Evrim'in teoriye benzeyen yönleri var mı?
Değerli kardeşimiz,
SIMILARITIES OF EVOLUTION HYPOTHESIS TO A THEORY
Asst. Prof. Dr. Hüseyin ALLAHVERDİ
Muş Alparslan Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Muş, Türkiye
Abstract
Taken as a whole, if evolution is judged according to the scientific method steps, it is not a theory but a hypothesis or "whole of hypotheses". However, nowadays there are many studies about evolution, and it is possible to come across different units at universities and institutes related to evolution. This shows that evolution is not a hypothesis. According to the scientific method steps, if the hypothesis is not confirmed by a controlled experiment or a substitute, then the hypothesis needs to be changed. Can the evolution hypothesis be changed? If it is changed, what can it be replaced with? Evolution had similarities to a theory when it was first introduced. It also has explanations to the new developments. Whether artificial selection, which was given as an evidence of evolution in the Origin of the Species, is a theory or not is questionable. The changes in micro-scale, which are not evidence of evolution in total, are within the boundaries of species. The changes inherited and transferred to later generations represent a change and can be experimentally observed. These and some other issues that are not mentioned can be considered as the theoretical aspects of the evolutionary hypothesis. Each of these issues needs to be handled and criticized.
Key Words: Evolution, Micro evolution, Artificial selection, Theory
EVRİM HİPOTEZİNİN TEORİYE BENZEYEN YÖNLERİ
Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin ALLAHVERDİ
Özet
Totalde bakıldığında, evrim bilimsel yöntem basamaklarına göre değerlendirildiği taktirde teori değil bir hipotez veya “hipotezler bütünü” dür. Ancak günümüzde evrimle ilgili pek çok çalışma yapılmakta ve yine evrimle ilgili üniversite ve enstitülerde farklı birimlere rastlamak mümkündür. Buda şunu göstermektedir ki, evrim herhangi bir hipotez değildir. Bilimsel yöntem basamaklarına göre herhangi bir hipotez kontrollü deney ve ya onun yerine geçebilecek bir kıstasla doğrulanmıyorsa, hipotezin değiştirilmesi gerekmektedir. Evrim hipotezi değiştirile bilir mi? Değiştirilirse bunun yerine ne konulabilir? Evrimin teoriye benzeyen yönleri vardır. Gerek evrimin ortaya konulduğu zaman açısından, gerekse yeni gelişmelere cevap olabilecek açıklamalara, evrimde rastlamak mümkündür. Türlerin kökeninde evrimin delilerinden olarak zikredilen sun-i seleksiyon bir başka yöndür ve bunun teoriliği tartışılmalıdır. Özellikle tür sınırını aşmadığından totalde evrime delil olamayan mikro ölçekteki değişimlerin, kalıtımı ve sonraki nesillere aktarılması yine bir değişimi ifade etmekte ve deneysel olarak ta gözlenebilmektedir. Bunlar ve burada zikredilemeyen başka bazı hususlar evrim hipotezinin teoriye benzeyen yönleri olarak sayılabilir. Bunların tek tek ele alınıp kritiklerinin yapılması gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Evrim, Mikro evolüsyon, Sun-i seleksiyon, Teori
GİRİŞ
Totalde bakıldığında evrimin teori değil hipotez olduğu görülmektedir. Bu hükmün sağlamasını şununla yapabiliriz; evrim ilk canlıyı açıklamak zorundadır. Çünkü evrime göre var olan tüm canlılar bir ilk canlıdan meydana gelmiştir. Günümüzde ilk canlının oluşumuyla ilgili bilimsel manada pek çok hipotez (çözüm önerisi) vardır. Bu konuda bilimsel bir teori söz konusu değildir. Ancak evrim herhangi bir hipotez de değildir. Çünkü bilimsel yöntem basamaklarına göre, problemler için birer çözüm önerisi olan hipotezler şayet kontrollü deney veya onun yerine geçebilecek(fosil bulgular gibi) bir kanıtla desteklenmez ise bu çözüm önerilerinin (hipotezlerin) değiştirilmesi icap etmektedir. Bakıldığında evrim hipotezinin ilk ortaya atıldığı andan itibaren değiştirilmediğini; canlıların nasıl ortaya çıktığı ve çeşitlendiği(türleştiği) ile ilgili çözüm önerisi olarak yerini koruduğu görülmektedir. Bunun iki sebebini sayabiliriz. Birincisi; söz konusu problemle ilgili materyal olarak günümüz canlıları ve geçmişte yaşamış ve günümüzde yaşamayan ancak fosillerini bildiğimiz materyal dışında elimizde değerlendireceğimiz bir malzemenin olmaması. Bu malzemenin değerlendirilmesi ve sonuç çıkarılması kimilerince ancak bu materyale dayalı olarak yapılabileceği düşüncesidir. Yani biz canlıları görüyoruz ve bunların ortaya çıkması ve türleşmesini ancak elimizdeki materyale dayalı olarak yapabiliriz düşüncesidir.
Konu canlı materyalle ilgili olduğu için bunun dışında bir yol görülmediğinden evrim hipotezi yerini korumaktadır. Burada elimizde olan materyale dayalı olarak pek çok çıkarımda bulunabiliriz; ancak bunlarında materyal dışında bir şeye inanmayan(materyalist) kimseler için bir değeri olmayacaktır. Burada yapılması gereken ise materyale dayalı, ortaya konulan hipotezin bilimsel olarak tutarlı olup olmadığı ve madde dışında bir şeye inanmayanların bu düşüncelerine madde dışında veya deneysiz bir şekilde şöyle ya da şöyle olmalı diye deneye veya onun yerine konulacak bir duruma sahip olmadıkları halde bir sonuç çıkarıp çıkarmadıklarına bakmamız gerekecektir. En azından ilk canlı açısından evrim hipotezinde durum tamda budur. Burada deneye dayalı olmayan çıkarımların olduğu aşikardır. Bu çıkarımlar maddeye dayalı bazı düşüncelere dayanmaktadır. Dolayısıyla yine materyale dayalı akıl yürütmeyle ortaya konulan mesela yaratılış görüşü ile bu seviyede eşit oldukları görülmektedir. Buna göre evrimcilerin ileri sürdükleri gibi bu materyal işidir, bundan mana çıkarmak doğru değildir düşüncesi tutarsızdır.
Darwin’den önce her ne kadar çeşitli düşünürler veya araştırmacılar evrim konusunda fikir beyan etmişlerse de; bu hiçbir zaman Türlerin Kökeninin yayınlanması kadar etkili olmamış, antik birer düşünce olarak zikredilmiş ve deneysel olarak bunlara çeşitli itirazlar yapılmıştır.
İkincisi ise evrim hipotezinin bazı yönlerinin teoriye benzerliğidir. Bu benzerlikler başka hipotezlerde olmadığı içindir ki evrim hipotezi hala varlığını devam ettirmektedir. Bunları birkaç başlık altında ele almak mümkündür. Bunlardan birincisi evrim düşüncesinin ortaya atıldığı zamanda mevcut bilginin yetersizliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani evrim ilk ortaya atıldığı 1859 da günümüzde evrime yapılan en büyük itirazlardan olan ilk canlının nasıl oluştuğu o dönem için ciddi bir problem değildi. Zira o dönemde organizmaların en azından küçük olanlarının kendiliğinden meydana geldiğine inanılıyor ve bu konuda yapılan deneyler de vardı. Abiyogenez ve Biyogenez arasındaki deneye dayalı atışmalar henüz devam ediyordu. Evrimin diğer ayağı olan türleşme ile ilgili de Darwin gelecekte paleontolojiye işaret ediyordu. Biyogenezin tartışmasız bir şekilde teorileştiği ve Abiyogenezin bir hipotez olarak bilim tarihinde yerini alması ise ancak Louis Pasteur’ün 1861 deki meşhur deneyi ile gerçekleşti. Yani Türlerin Kökeninin yayınlanmasından iki yıl sonra. O zamanki bilimsel bilginin yayılma hızını da hesaba kattığımızda ortaya konduğu zaman açısından evrim teori olarak pekala değerlendirilebilir.
Evrimin teoriye benzeyen ikinci yönü türlerde alt türleşmenin görülmesidir. Bir türün zaman içinde bazı coğrafi ya da topoğrafik sebeplerden alt türlere dönüştüğü bilinmektedir. Bu, bir taksondan iki farklı taksonun oluşmasıdır ki bir yönüyle tam da evrimdir. Evrimcilerin bunu çokça nazara vermesi gerekirken mevcut durumun böyle olmadığını müşahede etmekteyiz. Bunun sebebini anlamaya çalıştığımızda; alt türleşme ile var olan tam bir taksondan(türden) iki yeni takson meydana gelmektedir. Bu durum evrimin, ilkelden daha gelişmişin evrildiği ana düşüncesi ile çeliştiğinden olsa gerek alt türleşme evrimcilerin pek üzerinde durdukları bir konu değildir. Alt türleşme ile yeni türlerin oluştuğu varsayılsa bile bu evrimin hipotetik soy ağaçlarına ters düşmektedir. Adeta bu ağaçların ters düz edilmesidir. Mesela bütün Eklembacaklıların var olan tek bir Eklembacaklı ana türünün alt türleşmesiyle meydana gelmesi çok daha mantıklı olmasına rağmen böyle bir iddiaya rastlanmamaktadır. Bununla ilgili hiçbir delil arayışına da rastlanmamaktadır. Aslında böyle bir iddiaya, ortaya konulacak olan alttürler sayısınca delil vardır ve bu evrimin ortak ata iddiasından çok daha mantıklıdır. Çünkü pek çok alttür vardır. Ancak böyle bir iddia en azından canlı şubeleri adedince ana türleri gerektirir. Daha tek bir ata türü bulamayan evrimin böyle yüzlerce şube ata türünün nerden geldiği sorusu karşısındaki durumu çok daha zor olmalıdır. Üstelik tüm donanımı ile ortada olacak böyle yüzlerce türün nerden geldiği sorusu evrimin tek ortak ata tür hipotezini hükümsüz kılar.
Evrimin teoriye benzeyen diğer bir yönü suni seleksiyondur. Zaten Darwin’de bunu Türlerin Kökeninde Güvercinler için zikretmektedir. Olaya bakıldığında seçilmiş nesiller boyunca popülasyonların değiştikleri görülmektedir. Bu değişimlerin ilgili grubun kalıtım materyali tarafından korunduğu da bilinmektedir. Buda bir yönüyle tamda evrimdir. Ancak bunun da iki çıkmazı söz konusudur. Öncelikle suni seleksiyona tabi olmuş bir türden farklı bir tür ya da türlerin oluştuğu en azından hayvanlar için bilinmemektedir. Dolayısı ile hayvanlar için bu yolla bir tür ne kadar değişirse değişsin bu hep bir tür içi varyasyon olacaktır. Bu durum genel olarak hayvanlar ve bitkilerde belirli oranda farklılık gösterebilir. Hayvanlar için tür sınırı çok daha korunaklı iken bitkilerde bu sınır daha esnektir. Bitkiler için “yakın karakterlere sahip iki türden üçüncüsünün çıkması mümkün ve vakidir”(Tatlı,2008). Bütün canlılar için tür sınırını aşamayan bir değişim evrimin işine tam olarak yaramaz. Suni seleksiyonun ikinci çıkmazı ise felsefidir. Zira bu durumda seçici bir irade vardır(İnsan). Şayet suni seleksiyonla yeni bir tür meydana getirilse bile bu evrime delil olamaz; çünkü evrim tesadüfidir. Suni seleksiyonda ise tesadüfe yer yoktur. Seleksiyonu yapan insandır ve bunu bir amaca ulaşmak için yapmaktadır. Türlerin Kökeni de bu açıdan tutarsızdır. Çünkü suni seleksiyonu bu felsefi probleme değinmeden doğrudan evrimin delili olarak zikretmektedir.
Mikro evolüsyonla bir çok canlının yeni karakterler kazandığı ve bunu sonraki nesillere ilettikleri bilinmektedir. Örneğin antibiyotiğe direnç geliştiren bir bakteri mikro ölçekte evrimleşmiş demektir. Bu yönüyle de evrim hipotezi teoriye benzemektedir. Ancak burada da suni seleksiyonda olduğu gibi, yeni durumlara uyumun ilgili canlıyı bir türden diğerine evirdiği ile ilgili bir bilgiye rastlamamaktayız. Yani tür sınırını aşamayan tür içi varyasyondan öteye geçememektedir.
Sıradan hipotezler hiçbir şekilde yeni gelişmelere ayak uyduramazken evrimin yeni gelişmelere ayak uydurduğunu görmekteyiz. Adeta evrim evrimleşmekte ve yeni gelişmelere ayak uydurmaktadır. Örneğin yeni bulunan bir türün sanki evrimdeki yeri bellidir. Yine moleküler seviyedeki gelişmelere de evrim uyum sağlamaktadır. Yeni gelişmelere ayak uydurmak hipotezlerin değil teorilerin özelliğidir. Bu yönüyle de evrim hipotezi teoriye benzemektedir.
Mutasyonlar evrimin taşıyıcı gücü olarak ifade edilmektedir. Bir neslin tümünü etkileyen bir mutasyon mikro ölçekte evrimdir. Ancak bırakın doğal şartlarda meydana gelen mutasyonları, son elli senedir pek çok laboratuvarda kontrollü gerçekleştirilen mutasyonlarla bile bir türün diğerine dönüşümünü sağlayan bir mekanizma gösterilememektedir. Şayet ilerde böyle bir sonuç alınsa bile yukarıda söz edildiği gibi bu durum doğal ve tesadüfi olmadığından felsefi açıdan sorunlu olur.
Sonuç olarak evrim ortaya çıktığı zaman açısından ve yeni gelişmelere ayak uydurmak açısından teoriye benzemektedir. Ancak günümüzde baktığımızda ortaya çıktığı zamanı da, şimdi daha iyi değerlendirebildiğimizden bu durum o zamana has kalmaktadır. Dolayısı ile şu an için evrimin teoriye benzeyen tek bir yönü, yani yeni gelişmelere ayak uydurması bulunmaktadır. Diğer teoriye benzer olarak saydığımız yönlerin hiçbirisi en azından tüm canlılar için tür sınırını aşıp türleşmeyi sağlayamadığından evrimin işine gerçek manada yaramamaktadır.
KAYNAKLAR
- Charles D. (Çeviren: Öner Ünalan). Türlerin Kökeni. Evrensel Basın Yayın, 4. Basım.2013
- Demirsoy A. Kalıtım ve Evrim. Ankara: Meteksan Anonim Şirketi.2008
- Duralı T. Biyoloji Felsefesi. Ankara: Akçağ Yayınları.1992
- Futuyma DJ. Evrim. (Çeviri Editörleri: Prof. Dr. Aykut Kence, Prof. Dr. A. Nihat Bozcuk),Palme Yayıncılık.2008
- Neil A. Champbell NA, Reece JB.(Çeviri Editörleri: Prof. Dr. Ertunç Gündüz, Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. İsmail Türkkan). Biyoloj. Altıncı Baskıdan Çeviri, Gözden Geçirilmiş 2. Türkçe Baskı, Palme Yayıncılık.2008
- Taslaman C. Evrim Teorisi Felsefe ve Tanrı. İstanbul Yayınevi. 2007
- Tatlı A. Evrim ve Yaratılış. İstanbul: Nesil Yayınları.2008
Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Evrimin teoriye benzeyen yönleri var mı?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- Mitokondri Nedir?
- Biyolojik açıdan Evrimci görüş nedir?
- EVRİMİN DELİLİ OLARAK İLERİYE SÜRÜLEN ARA (GEÇİŞ) FORMLAR
- Biyomimetik nedir?
- “Evrim teorisi ispatlandı.” şeklinde yapılan açıklamaların doğruluk payı var mıdır?
- Evrim Teorisi Hakkında Dünyaca Ünlü İlim Otoritelerinin Bazı Değerlendirmeleri
- Bilim tarihindeki yanlışlar nelerdir?
- Evrim Teorisini savunanlara ne cevaplar verirsiniz?