Benim hidayet şansım var mı?
Lütfen beni kınamayın bir yol aramaya çalışıyorum. Yardımcı olursanız çok sevinirim. Bunu kimseye anlatamıyorum, biraz çekiniyorum. Ben yıllardır bilerek ve isteyerek insanlar, hayvanlar, mahlukat vs. hakkında kötü hayaller kuruyorum, kötü şeyler düşünüyorum, kötü davranıyorum, beddualar ediyorum ve zevk alıyorum, pişman olmuyorum. Kalbimin mühürlendiğini düşünüyorum. Benim düzelme şansım var mıdır ve nasıl düzeleceğim, ne yaparsam bu halden kurtulurum?
Değerli kardeşimiz,
Önce şunu net söyleyelim: seni kınamıyoruz. Burada yazman bile cesaret ve umut işaretidir.
Evet, hidayet nasibin her zaman var. Çünkü “Benim hâlim yanlış mı, kurtuluş var mı?” diye sorman, kalbinin mühürlü olmadığını gösterir.
Yaşadıkların, “doğuştan kötü olmak” değil; zamanla öğrenilmiş, beynin yanlış bir rahatlama ve haz döngüsüne girmesidir. Öğrenilen şey değiştirilebilir.
Pişmanlık bir anda gelmez. Önce rahatsızlık gelir, sonra isteme, sonra pişmanlık. Sen şu an istemeye başlamış durumdasın.
Yapman gereken ilk şey: Kendinle savaşmak değil, yardım istemeyi sürdürmek, kısa ve samimi dualar etmek ve mümkünse bir ruh sağlığı uzmanından destek almak.
Şu cümleyi özellikle kalbine yazarsan hoş olur: “Kalbi mühürlü olan kurtuluş aramaz.”
Sen arıyorsun. Bu, Allah’ın seni tamamen bırakmadığının en açık delilidir.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
Kendinizi bu kadar samimi olarak ifade etmeniz çok önemlidir. Çünkü yazdıklarınız sizin “kötü bir insan” olmaktan ziyade bunlardan kalben rahatsız olduğunuzu ve yardıma ihtiyacınız olduğunu gösteriyor.
Şimdi sorunuza dönecek olursak
1. Kalbiniz Mühürlenmedi, Desteğe İhtiyacınız Var
“Benim düzelme şansım var mı?” diye arayışta olmanız kalbinizin açık olduğunun en güçlü işaretidir. Çünkü Kuran’da “kalp mühürlenmesi, bir kalbin küfür ve isyanla katılaşmak ve kararmak suretiyle imanı kabul edemez hale gelmesi şeklinde tarif edilir. Bir ayet-i kerimede de
Allah Resulü (asm.) buyururlar ki:
"Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir." (bk. İbn-i Mace, Zühd, 29)
“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (sair günahları) dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa, 4/48) buyrulur.
Bu hadis-i şeriften ve ayet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bir insan, şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Nur müellifinin ifadesiyle, “Salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz.”
Siz ise, halinizden rahatsızsınız, çözüm arıyorsun, kurtulmak istiyorsunuz, utanıyor ve belli ki bundan vazgeçmek istiyorsunuz. Bu duygular mühürlenmiş kalpte olmaz.
2. Bu, Beynin Yanlış Bir Rahatlama Yolunu Öğrenmesidir
Yazdıklarınızdan anladığımız kadarıyla alışkanlık haline gelmiş karanlık düşünce ve davranışlarınız, zamanla haz almanıza neden olmakta. Ancak sonrasında da boşluk ve korku hissetmenize neden olmaktadırlar. Bu, birçok insanda farklı derecelerde görülebilen ruhsal bir durumdur.
Daha da açarsak, yaşadığınız şey, büyük ihtimalle karanlık düşünce döngüsüdür. Yani ilk başta zihne karanlık bir düşünce gelir, bu durum devam ederse zamanla düşünceler bilerek çağrılır, sonra alışkanlık olur, beyin buna hazza bağlar (dopamin)
Bundan zevk almak haklı olarak sizi korkutuyor. Ama mekanizması bu. Bu öğrenilmiş döngü dopamin sağladığı sürece zevk devam eder. Bu ahlaki bir bozukluktan ziyade, öğrenilmiş nörolojik bir yoldur. Ama unutmayın Allah insanı her türlü sıkıntıya karşı koyabilecek donanımda yaratmıştır. Mesela öğrenilmiş şey, yeniden öğrenilebilir. Yani yeni bir düşünce ve davranış öğrenerek onu değiştirebilirsiniz.
Görüldüğü gibi “isteyerek kötü olmak”tan çok bu, beynin yanlış bir rahatlama yolunu öğrenmesidir.
3. Pişmanlık Bir Anda Gelmez
“Pişman olmuyorum” diyorsunuz, ama bundan da rahatsızlık duyuyorsunuz. İşte bu çok önemlidir. Çünkü bu gibi durumlarda pişmanlık bir anda gelmez. Önce istemek, sonra rahatsızlık duymak, sonra pişmanlık gelir.
Şu an siz “pişman değilim ama bu hâlden kurtulmak istiyorum” diyorsunuz. İnşallah bu istek devam ettiği sürece pişmanlık duyguları da gelecektir.
Bunun için de Allah’a samimi olarak dua edin. İçinizden geçtiği gibi, burada bize anlattığınız gibi Allah’a da bu durumu anlatın ve ondan size pişmanlık duygusu vermesini isteyin.
Ayrıca bazen insan da “Duygusal uyuşma” diye bir durum olabiliyor. Bu, genelde uzun süre bastırılmış duygular, travma, sürekli öfke sonucu oluşan duyusal körelmedir.
Yani vicdan yok değil, erişilemiyor
4. Yaşadıklarınızı Önce Gözlemleyin
Kendinizle savaşmayı bırakın, çünkü savaşmak karanlık düşünceleri daha da besler. Şöyle düşünebilirsiniz: “Yine bu kötü düşünceler geldi, ben bu düşünce değilim. Sadece aklıma gelen şeylerdir.” Yani bu, sadece bir dürtüdür. Ve ardından harekete geçmeden önce 5 dakika ara verin. Beyin şunu öğrenir: “Her gelen düşünce yapılmak zorunda değil.
Ayrıca gelen düşüncenin, siz olmadığınızı anlarsanız, davranışlarınız da değişir. Çünkü böylece düşünceyi davranıştan ayırmış olacaksınız, o zaman kontrol daha kolay olur.
5. Zevk Aldığınız Anı Fark Edin
O kötü düşünce geldiğinde kendinize şunu sorun:
“Ben bundan gerçekten ne alıyorum? Güç mü? Kontrol mü? Öfke boşalması mı?” Çünkü bu duyguların altında çoğu zaman altında öfke, değersizlik, bastırılmış acı yatar.
Çünkü insan, kendini güçsüz, değersiz, görülmemiş hissettiğinde, zihinde zarar verme, beddua etme ve başkalarını küçültme gibi düşünceler gelebilir. Bunlar kişiye geçici bir üstünlük hissi verir.
Yani bu, bir savunma mekanizmasıdır, karakter değildir
6. Kısa ve Samimi Dualar Edin
Kalplerin sahibi yüce Allah’tır. O’nun gücü her şeye yeter. O’ndan yardım istemeyi alışkanlık haline getirin. Öyle uzun ve süslü dualara da gerek yoktur, samimi olun yeterlidir. Mesela: “Allah’ım, kalbim karanlık. Ben yolunu bilmiyorum. Bana yönelme isteği ver.” Bu bile yeterlidir. İstek yoksa bile: “İstemeyi istemeyi bana nasip et.” Bu çok kıymetli bir duadır.
Bunun yanında mümkünse ibadetlerinizi de yerine getirmeye çalışın. Çünkü insanın imanını ve ahlakını koruyan düşüncesine istikamet ver şeylerin başında ibadetler gelir.
7. Kendinize Şu Cümleyi Yasaklayın
“Ben böyleyim, değişmem.” Bu en tehlikeli cümledir. Değişim yavaş olur ama olur. Dolayısıyla sizin de düzelme ihtimaliniz var. Ama unutmayın, bu: Bir gecede olmaz “Ben kötüydüm, artık iyi oldum” şeklinde olmaz. Zamanla ve bazen bir ileri bir geri şeklinde olur, ama mutlaka olur.
8. Bir Ruh Sağlığı Uzmanından Yardım Alın
Bunu tek başına aşmanız mümkün olmazsa mutlaka güvendiğiniz bir imanlı ruh sağlığı uzmanı ile görüşün. Bu tür düşünce ve haz döngüleri terapiyle ciddi şekilde değişebilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Ağlamaktan zevk alıyorum bu bir hastalık mı?
- Ölen latife dirilir mi?
- "İ-doser" denilen bir programla, belirli ses dosyalarını dinleyen insan ruhuna çeşitli sanal telkinler yapılarak mutluluk, uyku, alfa modu gibi bir tedavi yapılması, tıbbi ve manevi açıdan zararlı mıdır?
- Cennet ve cehennemi arzulamıyorum, ne yapayım?
- Şeytan nedir, özellikleri nelerdir ve niçin yaratılmıştır?
- Gece ve sabah namazlarına uyanmaya korkuyorum, öğütler var mı?
- Cinselliği doğru kullanmanın ve zinadan korunmanın yolları nelerdir?
- Cehennem azabı hakkında biraz bilgi verir misiniz?
- Doğruları bilmemize rağmen neden yapamıyoruz?
- Akıl, beyin ve düşüncenin isleyişi neye bağlıdır?