Bütün dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam) aslı Hz. İbrahim'in Hanif dini midir?

Soru Detayı
"Bir tek dîn vardır. Hz. Âdem'den Peygamber Efendimiz (sav)'e kadar gelen tek bir dîn vardır. Hristiyanlık diye, Yahudilik diye ve İslâm diye ayrı ayrı dînler olmamıştır. İslâm, Hz. İbrâhîm'in "Hanif" dîninin adıdır. Hanif ise, İslâm anlamına gelmektedir. Allah'a teslim olmak anlamına gelmektedir. Hz. İsa'nın zamanında yaşanan dîn de Hz. Musa'nın zamanında yaşanan dîn de yine Hz. İbrâhîm'in Hanif dînidir." Sizce bu doğru mu?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

"İslam" kelimesi bir çok anlamda kullanılmaktadır. Bununla beraber Peygamberimize (asm) gönderilen dinin özel adı da İslam'dır. Bu bakımdan Peygamberimize (asm) gönderilen din ile Hz. İbrahim (as)'in dininin ismi farklıdır. Bu dinlerin isimleri farklı olsa da temel konularda aynıdır. Ancak teferruat da farklı olabilmektedir.

Hz. Âdem (as)’den Peygamber Efendimize (asm) gelinceye kadar, bütün peygamberler hak dini tebliğ etmişlerdir. Dinin temeli olan îman esasları hep aynı kalmıştır. Fakat şeriat dediğimiz, ibadet ve dünyaya ait işlerde Hz. Âdem (as)’den Peygamberimize (asm) kadar her devrin icaplarına, insanların ihtiyaçlarına göre bazı hükümler değişerek gelmiştir. Cenab-ı Hak her devrin insanının yaşayışını ve menfaatini gözeterek her ümmete ayrı bir şeriat göndermiştir. Mâide Sûresinin 48. âyetinde bu hususta şöyle buyurulur:

“Sizin her biriniz için Biz bir şeriat ve açık bir yol tayin ettik.”

Bediüzzaman da bu meseleyi şöyle izah eder:

“Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l-Enbiya’dan (a.s.m.) sonra şeriat-ı kübrası (büyük şeriatı) her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır.”

Meselâ, Yahudiler ancak havralarda, sinagoglarda, Hristiyanlar sadece kiliselerde ibadet edebilirlerken, biz Müslümanlar her yerde namaz kılabiliyoruz. Yine sığır ve koyun gibi hayvanların iç yağları Hz. Musa (as)’nın şeriatında haramken, bizim dinimizde helâldir.

Hanif dini Hz. İbrahim (as) tarafından temsil edilen tevhid esasına dayalı hak dindir.

"Hanîf" kelimesine lügat itibâriyle çeşitli mânalar verilmişse de, genellikle kabul edildiğine göre "hakka ve doğruya yönelen, istikamet üzere bulunan kimse" demektir. İslâm literatüründe ise câhiliye döneminde her türlü sapıklıktan ve putperestlikten yüz çevirerek hakka yönelen, Hz. İbrahim (as)'in dinine tâlip olarak yalnız bir Allah'a inanan kimseler için ad olmuştur.

"Hanîf" kelimesi Kur'ân-ı Kerîm'de tekil olarak "hanîf" şeklinde on yerde, çoğul olarak "hunefâ" şeklinde ise iki yerde kullanılmaktadır. Bu âyetlerin sekizinde hanîf kelimesi, Hz. İbrahim (as)'le ilgili olarak zikredilmiştir. Meselâ şöyle buyrulur:

"Yahudi ve Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. (Ey Habîbim), Bilâkis biz, doğruya yönelmiş (hanîf) olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız' de!" (Bakara, 2/135),

"İbrahim, ne bir Yahudi, ne de bir Hristiyandı. Ama doğruya yönelen (hanîf) bir Müslümandı ve müşriklerden de değildi." (Al-i İmrân, 3/67).

Cenâb-ı Hak, Peygamber Efeandimize (asm) Hanîf olan İbrahim dinine tâbi olmayı, yani onun yolunu devam ettirmeyi şöylece emretmiştir:

"İbrahim, şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen (hanîf) bir önderdi; puta tapanlardan değildi... Şimdi (ey Habîbim!) sana Doğruya yönelmiş (hanîf) olan ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine uy!' diye vahyettik." (Nahl,16/120,123).

Bu sebeple Hanîflik, İslâm için dahi kullanılmış ve samimi, ihlâslı bir Müslümana da "hanîf" vasfı verilmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Ben, müsâmahakâr hanîf dini (el-Hanîfıyye es-Semha) ile gönderildim."  (İbn Hanbel, V/266. Ayrıca bk. Buhârî, İmân, 29; Tirmizî, Menâkıb 32, 64; İbn Hanbel III/442).

Peygamber Efendimizin (asm) nübüvvet ile görevlendirilmeden önce Arap Yarımadası'nda putperestliğin hâkim olduğu ve insanlığın dalâlet içerisinde bulunduğu cahiliye döneminde putlardan ve her türlü sapıklıktan yüz çevirerek, Hz. İbrahim (asm) dini olan Hanîfliğe tâbi olmuş, hakka yönelerek hak dinin arayışı içerisine girmiş kişiler, çok az da olsa mevcut idi. İslâm tarihi kaynakları bunların bir kısmından ve faâliyetlerinden bahseder. Meselâ bunlardan birisi Varaka b. Nevfel idi.

İlave bilgi için tıklayınız:

HANÎF DİNÎ

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR