"Gecede bir saat/zaman vardır ki, dünya ve âhiret işinden istenilen her şey verilir." anlamına gelen hadisi, içinde geçen zamanın ne demek olduğunu ve hangi geceleri içine aldığını açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili hadis rivayeti şöyledir:

“Geceleyin öyle bir zaman vardır ki, Müslüman bir kimse o zamana rastlayıp Allah’tan dünya ve âhirete dair hayırlı bir şey dilerse, Allah ona dilediğini verir. Bu her gece böyledir.” (Müslim, Müsâfirîn 166, 167)

Allah Teâlâ kullarının, gündüz olduğu gibi geceleyin de kendisini anmalarını, el açıp dünya ve âhiretleri için dua ve niyazda bulunmalarını istemektedir. “Rabbim, beni iki cihanda bahtiyar et! Allah'ım, bana âfiyet ver! Mevlâm, beni tuttuğum işte başarılı kıl!” diye yalvarmalarını arzu etmektedir.

Şüphesiz geceler de Allah’ındır, gündüzler de. O uygun gördüğü zamana dilediği feyiz ve bereketi verir. Kendilerini en güzel şekilde yarattığı, en güzel nimetleri kendilerine ihsân ettiği, cennetini ve cemâlini kendileri için hazırladığı kullarının uzun bir geceyi, derin gaflet içinde geçirmelerini uygun görmemiştir. Allah’ın her şeyin sahibi olduğunu bilmelerini ve ihtiyaçlarını O’na arzetmelerini istemiştir.

Cenâb-ı Hakk’ın öyle kulları vardır ki, kuşların yuvalarını özlediği gibi akşamı gözlerler. Gece karanlığı çökünce, Cenâb-ı Mevlâ’nın huzurunda olmanın şuuruyla namaza dururlar; secdeye varıp yüzlerini yere sürmekten derin bir zevk duyarlar. Sayısız lutuf ve keremlerinden dolayı Rabbü’l-âlemîn’e şükür ve hamdlerini sunarlar. O’nun kelâmıyla dillerini ve gönüllerini aydınlatırlar. Zikir ve tesbih ile O’nu yâdederler. Onların bu hallerinden hoşnut olan Cenâb-ı Zülcelâl de feyiz, bereket ve rahmetiyle kendilerine büyük ihsanlarda bulunur.

Bu feyizli zaman diliminin bütün gecelerde bulunması da ayrı bir lutuf ve keremdir. Her gece bu değerli zamana tesâdüf etme imkânı vardır. Kula yakışan, bu fırsatı yakalamaya çalışmaktır.

- Vaktin gizli olmasının hikmeti nedir?

Hiçbir saat ve hiçbir vakit bizim kul olarak Rabb’imize dönüşümüz için elverişsiz ve kapalı değildir. Bu açıdan duânın kabul zamanları gizli tutulmuştur. Bununla, kulun dua hâlini hayatına yayması istenmiştir. Nitekim cuma gününde icabet saati gizli olduğu gibi, insanlarda veli, Ramazanda Kadir Gecesi, Allah’ın isimleri içinde İsm-i Azam, insan ömründe eceli ve kıyamet kopma zamanı da gizlidir. Yani kıymet ve ehemmiyet tek bir cüzde değil, hayatın tamamındadır. (Nursi, Mektûbât, s. 460; Sünûhât, s. 19) Öyle ki, hayatımızın her ayrıntısından, lüzumsuz zannettiğimiz her saat diliminden ve zaman parçacığından sorumluyuz. Öyleyse yaşadığımız her “ân” parçacığını Rabb’imize sığınmamız için eşsiz bir fırsat olarak algılamak zorundayız.

İnsanları hayra yönlendirmek ve teşvik için, şerlerden sakındırmak ve muhafaza  için Allah ve Resulu hayırlı şeyler içinde belirsiz bir fert manası yerleştirmiştir. Amaç, insanlar o ferdi ararken hayrın diğer çeşitlerini de yaptırmak ve verimli ve ibadetli bir ömür geçirmektir. Bu yüzden her çeşit ibadet içine o ibadete münasip bir fert tayin ediliyor.

Mesela, "Namazlar içinde öyle bir namaz var ki, bu namazı yakalayan hac sevabı kazanır." İşte namaz içine atılan bu ödül sayesinde bütün namazlar hac gibi kıymet kazanırlar. Ama bu ödülün keyfiyeti müphem, yani belirgin olmamasından dolayı, hangi namaz, hac kıymetinde bilinmiyor. Bu yüzden her namaza hac sevabı verilmez. Ancak müphem o namaz bulunur veya tevafuk edilirse, hac sevabı kazanılır. Hac kıymetinde olan o namazın belirsiz olması, bütün namazları ihtimal dahiline aldığı gibi, bütün namazların hac sevabında olmasına da engeldir. Müphemlik, yani belirsizlik iki yanlış hali de bertaraf eder.

Aynı şekilde, duaların kabul olunduğu vakti yakalama ümidiyle gecenin muhtelif saatlerinde el açıp Allah’a yönelmeli, yalvarıp yakarmalıdır. Soruda geçen hadisten öncelikle bunu anlamak, bütün gecenin değerli olduğunun farkına varmak ve ona göre hareket etmek gerekir.

Bu vakti Kur'an okuma, dua etme gibi ibadetlerle değerlendireceğimiz gibi, bütün ibadetlerin içinde bulunduğu namaz ile hayatlandırmak daha büyük öneme sahiptir.

Diğer taraftan, bu hadis gecelerin gündüzlerden daha değerli olduğunu göstermektedir. Zira duaların kabul edildiği saat sadece cuma gününde bulunduğu halde, bu değerli vakit bütün gecelerde mevcuttur.

- Hangi vakittir?

Peygamber Efendimiz (asm)’in, hayatının son dönemlerinde hep gecenin son üçte birinde ibadet etmesine bakarak, duaların kabul edildiği bu mübarek vaktin seher vaktinde olduğu düşünülebilir.

Bununla beraber, Kur'ân "gece" kavramına çok anlamlar yükler ve gecenin değerlendirilmesini teşvik eder. Gece, "ve'l-leyli" diye Kur'ân'ın üzerine yemin ettiği bir zaman dilimidir. Gece, Allah'ın varlık ve birlik delili olan bir "âyet"tir. Gece ve gündüz O'nun emrinde bulunan bir "rahmet"tir. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çeviren O'dur.

Geceyi karartan, gündüzü parlatan O'nun kudretidir. Gece, uyanıp ibadet edilmesi gereken bir "kıyam" dilimidir. Gecenin bir vaktinde ibadet etmek, namaz kılmak, secde etmek, uzun uzadıya tespih çekmek ve dua okumak, gece yarıları kalkıp yalvarmak, yakarmak, niyazda bulunmak, özellikle teheccüd namazı kılmak bir Kur'ân tespitidir ve mü'min olmanın bir işaretidir. Gece hayatı, hayatın anlamını anlayanlar için hayatî fırsatlardır, kabir karanlığını aydınlatacak vesilelerdir.

Rabbine en yakın kul olan Peygamberimiz (asm)'in gece ibadetinin adı "ihyâü'l-leyl"dir, yani gecenin canlandırılmasıdır. Yine Kur'ân'ın ifade ettiği gibi, gecenin değerini bilmeyenler, geceyi Yaratan'ı tanımayanlar, O'na isyan edip zulme sapan kavimler hep geceleri helak olmuşlar, izleri ve tozları geceleyin kaybolmuş, bu anlamda gece onlardan intikam almıştır. Bu açıdan geceleri "ihya" etmek gerekir ki, başımıza belalar yağmasın.

İlave bilgi için tıklayınız:

Gece vaktinin en hayırlı saati seher vakti midir? Bu vakit tam olarak ne zamandır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.