Güzel düşünen, neden hayatından lezzet almaz?

Tarih: 11.08.2022 - 10:04 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”
- Böyle bir söz var, ben de güzel görüyorum güzel düşünüyorum. Düşününce resmen hayatım alt üst oluyor, tüm her şeyim kötüye gidiyor her şeyin hayırlısı diyorum yine de olmuyor, güzel düşününce kötü şeyler başıma geliyor bu durumda dua etmem yeterli mi? 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Elbette güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır. Ancak gerekenler yerine getirilmeden, sadece güzel düşünme yeterli olmayabilir.

Huzur bulmak için düşünceden evvel sağlam ve doğru bir imana sahip olmamız gereklidir.

Sağlam ve doğru bir imana sahip olan bir Müslüman, Allah’ı hem sevdiği hem de takva sahibi olacağı için, farz ibadetlerini yerine getirir, helal-haram dengesine ve Allah’ın hayat için her konuda koyduğu hudutlara dikkat eder.

Böyle bir mümin bir taraftan sebeplere sarılırken, diğer taraftan bunun neticesi olarak ortaya çıkan durumlara tevekkül eder ve her şartta "Hayırlısı buymuş..." der.

O mümin bilir ki kendince hayırlı bir iş olmuşsa Rabbi onu ona bahşetmiştir. Kendince istediği güzel bir iş olmamışsa, demek bunda hayır yokmuş veya Rabbim beni imtihan ediyor veya Rabbim daha güzelini dünyada veya ahirette bana verecek diye iman eder.

İşte böyle bir iman neticesi Allah’a teslimiyet ve tevekkül olacaktır. Ve bu da insanın her hâl üzere şükretmesine sebep verecektir.

Bunlardan gafil kalarak söylenen “İyi düşün iyi olsun, iyi düşünen hayattan lezzet alır.” kelamları kuru laftan ibarettir.

Ayrıca biz dünyaya hayattan lezzet almaya gönderilmedik, bu da unutulmamalı. Dünyaya ancak Allah’a onun istediği şekilde kulluk vazifelerimizi yapmak ve bu konuda imtihan edilmek üzere gönderdik.

Gerçek bir mümin aradığı hakiki huzuru ve lezzeti ancak Rabbinin emirlerini yerine getirmekte bulacaktır; hem dünyada hem de ahirette.

Unutmamak gerekir ki, insanın kalp ve aklında ne hükmedip yerleşmiş ise, o hükme göre hadiseleri yorumlayıp algılaması, insan fıtratının değişmez bir prensibidir.

Mesela pesimist (karamsar) bir filozof her şeyi karamsar olarak okur ve anlar, hayatı da ona göre şekillenir. Optimist (iyimser) bir filozof ise her şeyi iyimserlik penceresinden izler hayatı da ona göre algılar.

Kırmızı gözlük nasıl eşyayı kırmızı gösteriyor ise, siyah gözlük de eşyayı siyah gösterir.

Örneğin ateist biri, evreni ve içindekileri anlamsız, işe yaramaz ve tesadüfün oyuncağı olarak gördüğü için, her şey ona azaplı ve sıkıntılı olarak yansır.

Mümin ise her şeyin anlamlı, faydalı ve Allah’ın tedbir ve idaresinde olduğunu bildiği için, her şey ona sevimli ve huzurlu olarak yansır.

Keza ibadet de bir gözlüktür; onu takmayan, mevcudatın yapmış oldukları fıtri ibadetleri göremez ve okuyamaz. Sağlam bir iman nasıl her şeyin ardında Allah’ın kudret elini ve tasarrufunu zahir bir şekilde gösteriyor ise, sağlam bir ibadet de mevcudatın hal ve kal dili ile yapmış oldukları ibadetleri zahir bir şekilde gösterip ilan eder. Bu, Allah’ın insanın âlemine koyduğu önemli bir kanun, mühim bir prensiptir. Bu kanun ve prensibin konulmasının sebebi de her şeyde Allah’a giden yolu görebilmek içindir.

"Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır." sözü, uğursuz ve çirkin bakmanın, muhalif manalarını ifade eder ki, bu ibarelerin manayı muhalifinden uğursuz bakmanın ne denli çirkin olduğu çıkar. Yani muhalif manasıyla şöyle diyebiliriz: "Çirkin gören çirkin düşünür, çirkin düşünen de hayattan elem ve azap duyar."

Öyle ise hayata ve olaylara iman ve ibadet gözlüğü ile bakarsak, her şeyin sırrı ve hakikati çözülür. O olaylar arkasındaki güzellikler tezahür eder ve insan o güzellikler ile mutlu ve bahtiyar olur.

Bu bakış açısını elde edebilmek için, insanın hem kalbini hem nazarını hem de bilinçaltını, iman ve hidayet ile doldurması gerekir. İnsanın kalbinde ve nazarında ne varsa hayatı ve olayları ona göre yorumlar. Öyle ise en mühim iş kalp ve nazarın nasıl ve neyle terbiye edildiğidir. Zaten insanın diğer cihazları kalp ve nazara bakar, kalp ve nazarda ne varsa, hükmü de ona göre olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun