Evrende en ufak bir başıboşluk var mı?

Tarih: 08.05.2020 - 14:43 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kanımızda alyuvarlardan başka, akyuvarlar dediğimiz, beyaz küreler diye de adlandırılan bir hücre grubu daha bulunmaktadır. Bunlar alyuvarlarla kıyaslanınca sayıca azdır. Kanda,  ortalama her 1000 alyuvara mukabil sadece bir tek akyuvar bulunmaktadır. Bu ölçü ömür boyu değişmez ve bu seviyede kalır. Şayet bu miktar yani 1000’de bir yerine akyuvar nisbeti 1000’de ikiye çıksa, bu vücut için istenmeyen bir durumdur ve bir hastalığın tezahürüdür, belirtisidir.

Alyuvarlar tek tiptir, başka alt grupları yoktur. Akyuvarlar ise sayıca az olmasına rağmen, alt grupları yani çeşitleri vardır. Akyuvarların bir çeşidi olan lenfositlerden biraz söz edelim. Toplam olarak insan vücudunda bir trilyon kadar lenfosit bulunur. Her gün insan vücudunda bir milyar kadar yeni lenfosit yaratılır. Bunlar ölen lenfositlerin yerini alır. Bu denge ölen ve yeni yaratılan lenfosit dengesi ömür boyu devam edip gider.

Vücudun Zararlılarını Def Eden Antikorlar

Lenfosit dediğimiz hücrelerin önemli bir vazifesi de vücuda zarar veren ve antijen adı verilen her türlü zararlı maddelere, mikroplara vs. karşı, antikor diye adlandırılan ve zararlı antijenlerin zararlarını def eden, antijenleri adeta nötr hale getiren kimyevî maddeleri imal etmektir, sentezlemektir.

 İnsan vücudunda ömür boyu 10 üzeri 20, yani 10 rakamının önüne 20 adet sıfır koymakla ifade edilen miktarda antikorlar, lenfositler tarafından sentezlenir. İnsan bedeninde her çeşit hücre tam olmuş olsun, sadece bu antikor dediğimiz kimyevî maddeleri imal etmekle, sentezlemekle vazifeli olan hücreler unutulmuş olsun. Bütün insanlar ufak bir enfeksiyonda, bir bulaşıcı hastalıkta, ufak bir mikropla bulaştığında hemen ölecekti. Çünkü vücudu müdafaa edecek kimyevî maddeler, antikorlar bulunmayacaktı. (Kahn F : The Human Body. Random House, New York, 1965, p.141.)

Bu bilgiler uzun yılların, hatta asırların çalışması sonucu yeni yeni elde edilmiş bilgilerdir. Öyle ise, ilk insanın yaratılışından beri, insanın ihtiyacını bilip, onları ana rahminde yaratırken dünya şartlarına göre hazırlayıp onları dünyaya gönderen kimdir? Bakterilerin, mikropların zararlı tesirlerine karşı insan vücudunda hücreleri ona göre donatan, bütün insanları ve hayvanları koruyan, muhafaza eden kimdir? Akılsız, şuursuz, gözsüz ve elsiz olan tabiat hiç bu işleri yapabilir mi? Nihayetsiz ilim, güç ve kuvvet isteyen bu işleri tabiat ve tesadüfün yapması hiç mümkün olabilir mi? Bunlar ancak, ilmi ve kudreti nihayetsiz olan bir Allah’ın (cc) eseri olabilir.

Kemik dokusunun yenilenmeyeceği, belki binalardaki beton direkler gibi sabit kalacağı hatıra gelebilir. Aslında kemik dokusu vücutta en çok yenilenen dokulardan birisidir. Kanın içinde bulunan kalsiyum iyonlarının %25’inin, yani dörtte birinin her dakikada kemiklerde depolanmış olan kalsiyum iyonları ile değiştirildiği anlaşılmıştır. (Rogers A W: Cells and Tissues. Academic Press, Sydney, 1983, p.145.)

Kemik dokusunda eski yapının kaldırılması, yeni kemiğin ilavesi ile devamlı yenilenmektedir. Kemiklerdeki kalsiyumun, bebeklerde tamamı, yetişkinlerde %18’ı yılda bir yenilenir. (Tümer A: Endokrinolojiye Giriş. Meteksan, Ankara, 1989, s. 89.)

Bütün yenilenme hadiseleri, kâinatta, yeryüzünde, insan bedeninde, hayvanlarda, bitkilerde, hatta insanın ve hayvanların moleküllerinde, atomlarında her an Cenab-ı Hakk’ın (CC) şuurlu bir müdahalesi ve devamlı bir tasarrufu olduğunun apaçık delilleridir. Yoksa ufak bir başıboşluk, her yerde telafisi imkânsız olan karmakarışıklığa yol açacaktı, her şey hercümerç olacaktı.

 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 60
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun