Enam 54. ayete göre, oturan mı selam vermeli?

Tarih: 06.08.2015 - 00:40 | Güncelleme:

Soru Detayı

- En'am 54 ayetini nasıl anlamak lazım?
- Mesela biri bu ayete göre şöyle bir şey diyebilir; selamı oturan vermeli, gelen almalı.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Selâmı aranızda yayınız.” (Müslim, Îman, 93)

hadis-i şerifi gereğince, müminler birbirlerine selâm verirler.

"Şüphesiz ki, Allah katında insanların en iyisi, önce selâm verendir." (Ebû Davûd, Edeb, 133),

hadis-i şerifne göre de selâmı ilk veren daha çok sevap kazanır.

 "Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla karşılık verin..." (Nisa, 4/86)

ayetine göre de kendisine selâm verilen kişi selâma mukabele etmek zorundadır.

Buna göre, selam vermek sünnet, verilen selamı almak için farzdır.

Bu hususta genel kural budur. Hûd Sûresi 69. Âyet ve benzeri ayetler bunu açıkça anlatmaktadır:

"Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve 'Sana selam olsun.' dediler." (Hûd, 11/69. Ayrıca örnekler için bk. Meryem, 19/15, 33, 47; Taha, 20/47; Kasas, 28/55; Saffat, 37/79, 109, 120, 130, 181)

En’am Sûresi 54. Âyette geçen “selâmun aleyküm” ifadesi, müminlerin birbirlerine rastlaştıklarında vermeleri gereken selâmlardan değildir. Bu âyetteki selâm, yine Zümer Sûresi 73. Âyetinde “Rablerine karşı gelmekten sakınanlar bölük bölük cennete götürülürler. Oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara 'Selâm size, hoş geldiniz! Temelli olarak buraya girin.' derler.” şeklinde bildirilen anlamda bir selam ifadesidir.

Bir hususta muhataba açıklama yapılacağı zaman, o açıklamaya muhatap olan kişiye karşı dua ve hüsnü niyaz niyeti ile başlamak demek olan selâm ifadesidir.

Bu selâm ifadesi, arkasından gelecek olan açıklamayı destekleyici ve açıklamada bulunan kişinin muhatabı hakkında iyi niyet taşıdığını göstermesi açısından önem arz etmektedir.

İİlgili ayetin meali şöyledir::

"Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: Selam sizlere... Rabbiniz kendi üzerine (şu) rahmeti yazdı: İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıp da sonra arkasından tövbe etmiş ve durumunu düzeltmiş ise, şüphesiz ki O, çok mağfiret eden, çok merhametli olandır." (En'âm, 6/54)

Her ne kadar --İbn Atıyye'nin kaydettiği gibi (III, 296)- müfessirlerin çoğunluğu ayetin ilk cümlesindeki "inananlardan" maksadın bilhassa Hz. Peygamber'in yanındaki yoksul Müslümanlar olduğunu söylemişlerse de aynı müfessire göre âyet, herhangi bir zümre kastetmeksizin bütün Müslümanları içermektedir.

Yüce Allah'ın, daha önce bilerek veya bilmeyerek bazı kötülükler işledikleri halde, sonradan tövbe edip inanç ve yaşayışlarını düzeltenlere merhamet edeceğini bu şekilde kesin bir ifadeyle vaad etmesi, O'nun iyi kulları için eşsiz bir lütuf ve keremidir.

Ayrıca burada, ilâhî rahmete mazhar olabilmek için yalnızca tövbe edip hakka ve hayra yönelmenin şart koşulduğu, dolayısıyla insanların makam, servet, cinsiyet veya milliyet gibi durumlarına bakılmayacağı, böylece İslâm'ın -kelimenin en doğru anlamıyla- adaletçi ve eşitlikçi bir din olduğuna işaret edildiği görülmektedir.

Bu sual vesilesi ile, selâmın çok önem taşıyan bir başka yönü ortaya çıkmış olmaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Selam..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun