Ben babamdan dini yönden ergenlik çağımda aşırı derecede baskı gördüm ve bu beni olumsuz etkiliyor; görüşmeyi azaltmam caiz mi?

Tarih: 01.02.2012 - 01:59 | Güncelleme:

Soru Detayı
- Bu baskı benim gelişmeme yansıdı. Artık şu an öyle bir haldeyim ki bırakın sesini duymayı, adım sesleri vücudumun reaksiyonunu değiştiriyor ve bu benim günlük hayatıma, sosyal hayatıma ve okul hayatıma yansıyor. Tekrar aramızdaki bağları güçlendirmek istesem de bu bir türlü olmuyor. Çünkü nadir de olsa eski günleri hatırlatacak şeyler hâlâ yapıyor. - Bu olanların sonucunda babamla çok nadir konuşmaya başladım; bu caiz mi?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır."

Bu konuda yapmanız gereken, bakış açınızı değiştirmektir. Babanız yanlış bir metod uygulamış olabilir. Ancak siz meseleyi baskı ve kötülük olarak algılarsanız, bunalıma girmeniz kaçınılmaz olur. Meseleyi güzel görüp güzel değerlendirirseniz, hem bunalıma girmezsiniz hem de babanızı seversiniz.

Bir baba her zaman evladının iyiliğini ister; hiçbir zaman kasdi olarak kötülüğünü istemez.

Size uyguladığı yaptırımları da sizin iyiliğiniz için yapmıştır. Bu açıdan meseleyi değerlendirmelisiniz. Sizi bir ateist olarak, içkici, ayyaş olarak da yetiştirebilirdi. Sizi dindar olarak yetiştirmesi de çektiğiniz sıkıntıları hiçe indirmelidir.

"Bana bir harf öğretenin kölesi olurum."

ifadesi, bizim için de geçerli ve bakış açımıza ışık olacak bir ifadedir.

Hem kötü bakıp kötü değerlendirme yapmanın ne dünyanıza ne de ahiretinize bir faydası yoktur. O halde yapacak tek şey kalıyor o da Bediüzzaman Said Nursi'nin şu tespitlerine göre hareket etmektir:

"Güzel gör, hem güzel bak; tâ güzel düşünmeli. Güzel bil, hem güzel düşün; tâ leziz hayatı bulmalı.
Hayat içinde hayattır, hüsn-ü zanda emeli. Sû-i zanla yeistir, saadet muharribi, hem de hayatın kâtili." (bk. Sözler, Lemeat)

Yani hayatın saadetini, lezzetini istiyorsak hüsnüzannı elden bırakmamalıyız. Suizan, yani kötü düşünmek ve ümitsizlik ise hayatın saadetini yok eden bir düşmandır.

Her ne kadar babanızın hatalı davranışları üzerinizde olumsuz etki oluşturmaya devam ediyorsa da, güzel bakış açısı kazandıracak telkinleri sürekli zihninizde canlı tutarak sorunları aşabilirsiniz.

Babanız bakıma muhtaç ise ihtiyaçlarını karşılamanız gerekir; görüşmeyi tamamen kesmek caiz olmaz. Çok sık görüşemeseniz de tekrardan ilişkilerinizi güçlendirme ve iyileştirme gayreti içerisinde olmalısınız.

Anne baba yaşlandıkça çocuklaşır. Onları çocuk gibi kabul edip olumsuz davranışlarına, tebessümle güzelce sabretmek en yüce ahlaki bir vazifemizdir. Bizim çocukken yaptığımız olumsuz davranışların dahi anne babamızı neşelendirdiğini unutmayalım. Onlar da yaşlanıp çocuklaştığında biz de onlardan aldığımız şefkat dersini tekrar edelim.

Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:

"Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine 'Of!..' bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle."

"Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: 'Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!.' diyerek dua et."(İsra, 17/23, 24)

İlave bilgi için tıklayınız:

Evimizde yaşı ilerlemiş olan anne babaya karşı davranışlarımız nasıl olmalıdır; bazan yanlış davranışlarına sabretmekte zorlanıyoruz, ne tavsiye edersiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun