Bir tartışma gördüm, Tanrı mı insanı yarattı insan mı tanrıyı?.. Sümerlerin yazıtlarında kutsal kitaplardaki kıssaların olduğu iddiasını nasıl yorumlamalıyız?

Tarih: 27.07.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu tartışma, ne Müslümanları ne de ateistleri tatmin eder. Her aklı başındaki insan gibi Müslümanlar da bütün kâinatı yoktan var eden bir yaratıcıya iman ederler. Bir ateist ise, Allah’a inanmadığı için ister istemez başka varsayımlara baş vuracaktır. İlim ve mantık açısından evrenin kendiliğinden var olduğunu veya sebepler / elementler tarafından inşa edildiğini, yahut tabiat kanunları tarafından icat edildiğini ispat etmek asla mümkün değildir.

Çünkü, bugün ilim evrenin bütün elementleri, atomları ve barındırdığı tabiat kanunlarıyla sonradan var edildiğini kabul etmek zorunda kalmıştır. İhtilaf sadece bu sürenin belirlemesindedir. Beş milyar, on beş milyar, yirmi beş milyar vs. yıl önce var olduğuna / var edildiğine dair farklı görüşler vardır. Madem sonradan var olmuş, elbette onun bir var edeni vardır, bunun başka izahı olamaz. Her akıl sahibi şunu çok iyi biliyor ki, ne bir harf yazarsız olabilir, ne bir bina ustasız olabilir ve ne de bir ülke idarecisiz olabilir. Öyleyse, bu kâinat kitabının bir yazarı, bu evren binasının bir ustası ve bu yer-gök ülkesinin bir idarecisi vardır.

İlk yazının Sümerlere ait olduğu hususu, insanların bilebildiği tarihi gerçeklere göredir.

Bu, Sümerlerden önce hiçbir yazının olmadığı anlamına gelmez. Çünkü, böyle bir  yazının olmadığını ispat etmek için İlk İnsan Hz. Adem (as) devrine kadar doğru bir şekilde tarihî kaynaklara dayanarak gidip oraları gezmek gerekir. Halbuki, tarih ancak milattan üç bin yıl öncesine kadar doğru gidebiliyor. Ondan önceki dönemlere, özellikle Hz. İbrahim (as) devrinden önceki zamanlara ait muntazam bir şekilde doğru bilgilere ulaşması oldukça zordur.(bk. B. Said  Nursi, Lem'alar, s. 108-109). Daha önce Sümer yazısının varlığından da insanların haberi yoktu. İnsanların bir şeyi bilmemesi, onun olmadığını göstermez. Kur’an’da Hz. Adem (as)’in, Hz. İdris (as)’in nübüvvetinden, Hz. Nuh (as)’ın risaletinden  söz edilmektedir. 

Yine bir çok alime göre, ilk defa kalem kullanıp yazı yazan, ilk defa Astronomi ve matematik ilmi üzerinde düşünen, kendisinden önce insanlar hayvan postları giydikleri halde o, ilk defa elbise dikmeyi icat ederek dikişli elbise giyen kimse, Hz. Nuh’un atalarından biri olan Hz. İdris’dir.  Kendisine Allah tarafından 30 sayfalık vahiy gönderilmiştir (bk. Zemahşerî, III/24; Beydâvî, IV/165; Savî,III/41).

Bazı inançsız insanlar, bu tür yazıtları, dinleri çürütmeye yönelik olarak kullanmaktadır. “Hammurabi kanunları, Sümer yazıtları vs... ihtiva ettikleri bilgilerin Tevrat, İncil ve Kur’an’dan çok önce vardı. Demek ki…” deyip mal bulmuş mağribi gibi peşinen müşteri oldukları ve satın aldıkları dinsizliğin o çürük mallarını satmak için koşuşturup duruyorlar. Halbuki, Kur’an bize bildiriyor ki, hiçbir millet peygambersiz, uyarıcısız ve mürşitsiz bırakılmamıştır. İnsanlık tarihinin bu gibi tabloları tamamen Kur’an’ın bu haberlerini doğrulamaktadır.

Cahiliye dönemi Araplarda, binlerce yıl önceden kalma Hz. İbrahim (as)’in Hanif dinine ait kalıntıların dimdik ayakta olduğu bilinmektedir. Beytullah’ın varlığı, o devirde de Arapların orayı kutsal tanımaları, onu tavaf etmeleri ve benzeri ibadet şekilleri, din-dışı kaynaklı göstermek imkânsız olduğu gibi, insanlığın onuruna yakışacak kanunların veya geçmiş tarihi kıssalara dair yazıtların varlığı, dinin lehine olan birer delil olmasına rağmen, bu materyalist ve Deccalcı materyaller kullanan ateistlerin tersyüz ettikleri tarihî fenomenlerdir.

Hz. Eyyup(as) gibi bazı kıssalar -eğer doğruysa- Onun yaşadığı devirden çok önce hikaye edilmişse, bunun anlamı şudur: Tarih içerisinde, Hz. Eyyup (as) gibi, başından büyük imtihanlar geçmiş bir çok insan vardır. Kur’an’ın tespitleri, bu gibi külli hadiselerin ucunu göstermek ve insanlık camiasında meydana gelmiş ve gelecek o gibi sabır kahramanlarının hayatını canlı bir örnek olarak sunmaya ve kıssadan hisse alınmaya yöneliktir. Bu husus, Hz. Yunus (as), Hz. Musa (as), hatta Firavun gibi menfi adamlar için de geçerlidir.

Özetle; Kur’an’ın bahsettiği olaylar ve olayların kahramanları kesinlikle bir tarihî vaka olarak vardır... Ancak o olayların benzerleri de var olabilir. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun