Allah'ın isimlerinden olan Ferd ne demektir? Ferdiyet ne anlama gelir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Ferd”, bir olup, hem zâtında hem de sıfatlarında eşi ve benzeri olmayan demektir.

Bu isim Allah’ın birliğini ifade eder; eşi ve benzeri olmadığını ders verir.

Ferd ismi için, “Vâhid ve Ehad isimlerini tazammun eden bir ism-i âzam,” denilmektedir. (bk. Nursi, Lem'alar, Otuzuncu Lem'a)

Vahid ve Ehad isimleri de Allah’ın birliğini ifade ederler. Fakat Ferd ismi, Vahid ve Ehad isimlerinden daha şümullüdür. Ehad ismi Allah’ın zâtının birliğini, Vahid ismi sıfatlarının eşi ve benzeri olmadığını ifade ederken, Ferd ismi her iki mânâyı da bünyesinde toplar. Buna göre, Ferd ismine, “zâtında ve sıfatlarında şerikten, eşi ve benzeri olmaktan münezzeh olan yegâne zât” şeklinde mana verilebilir.

Mahlukat âleminde, Ferd isminin sonsuz delilleri, cilveleri mevcut.

Kâinat sonsuz denecek kadar çok yıldızlardan, sistemlerden meydana gelmekle birlikte, tümü bir tek şeydir. Bu tek şeyin adına kâinat diyoruz ve bunda Ferd isminin bir cilvesini görüyoruz.

Kâinatın bütün neticelerinde, meyvelerinde de ferdiyeti görmek mümkün:

Bedende vazife gören bütün hücreler ve ruhta cevelân eden bütün latifeler, duygular bir vahdet teşkil etmekte ve bir tek fert olarak ortaya çıkmaktadır. Böylece biz, tek bir varlık olan bu insanda da Ferd isminin bir cilvesini seyredebiliyoruz.

Keza, güneş sistemi bütün gezegenleriyle bir vahdet teşkil etmişler ve bir tek sistem olarak ortaya çıkmışlardır.

Her ağaç, bütün dal, yaprak, çiçek ve meyveleriyle bir vahdet teşkil ederler ve bir ağaç olarak boy gösterirler. Misâller çoğaltılabilir.

Kısacası, kendisine müstakil bir şahsiyet verilen her şey, Ferd isminin bir cilvesini taşır ve kendisinin bir tek şey olduğunu, ona ait sıfatların yahut onun hizmetine verilen varlıkların başka zâtlara isnat edilemeyeceğini haykırırlar ve Allah’ın ferdiyetini sonsuz dillerle ilân ederler.

Ferdiyet, Ehadiyet ve Vahidiyet nedir, aralarında nasıl bir fark vardır?

Allah’ın isim ve sıfatlarının iki tarzda ve iki tecelli mahalli vardır. Birisi: Kainatın umumu üzerinde büyük ve azametli tecelliyatıdır. Diğeri ise: Kainatın bir cüz’ünde ve cüz’isindeki küçük ve mütevazi tecelliyatıdır.

Kainatın umumunda tecelli eden o isim ve sıfatlar, çok azametli ve kibriyalı olmasından, okunması ve ihata edilmesi herkese müyesser olmuyor. Onun için Allah, o kainatın umumundaki azametli ve kibriyalı olan tecelli yazısını herkesin rahat ve kolaylıkla okuyabileceği boyutlara indiriyor.

İşte, Kainatın umumunda azamet ve kibriya ile tecelli eden isim ve sıfatlarına vahidiyet denir. Onun küçük bir modeli hükmünde olan cüz’ündeki tecelliyatına da ehadiyet denir.

Vahidiyet: Külli ve umumi tecelliyattır. Ehadiyet ise; cüzi ve hususi bir tecelliyattır. Bu hakikate, şöyle bir temsil ile bakabiliriz.

Mesela, büyük bir denizin üstüne, denizi ihata edecek kadar büyük harflerle kelime-i tevhit yazılsa, bu yazıyı okuyabilmek için, denizi kuşbakışı ihata edecek bir mevkie çıkmak lazımdır. Ama buna herkes tam güç yetiremeyeceği için, o yazıyı yazan zat, aynı manayı ve şekli ifade eden o yazıyı denizin damlalarına da  yazıyor. Böylece her nazar sahibi o denizin umumu üstündeki yazıyı damlalar vasıtası ile okuyor. Sonra o denizin üstündeki haşmetli yazıya intikal ediyor. Yoksa, damla olmasa, o yazıyı okuması mümkün değildir.

İşte, deniz kainattır. O yazı ise Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisidir. Damla ve üstündeki aynı yazı ise, kainatın umumundaki o tecellilerin cüzündeki tecellisidir. Deniz, Vahidiyeti; damla ise Ehadiyeti temsil ediyor.

Bütün nebatat veya umum çiçekler, Vahidiyeti gösterir. Küçük ve tek bir çiçek ise, Ehadiyeti gösterir. Vahidiyet, azamet ve kibriya’yı temsil eder; Ehadiyet ise, cemal ve şefkati temsil eder.

Ehadiyet parçada tecelli eden tevhit iken, Vahidiyet bütünde tecelli eden tevhittir. Ferd ise her ikisini cem eden, yani parça ve bütünü toplayan bir tevhid algısıdır.

Cenab-ı Allah'ın Ferd ismi kainatın tamamına ve her bir nevine ve her bir ferdine birer tevhid sikkesi, birer vahdaniyet mührü koymuştur. Yani kainatın tamamında veya her nevinde ve her bir ferdinde Cenab-ı Allah'ın birliğine işaret eden tevhid mühürleri vardır.

Cenab-ı Allah’ın Vahid ve Ehad isimlerini içine alan bir ism-i azam ve ism-i azamın altı nurundan bir nuru olan Ferd ismi hakiki tevhidi gösterir. Şöyle ki;

Ferdiyet cilvesi, kainat yüzünde öyle bir vahdet sikkesi (Cenab-ı Allah'ın birliğine işaret eden delil, mühür) koymuştur ki kainatı bölünmez bir bütün hükmüne getirmiştir. Bütün kainata tasarruf edemeyen bir zat hiçbir cüzüne hakiki malik olamaz.

O sikke de şudur; Kainattaki bütün varlıklar en muntazam bir fabrikanın çarkları gibi birbirine yardım eder, birbirinin vazifesini tamamlamaya çalışır. Varlıklar arasındaki bu dayanışma bu birbirine yardım etme ve birbirinin ihtiyacını karşılamak ve birbirinin yardımına koşmak ve birbirine sarılmak ve birbiri içine girmek suretiyle öyle bir vahdet-i vücud (tek vücud) meydana getiriyorlar ki; adeta bir insanın bedenindeki unsurlar gibi birbirinden ayrılmaz. Bir unsurun dizginini tutan, umumun dizginlerini tutamazsa o tek unsurun dizginini zabtedemez.

İşte kainatın simasındaki bu yardımlaşma, dayanışma, birbirinin ihtiyacını karşılama pek parlak bir surette Cenab-ı Hakk'ın birliğine işaret eden ferdiyet cilvesinin büyük bir parıltısıdır.

Evet yeryüzünde ve bahar mevsiminde İsm-i Ferd'in cilvesiyle Cenab-ı Allah'ın birliğine işaret eden o kadar çok vahdet sikkeleri var ki; yeryüzünde bütün hayat sahiplerini bütün fertleriyle idare eden, onların umumunun bütün ihtiyaçlarını birden karşılayan kainatın tamamına hükmeden Ferd-i Vahid-i Ehad'dir. Zemin milyonlara hayvan ve bitki nevileri adeta atkı ipleriyle dokunan nakışlı bir sikkedir.

Evet bütün bu hayvan ve bitki türlerinin birbiri içinde, beraber, ayrı ayrı şekilleri, ayrı ayrı hizmetleri, ayrı ayrı rızıkları, ayrı ayrı cihazatları, hiçbirini şaşırmayarak, yanlış etmeyerek, gayet hassas bir ölçüyle her bir şeye lazım olan her şeyleri, külfetsiz, tam vaktinde umulmadığı yerden verildiğini gözümüzle görüyoruz. İşte zeminin simasındaki bu keyfiyet, bu tedbir, bu idare bütün bu acip işlerin bir elden yürütüldüğünü gösterir. Hangi varlığa bakarsak bakalım, o varlığın Cenab-ı Allah'ın kudret kalemiyle yazılmış bir sanat eseri olduğunu ve varlığıyla Cenab-ı Hakk'ın birliğine işaret eden Allah'ın bir mührü olduğunu gösterir.

Nasıl ki belgelerde kullanılan mühür, kullanan kimse ya da kuruma işaret eder; aynen öylede her bir varlık, her bir mahluk Cenab-ı Hakk'ın birliğine işaret eden bir mührüdür. Bu mührü okuyabilmek için ise iman gözlüğünü takmak gerekir. Evet iman her şeyi ünsiyetli gösteren parlak, şeffaf, nurani bir gözlüktür.

Ve yine insanın yüzünde bir Ehadiyyet sikkesi vardır ki; Âdem (a.s) zamanından ta kıyamete kadar gelmiş ve gelecek bütün insanların yüzleri birbirine benzemez. Çünkü yüce Allah (c.c) her bir yüzde bir bütün insanlardan onu ayıran ayırıcı özellikler koymuştur. Aslında her bir insanın siması; göz kulak, ağız gibi azalarda birbirine benzediği halde, her birinin sesi, göz rengi, parmak izi, geni, hücresi gibi yönleriyle, hiçbirisine tamam benzemez. Evet insanın simasında göz kulak gibi azalar bütün insanlarda birbirine benzemesi gösterir ki ; İnsanın yaratıcısı bir, vahid olduğuna şehadet eder.

Evet Cenab-ı Allah’ın Ferd isminin cilvesiyle âdeta her şey Allah’ın birliğini ilan ediyor.

Mesela; Bu kainatın lambası olan güneşin bir olması, umum kainat, birinin olmasına işaret ettiği gibi, hayat sahiplerinin hizmetçisi olan hava unsurun bir olması, aşçıları olan ateş bir olması, zemin bahçesini sulayan bulut süngeri bir olması, bütün canlıların imdadına yetişen yağmur bir olması ve her yere yetişmesi... ve bütün hayvan ve bitki türlerinin zemin yüzünde serbest yayılmaları gayet kat'i bir surette işaret eder ki bütün bu varlıklar bir tek zatın malıdır. Bir bahçede bir sarı çiçek, o bahçe nakkaşının bir mührü hükmündedir. O çiçek mührü kimin ise bütün zemin yüzündeki çiçekler de onun mührüdür. Demek oluyor ki her bir şey umum eşyayı yaratıcısına isnad edip azami bir tevhide işaret ediyor.

Cenab-ı Allah bizleri Ferd isminin hatırına tevhidi hakkıyla anlayanlardan eylesin. Âmin.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun