Bu zamanda, bu ülkede devlet memuru olunur mu?

Tarih: 19.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ahir zaman alametleriyle ilgili söylenen, "O zamana ulaşırsan, devlet memuru olma." şeklinde gelen hadis sahih midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadisin mealini bir kez daha yazalım:

Hz. Ebu Hureyre anlatıyor:

“Ahir zamanda zalim amirler / yöneticiler, fasık vezirler, hain hâkimler ve yalancı âlimler olur. Her kim o zamana yetişirse, sakın onlar için ne vergi memuru-haznedarı, ne yetki sahibi bir yönetici-yardımcı, ne de  güvenlik-emniyet memuru olmasın.” 

hadisi “es-Sağîr, el-Evsat" adlı eserlerinde rivayet eden Taberanî, senet zincirinde yer alan bir ravî hakkında “la be’se bih = zararı yok / fena değil” demek suretiyle biraz zayıf olduğuna işaret ederken, el-Ezdî, “onun çok zayıf olduğunu” söylemiştir. Hafız Heysemî de “raviler arasında tanımadığı bir kimsenin bulunduğuna, geri kalan ravilerin sika olduğuna” işaret etmiştir.(bk. Mecmauz-Zevaid, 5/233). Bu durumda, bu rivayetin sıhhatine zarar veren unsurların bulunduğunu söyleyebiliriz.

Ancak bu rivayet zayıf bile olsa, idarecilerin bozulduğu bir zamanda memur olanların daha dikkatli olması gerektiğini unutmamak gerekir. Bu ve benzeri rivayetleri şu meşhur hadisin ışığında yorumlamak mümkündür:

“Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan yerde kula itaat edilmez.” (Mecmauz-Zevaid, 5/226; 9/177)

Buna göre bir memur hangi dönem ve devirde olursa olsun, helal olan emirlere uyar ve uygular, haram olan emirlere ise uymaz ve uygulamaz.

Nitekim şu hadis bu konuda nasıl bir yöntem izleneceğini açıkça bildirmektedir: Hz. Huzeyfe anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurdu:

“İlerde başınıza geçecek bazı âmirler / yetkililer olacak, hem zulmederler hem de yalan söylerler. Kim onların yalanlarını tasdik eder ve zulümlerine yardımcı olursa, o benden değil, ben de ondan değilim . O kimse, Kevser havuzuna da gidemez. Fakat onların yalanlarını tasdik etmeyen ve zulümlerinde onlara yardımcı olmayan kimse ise, o da bendendir, ben de ondanım ve o Kevser havuzuna da gider.”(Mecmau’z-zevaid, 5/248).

Daha önceki fitne zamanlarında bir çok salih kimse, resmî görev almaktan kaçınırken, bir çok salih kimse de “hakka hizmet anlayışıyla” görevler üstlenmiştir. Genel olarak düşündüğümüzde, eğer fitne zamanlarında tüm iyi insanlar görev almaktan kaçınırsa, işler tamamen kötülerin elinde kalacak ve ümmet bundan sadece zarar görecektir. Bu sebeple, Allah’ın emirleri daha rahat yerine gelsin, hak-hukuka daha fazla riayet edilsin, insanlara daha güzel hizmetler sunulsun diye görev almakta bir sakınca olmadığı gibi, bazen bunu yapmak vacip derecisinde bir zorunluluk arz eder.

Bediüzzaman’ın veciz ve özet ifadesiyle,

 “İnsanlara maddî-manevî hizmet aşkı olmadığı takdirde, her türlü memuriyet bir nevi maaş dilenciği olmaktan öteye geçemez.”

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun