Deniz tutması sebebiyle kusan kimseye şehit sevabı verileceği doğru mudur?

Tarih: 23.06.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuyu birkaç maddede açıklamaya çalışacağız:

- Münziri’nin bildirdiğine göre, hadisin isnat zincirinde yer alan Hilal b. Meymun er-Remlî hakkında farklı değerlendirmeler vardır. İbn Main, onun için “sika” derken, Ebu Hatim Er-Razî, “hadisi yazılabilir, fakat kavî birisi değildir” demiştir.(bk. Avnu’l-Mabud, ilgili hadisin şerhi).

- Buharî (Cihad, 30), “Taundan, karın/iç organlar hastalığından, suda boğulmaktan, yıkım altında kalmaktan ötürü ölen ve Allah yolunda cihat ederken öldürülen kimseleri şehit olarak” sayarken, “deniz tutması”nı saymamıştır. Bu da, bu rivayetin ona göre zayıf olduğunun işareti sayılabilir.

- Ümmü Harâm’ın Kıbrıs’ta savaşıp şehit olan ve deniz yoluyla cihada giden bir kimliğe sahip olması, (Buharî, Ta’bîr, 12; Cihad, 3)  onun söz konusu ettiği bu hadisten,  normal gemi yolculuğu yapan kimseyi değil, “gemiyle cihada giderken kusan kimseyi” anlamak yanlış olmasa gerektir. Bu açıdan bakıldığı zaman, “atlı olan mücahidin ganimetten iki pay aldığı gibi, cihada giderken, gemide başı tutulan ve kusan kimsenin de sevabının fazlalığı, bir teşvik olarak -şehitlik- kavramıyla ifade edilmiş olabilir.

- “Nimet - külfet dengesi açısından” baktığımızda, Allah’ın lütfunu göz ardı etmemek gerekir. Nitekim Taberanî’nin rivayetine göre, Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse samimi olarak gönülden/ içtenlikle Allah’tan şehitlik istese, -yatağının içinde bile ölse- Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır.” (Taberanî, el-Mucemu’l-kebir, 5/322-şamile).

- Kaldı ki, mertebe bakımından şehitler arasında çok büyük farklar vardır. Veba hastalığından ölen bir kimsenin mertebesi, Allah yolunda cihat ederken ölen bir kimsenin mertebesiyle kıyaslanmamalıdır. (krş. İbn Hacer, 6/42)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun