Evleneceği kıza mektup veya mail ile evlilik teklifinde bulunsa, kız da şahitler yanında okusa ve "Ben de kabul ettim." derse, nikâh sahih olur mu?

Tarih: 10.08.2014 - 12:37 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslami hükümlere göre nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde dini açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerin), şahitlerin huzurunda, birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (icap ve kabulden) ibaret bir akittir.

İslam’ın belirlediği rükün ve şartlar gözetilerek akdedilen nikâh geçerlidir. Ancak evlilik işinin bir düzene sokulması ve evlenecek olanların gerekli şartları taşıyıp taşımadığının denetlenmesi bakımından, Hz. Peygamber (asm) döneminden bu yana nikâhlarda aile büyüklerinin hazır olması, bir hutbe irad edilmesi/dua yapılması ve bu arada bir düğün yemeği / velime verilmesi, evliliğin müstehapları olarak uygulanmıştır. Tescil gibi bir şekil şartı, ilgili özel nasslarda yoksa da vadeli borç ve hakların yazıyla tesbitini ve şahit bulundurulmasını bildiren ayetin (Bakara, 2/282) delaleti, nikâh akdinin de tescil edilmesini gerekli kılar.

Diğer taraftan fıkıh usulünün “istihsan” ve “maslahat” prensipleri de eşlerin ve doğacak çocukların haklarının güvence altına alınması için, özellikle günümüzde böyle bir tescili zorunlu kılmaktadır. Bundan kaçınmak, dini ve hukuki sorumluluk getirir. Nitekim Osmanlı Ceza Kanununun 1 Kasım 1916 tarihli değişik 200. maddesinde, tescil etmeden nikâh kıyanlar için 1 aydan 6 aya kadar hapis cezası öngörülmüştür. 1917 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi de nikâh kıyılmadan önce keyfiyetin ilanını öngörmektedir (Madde, 37). Ancak dinin öngördüğü şartlara uygun olarak kıyılıp da resmen tescil edilmeyen nikâhı dinen geçersiz saymak da mümkün değildir.

Açıklanmamak üzere gizlice yapılan nikâh akdi ise sahih/geçerli değildir. Ancak nikâh akdi şahitlerin önünde yapılıp da sonradan şahitlere bunu gizlemeleri ve açıklamamaları bildirilse Ebu Hanife ve İmam Şafii’ye göre böyle bir evlilik gizli yapılmış sayılmaz. Çünkü şahitlere sonradan yapılacak gizli tutma tavsiyeleri nikâh akdine zarar vermez. İmam Malik ise evliliğin topluma ilanını bir şart olarak kabul ettiği için, gizli yapılan veya şahitlerden gizlemeleri istenen bir nikâhı geçerli saymaz (Serahsi, el-Mebsut, V, 30-31; İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, II/17).

Nikâh, sadece geçici duyguların ve şehevi arzuların tatmini için hafife alınacak bir fantezi ve zahiri kurtarmak için kullanılan bir formalite değil; dini, hukuki, ahlaki ve sosyal manada ciddiyet ve devamlılık gerektiren bir akittir.

Sonuç olarak, bu nikâh akdi gizli değil kendi ailesi ve yakın çevresinin bilgisi dahilinde icra edilmelidir. Çünkü iki şahitle, fakat gizlilik içinde kıyılan nikâhların taşıdığı sakıncalar göz önüne alındığında, resmi şekil ve kayıt bulunmadığı sürece iki şahidin, özellikle büyük yerleşim merkezlerinde aleniliği sağlamaya yetmeyeceği ortadadır. Hz. Peygamber (asm)’in,

“Nikâhı ilan edip duyurun...” (Tirmizi, Nikâh, 6; İbn Mace, Nikâh, 20; Müsned, 4/5)

sözü de aleniliğin ve hatta tescilin önemine işaret etmektedir.

Nikâh kıyıldığında, dinen evlilik hayatı başlar ve karı-koca arasında mehir, nafaka, miras gibi bir takım haklar ve sorumluluklar tahakkuk eder. Günümüzde bu haklar, evlilik resmen tescil ettirilmeksizin korunamadığından, evlenecek kişilerin resmi nikâh kıyılmadan “dini nikâh” denilen ve toplumumuzda yaygın olan nikâhı kıydırmaları kanunen yasak olduğu gibi, dinen de doğru değildir.

Sorunuza gelecek olursak:  

Yazı, akitlerin kurulmasında lafız yerine geçer. Yazı net ve açık (okunaklı ve anlaşılabilir) ise ittifakla geçerlidir. Yok yazı net ve açık değilse, o yazıya güvenilmez. Bu konuda tarafların aynı mecliste bulunmaları ile uzak şehirlerde bulunmaları arasında fark yoktur. Bu hükmün tek istisnası ise nikâh aktidir. Çünkü nikâh akdinde şahitlerin hazır bulunması gerekir. Ancak taraflardan birinin bulunmadığı bir mecliste, bir taraf icabı (yani mazi sigasındaki evlilik teklifini) yazsa, diğer tarafa bu yazı ulaşsa ve o taraf bu yazıyı şahitlere okuduktan sonra kabul etse, o takdirde evlilik akti gerçekleşmiş olur. (Ali el-Hafif, Ahkamu'l-Muamelati'ş-Şer'iyye, "Sigatu'l-Akd Babı, Yazıyla Akitleşme Bahsi" Daru'l-Fikr el-Arabi, 1429; syf: 207, 208)

Mesela: Bir erkek bir kadına hitaben "Seni tezevvüc ettim." diye bir mektup gönderip, kadın da mektubu şahitlere aynen okuduktan sonra "Nefsimi ona tezvic ettim." dese, yahut mektubun mazmununu hikaye ederek "Fülan kimse mektup yazıp beni hıtbe ediyor / nikâhı altına almak istiyor, şahid olunuz, ben de nefsimi ona tezvic ettim." dese, nikâh münakid olmuş olur. Çünkü bu halde mektubu göndermiş olan kimse, bizzat mecliste hazır olarak icabda bulunmuş, şahitler de bunu işitmiş sayılır. Amma mektubun münderecatından bahsetmeyerek, yalnız "Nefsimi fülana tezvic ettim / evlendirdim." dese nikâh münakid olmaz. Çünkü bu surette şahitler icabı işitmiş sayılamazlar. (bk. O. N. Bilmen, Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, "Nikâhın Rüknü Bahsi" 99. madde)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun