerin yanında bir de mana unsuru ile doluysa, şu kâinat kitabı da mad­denin ötesinde bir manevî âlemi ihtiva eder. Kâinatı sadece maddeden ibaret sanmak, kitabı yalnız kâğıttan ve harflerden ibaret sanmak gibi akıl dışındadır.”[2]

Kuran-ı Kerim “…Gördüklerinize yemin ede­rim, görmediklerinize de…”[3] âyeti ile âlemin her iki boyutuna da dikkat çeker. Bu yemin, gerçekte bütün her şeye yemin hükmündedir. Çünkü eşya, görülen ve görülmeyenden ibarettir.[4]

Gayb kavramı, geniş boyutlu bir kavramdır. Bununla, duyular ve tecrübenin hudutları dışında kalan her çeşit konu akla gelmektedir.[5] Allah’ın zatı, sıfat ve isimleri, melekler, ahiret, insandaki gayba karşı duyarlı birtakım hisler, insanın ve insanlığın geleceği... hep gayba ait konulardır. Ayrıca, yaşadığımız maddî âlemde her gün yeni yeni ortaya çıkan sırlar, bulunan kanunlar bir yönüyle “gayb” kavramı çerçevesinde mütalaa edilebilir. Bunlara “kevnî gayb” diyebiliriz.

Bu zaviyeden baktığımızda, içinde bulunduğumuz âlemin, “şehâdet âlemi” olmanın ötesinde, bir “gayb âlemi” olduğunu görürüz. Çünkü varlık sahası insanın gördüklerinden, hatta idrak ettiklerinden çok daha fazladır. Görülenler çok az, görülmeyenler ise çok fazladır.[6] Mesela, esasen şehâdet âleminin mensuplarından olan bakteriler ve virüsler her tarafı doldurdukları halde, doğrudan gözün görme alanı içinde değillerdir.


[1] Hâlis Albayrak, Kur’an’da İnsan - Gayb İlişkisi, İst. Şule Yayınları 1993. s. 126.

[2] Ömer Sevinçgül, Kulluğum Sultanlığımdır, Zafer Yay. İst. 1992, s. 113.

[3] Hâkka, 69/38-39.

[4] İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan, Daru'l- Kütübi'l- İlmiyye, Beyrut, 2002, X, 149; Ahmed Mustafâ Merağî, Tefsiru’l -Merağî, Mısır, Şirketu Mektebe 1953, XXIX, 60.

5] Nihat Keklik, Felsefenin İlkeleri, İst. Doğuş Yayınları, 1982. s. 46.

[6] Seyyid Kutub, Fi Zılâli’l-Kur’an, Daru’ş- Şuruk 1980. VI, 3684.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun