Buluttan, falanın bahçesini sula diye ses mi gelmiş?
- İnternette okumuştum: Sahrada yolculuk yapmakta olan adamın biri, yolculuk esnasında, bulut içinden “falanın bahçesini sula!” diye bir ses duydu... şeklinde devam ediyor. Bu manada bir hadis var mıdır?
- Hadis metniyle birlikte açıklamasını yapar mısınız?
Değerli kardeşimiz,
Evet, bu manada bir rivayet vardır.
Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Nebî (asm) şöyle buyurdu:
بيْنَما رَجُلٌ يَمشِي بِفَلاةٍ مِن الأَرض ، فَسَمِعَ صَوتاً في سَحَابَةٍ : اسقِ حَدِيقَةَ فُلانٍ ، فَتَنَحَّى ذلكَ السَّحَابُ فَأَفْرَغَ مَاءَهُ في حَرَّةٍ ، فإِذا شرجة من تِلْكَ الشِّراجِ قَدِ اسْتَوعَبَتْ ذلِكَ الماءَ كُلَّهُ فَتَتَبَّعَ الماءَ ، فإِذا رَجُلٌ قَائِمٌ في حَدِيقَتِهِ يُحَوِّلُ المَاءَ بمِسحَاتِهِ ، فقال له : يا عَبْدَ اللَّهِ ما اسْمُكَ قال : فُلانٌ، للاسْمِ الَّذِي سَمِعَ في السَّحَابَةِ ، فقال له : يَا عَبْدَ اللَّهِ لِمَ تَسْأَلُنِي عَنِ اسْمِي ؟ فَقَال : إني سَمِعْتُ صَوتاً في السَّحَابِ الذي هذَا مَاؤُهُ يقُولُ : اسقِ حَدِيقَةَ فُلانٍ لإسمِكَ ، فما تَصْنَعُ فِيها ؟ فقال : أَما إِذْ قُلْتَ هَذَا ، فَإني أَنْظُرُ إِلى ما يَخْرُجُ مِنها ، فَأَتَّصَدَّقُ بثُلُثِه ، وآكُلُ أَنا وعِيالي ثُلُثاً ، وأَردُّ فِيها ثُلثَهُ
Sahrada yolculuk yapmakta olan adamın biri, yolculuk esnâsında, bulut içinden “Falanın bahçesini sula!” diye bir ses duydu. Bunun üzerine o bulut, kara taşlık bir yere saptı ve oraya suyunu boşalttı. Adam derelerden birinin o suyun tamamını topladığını hayretle gördü ve suyu takip etti. Bir de baktı ki, adamın biri bahçesinde elindeki kürekle suyu oraya buraya çevirip bahçesini suluyor. Ona:
- Ey Allahın kulu! Adın nedir, diye sordu.
Adam, daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi, peşinden de:
- Ey Allah'ın kulu! Adımı niçin soruyorsun, dedi. O da:
- Ben şu suyu yağdıran buluttan, “Senin adını vererek falanın bahçesini sula!” diye bir ses duymuştum da onun için soruyorum. Sen ne yapıyorsun ki bu lutfa mazhar oluyorsun, dedi. Bahçe sahibi:
- Madem ki merak ediyorsun söyleyeyim; “Ben bu bahçenin ürününü hesap ederim; üçte birini sadaka olarak dağıtırım, üçte birini çoluk-çocuğumla birlikte yerim, üçte birini de tohumluk olarak ayırırım.” dedi. (Müslim, Zühd 45)
Allah rızâsı için cömertlik eden kimsenin, hiçbir zaman mahrum kalmayacağı, Allah’ın çok değişik ikram ve lutuflarıyla karşılaşacağı muhakkaktır. İşte hadis-i şerif, bahçesinden elde ettiği mahsulün üçte birini sadaka olarak dağıtan bir insanın, nasıl Allah’ın özel ikramını kazandığını haber vermektedir.
Kaynakların ismini vermediği bu bahtiyar zât, sırf cömertliği sayesinde, çöl ve sahra gibi suyun çok az bulunduğu bir ortamda, sanki özel olarak yapılmış su yollarıyla ve özel olarak görevlendirilen bulutların getirip boşalttığı sularla bahçesini sulayabilmekte ve bereketli mahsul elde edebilmektedir. Böylece,
"Eğer siz verdiğimiz nimetlere şükrederseniz, biz de size nimetimizi arttırırız." (bk. İbrahim, 14/7),
âyetinin sırrı tecelli etmektedir.
Dinimizde tarla mahsüllerinden öşür, yani mahsülün onda biri, özel hizmet ve masrafla sulanan topraklardan çıkan ürünün ise yirmide biri vergi olarak toplanır. Bu olayda, bahçe sahibi mahsülün üçte birini kendiliğinden tasadduk etmektedir. Kendisini ve bakımıyla yükümlü olduğu kimseleri muhtaç duruma düşürmemek kaydıyla kişi istediği kadar sadaka verebilir; bunun sınırı yoktur.
Özetle:
- Cömertlik bereket getirir.
- Sadaka, en olumsuz ortamlarda bile bir ihsan ve lutuf sebebidir.
- Allah Teâlâ iyilik sever kullarını lutuf ve ihsanı ile ödüllendirir.
- İyilik eden iyilik bulur, mahrumiyet çekmez.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 563)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- En makbul iyilik baba dostunu gözetmek mi?
- Sünnetle Yaşamak- 123. GÜN
- Yanımda Uhud dağı kadar altın olsa... hadis midir?
- İslamda yolculuk öncesi neler yapilir? Yola çıkarken içimizden birini başkan seçmek sünnet midir?
- "Katımızda daha fazlası vardır." (Kâf, 50/35) ayetinden maksat nedir?
- Acıkmadan yemeyiz doymadan kalkarız sözü hadis mi?
- İyilik sadece insanlara mı yapılır?
- Tıka basa yemek günah mıdır?
- Sünnetle Yaşamak- 61. GÜN
- Ala tenli, kel ve körün imtihanı nasıl olmuştur?