Allah Yolunda Bir Gün Ribat (Nöbet) Görevi ve Önemi

Benzer hadis-i şeriflerde Rasulüllah, Allah yolunda nöbetin (ribâtın) öneminden farklı şekillerde söz etmiştir: Selman-ı Farisi (RA) tan rivayet edilen bir başka hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Selman (RA) tan o şöyle dedi: “Ben Rasulullahı şöyle derken duydum:

 (Allah yolunda) bir gün ve bir gece nöbet bir ay oruçtan ve (oruçlu günlerin) gecesinin kıyamından daha hayırlıdır. Eğer bir kimse nöbette ölürse, işlediği işi, nöbeti (ve Onun sevabı) devam eder. Buna karşılık ücreti verilir. (İnsanları soruları ile kabirde ) fitneye düşürünlerden emin olur.” [et-Tergîb vet-Terhîb II, 243 (K. Cihad 2. hadis Müslim, Tirmizi Nesei ve Tabarani tarafından rivayet edilmiştir.)]

Fi sebilillah ribatın önemi burada bir kere daha vurgulanmaktadır. Sebil, Müfredatın açıklamasına göre kendisinde suhûlet olan, yoldur (el-Müfredat s. 223). İşlek, açık, büyük yol, hüccet, çare, sebep umumi su içme yeri gibi manalara da gelir. Allahın yolu; Allaha giden, Allah tarafından dinle gösterilen ve açılan yol elbette kulların kendi başlarına bulmak ve gitmek istedikleri yollardan pek farklı olacaktır. Belki bu iki yolun farkı, Allahın yarattıkları ile kulların yaptıkları kadardır. Allahın yolu bütün hatalardan salim, kendisinde yol almak kolay, işlek, tehlikesiz, büyük bir yoldur. İstenilen yere ulaşmada biricik sebep ve çaredir. Su ve yağmur ne kadar faydalı ve Rahmetse bu yol da öyledir. Hiçbir yol bu yola rakib olamaz, onun yerini tutamaz, bu yola tercih edilemez.

Allah yolunda bekleyen, nöbet tutan, o yolu kapatmak sabote etmek, tıkamak, kesmek isteyenleri alıkoymak, bunlara mani olmak için görevi başındadır. Allah yolu için de en tehlikeli, en hassas, nazik dönem Rasulüllah dönemidir. Sahabeler en tehlikeli, kritik dönemde bu yolun bekçisi, sürekli muhafızı olmuşlar, sanki bu yolu kendileri ve sonraki gelenler için kapanmamak üzere trafiğe açmışlardır. Zaman zaman bu yolda tamir gerekse de, bazı tehlikeli zamanlar olsa da, artık yolun yeri, yönü bellidir ve bu yol kıyamete kadar açık kalacaktır.

Böyle bir yolu bir bakıma usta başıları ve mimarları olan Rasulüllah önderliğinde açmak, yapmak, her bakımdan o yolun muhafızı ve nöbetçisi olmak, binlerce milyonlarca insanın o yoldan geçmesine sebep olmak, öyle büyük bir hasene ve sevabdır ki, onlardan sonra gelenlerin onlara yetişmesini imkansız kılar.

Bu sebepten bu hadis-i şerifte ve diğerlerinde ifade edildiği gibi, onların amel defterlerine halâ nöbettarlık, muhafızlık görevinin sevabı durmadan yazılmaktadır. Ayrıca bu yolda yürüyenler için, güzel bir sünnet ihdas etmeleri yönünden de amel defterleri kapanmayacaktır.

Sahabelerin amellerinin faziletine, yaptıkları hayırlı işlerin sevabına, tehlikeli şartlar açısından da yetişilememektedir. Çünkü bir işte zorluk arttıkça sevap ve ücret fazlalaşır. Kur'ân-ı Kerim'de:

“Mutlaka kolaylık zorlukla beraberdir. Mutlaka kolaylık zorlukla beraberdir.” [(İnşirah, 94/5, 6); Riyâzus-Salihîn, s. 78 (72. hadise bak.)]

buyurularak bu hususa işaret edilir. Burada yüce Allah tekidlerle birlikte, kolaylığın zorlukla beraber olduğunu [Tefsîrul Kurânil-Azim IV, 525 (Usrle ilgili hadisler için bk.)], zorsuz kolaylığın olmayacağını ihbar etmektedir. Bu sebepten “Hayrul umûri ahmezuha = İşlerin en hayırlısı en zahmetli olandır.” denir. Usr yüsrün zıddıdır (bk. el-Müfredât s. 344). Usrâ zorluk manasına gelir.

Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun