Evrimcilerin, tek hücreli canlılar birleşip kolonileri; bunlar da solunumu, sindirimi meydana getirir, iddiasına ilmi bir cevap verir misiniz?

Soru Detayı

- ... Daha sonra organlaşmışlar ve diğer organlar da bu şekilde oluşmuşlardır. Mesela, hayvan hücresindeki mitokondrinin daha önceleri oksijenli solunum yapan bir bakteri olduğu, daha sonra insan vücuduna girerek onunla simbiyoz bir yaşam sürdüğü anlaşılmıştır. Zaten kendine ait bir DNA’sı olduğundan belli.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ateist ideolojinin savunuculuğunu yapan evrimciler, kendi hayal âlemlerindeki düşüncelerini bilimsel bilgi gibi takdim ediyorlar. Yukarıda çizdikleri senaryonun faili kimdir? Tek hücreli canlıları yaratıp koloniler haline kim getirdi? Organlar kendi aralarında nasıl anlaşıp görev taksimi yapacaklar ve o görevlere göre farklı şekil alacaklar? Bu, çocukları uyutmak için uydurulmuş güzel bir masaldır. Fakat bilimsel bir bilgi değildir.

Onların ileriye sürdüğü düşünce, günümüzdeki canlıların teşekkülüne aittir. 

Onlar kendi felsefî düşüncelerine göre ve bir yaratıcıyı da devreden çıkararak, bunu geçmişteki canlıların meydana gelişine uyarlamaya çalışıyorlar.

Hem bitkiler, hem hayvanlar ve hem de insanlar, gametlerin birleşmesiyle hâsıl olan tek hücreli zigottan meydana geliyor. Mesela insanın teşekkülünde, annenin yumurtası babadan gelen sperm ile birleşerek tek hücreli zigotu veriyor. Bu zigot Allah’ın sonsuz ilim, kudret ve iradesiyle, bölünerek çok hücreli hale geliyor. Daha sonra değişik doku ve organları vermek üzere bu hücreler farklılaşıyor. Bir kısmı beyin hücreleri halinde gruplanırken bir kısmı karaciğer, bir kısmı böbrek ve bir kısmı kalp yapısını vermek üzere farklılaşıyor. Daha sonra gönderilen ruh, bu yapılar arasında birlik ve beraberliği sağlayarak bütün organizmanın idaresini yükleniyor.

Ateist ideolojiyi savunan evrimcilerin ileriye sürdüğü düşünceler iyi planlanmış bir senaryodan başka bir şey değildir. Bilimsel bir yönü yoktur. İşin içinde olmayan birileri için böyle bilimsel veriler içine konarak planlanmış senaryoları hakikatlerinden ayırmanın güçlüğü yanında, bunların bilimsel bilgi imiş gibi takdim edilmesi, meseleyi iyice içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

O zaman, bu konuya ilgi duyanların, her önlerine gelen varoluş senaryolarına hemen inanmamaları, bu konuyla ilgili başka farklı düşünceleri de dikkate almaları gerekir. 

Yaratılış konusunun ateist ideolojiye alet edilip edilmediğinin önemli bir ipucu da, canlıların ve bahusus insanın yaratılış serüvenini anlatanların bir yaratıcıyı devreden çıkarıp çıkarmadığıdır. Onlar, özellikle bir yaratıcıyı mutlaka devreden çıkarmak, her şeyi tesadüf ve tabiatla açıklamak gayretindedirler. 

Hâlbuki bir yaratıcı olmadan, yaratılışı anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Cansız madde olan atom ve elementlerde bulunmayan ve fakat canlılarda mutlaka bulunması gereken hayat, hayvanlar ve insanlarda mevcut olan ruh inkâr edilemeyeceğine göre, bir yaratıcı olamadan bunlar nasıl açıklanacaktır?

Bir başka ölçü de, bilim, akıl ve mantık silsilesiyle yürür. Dikkat edilirse, yaratılışı anlamada bir yaratıcıyı devreden çıkararak yapılacak her türlü açıklama, akıl ve mantıkla çatışacaktır. Bir yaratıcıyı kabul etmeyenler, atom ve elementler sayısında ilahları kabule mecbur olacaklardır. Çünkü elementlerin gördüğü her bir iş, sonsuz ilim, nihayetsiz bir kudret ve yüksek bir iradeyi gerektirmektedir. Bu sıfatlar bir yaratıcıya verilmezse, o zaman her bir atomda bir ilahın sıfatlarının varlığı kabul edilecektir. Bu ise, mantıklı düşünceye uygun değildir. 

Nitekim onların yukarıdaki soruda geçen senaryolarında, her bir atoma bir ilahın sıfatlarının yüklendiği görülüyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR