Göçük altında kalanlar, boğulanlar, ishalden ölenler şehit midir?

Tarih: 17.05.2014 - 13:12 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Soma faciasından sonra takvimin hadis köşesinde göçük altında kalanlar, boğulanlar, ishalden ölenler şehittir, denir. Bir çok dinsiz ateist, bu hadisi alay konusu yaptı. Bunlar gerçekten şehit midir; bu hadis sahih midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah aleyhissalatü vesselam şöyle buyurdu:

"Şehitler beş kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan, ishale tutulan (karın ağrısından), suda boğulan, göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olanlar." (Buhârî, Cihâd 30; Müslim, İmâre 164)

 Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah aleyhissalatü vesselam:

– Siz kimleri şehit sayıyorsunuz, diye sordu. Sahâbîler:

Yâ Resûlallah! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir, dediler. Peygamber Efendimiz:

– "Öyleyse ümmetimin şehitleri oldukça azdır" buyurdu. Ashâb:

– O halde kimler şehittir, yâ Resûlallah, dediler. Resûl-i Ekrem:

– Allah yolunda öldürülen şehittir; Allah yolunda ölen şehittir; bulaşıcı hastalıktan ölen şehittir; ishalden (karın ağrısından) ölen şehittir; boğularak ölen şehittir, buyurdu. (Müslim, İmâre 165; bk, İbni Mâce, Cihâd 17)

Şehitlik ve şehitler hakkında pek çok sahih hadis vardır. Bunlardan bir kısmı hadis kitaplarının "Cihad" bölümünde yer alır. Şehit denilince cephede savaşırken şehit olanlar akla gelir. Sahâbe-i kirâm da şehid denince cephede can verenleri anlıyordu. Bu sebeple Resûl-i Ekrem'in sorusuna bildikleri gibi cevap verdiler.

Peygamber Efendimiz onlara daha başka şehitler de bulunduğunu haber verdi. Burada beş çeşit şehitten söz edilmektedir. Daha başka sahih hadislerde bu sayı yedi, sekiz, dokuz hatta on olarak da geçer. Bu rivayetler arasında bir zıtlık olduğu söylenemez. Çünkü Resûl-i Ekrem Efendimiz kendisine gelen vahye göre bunları zikretmiş olmalıdır. Ayrıca benzeri durumlarda olduğu gibi, Peygamber aleyhissalatü vesselamın bir cinsin bütün çeşitlerini bir defada saymadığı düşünülebilir. Bu sahih rivayetlerden hareketle İslâm âlimleri şehitleri üç kısma ayırmıştır:

* Allah yolunda savaşırken öldürülen ve hem dünya hem âhiret ahkâmı itibariyle şehit sayılanlar.

* Âhiret ahkâmı itibariyle şehit sayılan, ancak dünyada kendilerine şehit muamelesi yapılmayanlar.

* Sadece dünya ahkâmı itibariyle şehit sayılanlar.

İlk sırada yer alanlar, harp esnasında savaş meydanında müşrikler tarafından öldürülen veya üzerinde yara bere olduğu halde harp alanında ölü bulunan kimselerdir. Zulmen öldürülen müslümanlar da aynı hükme girer.

Harp meydanında şehit olanlar kefenlenir, fakat cenazesi yıkanmaz. Hanefî mezhebi imamlarına göre şehidin üzerine cenaze namazı kılınır. Fakat İmam Şâfiî ve İmam Mâlik'e göre şehitlerin üzerine cenaze namazı da kılınmaz.

İkinci sırada yer alanlar, dünyada kendilerine yapılacak muamele itibariyle birincilere yapılanın hiçbirine tabi olmadığı için, âhiret ahkâmı itibariyle şehittir.

İşte bunlar hadisimizde sayıldığı gibi, bulaşıcı hastalıktan, aşırı ishalden (karın ağrısından), suda boğulmaktan ve bir göçük altında kalmaktan dolayı hayatlarını yitirenlerdir.

Daha başka rivayetlerde bunlara ilave olarak zâtü'l-cenbden (karaciğer zarı iltihaplanmasından) ölen kimselerin, yanarak ölenlerin, karnında çocukla veya lohusayken ölen kadınların da şehit sayılacakları bildirilir.

Bazı hadislerde yol kesiciler tarafından öldürülenlerle, zulüm ve işkence edilerek öldürülenlerin de şehit sayıldığı görülür.

Bunların şehit hükmünde olmaları, yakalandıkları amansız hastalıklar karşısındaki çaresizlikleri, su ve sel baskını, toprak kayması ya da zelzele gibi tabiî âfetlere karşı koyamamaları ve karşılaştıkları bu güçlüklere göğüs germeleri, sabretmeleri sebebiyledir.

Üçüncü sınıfı oluşturanlar, harpten kaçarken veya çapulculuk yaparken ya da ganimetten bir şey aşırırken öldürülenlerdir. İnsanlar bunların içyüzünü bilmez, fakat onların şehit olduğunu zannederler. Bunların halini yalnız Allah bilir ve kendilerine âhirette de hiçbir sevap verilmez. Yani onlar şehit olmayıp öyle zannedilenlerdir. Buna göre:

- Şehitlik, Allah katında en üstün mertebelerden biri olup, farklı dereceleri vardır.

- Allah yolunda savaşırken harp meydanında şehit düşenler dünya ve âhiret ahkâmı itibariyle şehittir.

- Bulaşıcı hastalıktan, ishalden (karın ağrısından), göçük altında kalmaktan, suda boğulmaktan, hamilelikten ve lohusayken vefat edenler de âhiret şehididirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun