Allah Teala bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e... hadisini açıklar mısınız?

Tarih: 02.03.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bu Hadisin sıhhat durumu nedir?
Ayrıca bu hadisi açıklarmışsınız?
Çevresinde (Dinine bağlı diye, veya olgun bir insan diye) sevilmeyen insanlarda mı bu duruma dahildir?
​Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Allah Teala bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e:  “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına: “Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz” diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır Allah Teâlâ bir kula buğz ettiği zaman, Cebrail’e:  “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrail gök halkına: Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin, der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır. (Müslim, Birr 157)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili iki hadis ve mealleri şöyledir:

إِذَا أَحَبَّ اللَّهُ تعالى العَبْدَ ، نَادَى جِبْريل : إِنَّ اللَّه تعالى يُحِبُّ فُلاناً ، فَأَحْبِبْهُ ، فَيُحبُّهُ جِبْريلَ ، فَيُنَادى في أَهْلِ السَّمَاء : إِنَّ اللَّه يُحِبُّ فُلاناً ، فَأَحِبوهُ ، فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ ، ثُمَّ يُوْضَعُ له القَبُولُ في الأَرْضِ.

إِنَّ اللَّه تعالى إِذا أَحبَّ عبْداً دَعا جِبْريلَ ، فقال : إِنِّي أُحِبُّ فُلاناً فَأَحْبِبْهُ ، فَيُحِبُّهُ جِبْريلُ ، ثُمَّ يُنَادِي في السَّماءِ ، فَيَقُولُ : إِنَّ اللَّه يُحِبُّ فُلاناً ، فَأَحِبُّوهُ فَيُحبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ ثُمَّ يُوضَعُ له القَبُولُ في الأَرْضِ ، وإِذا أَبْغَضَ عَبداً دَعا جِبْريلَ ، فَيَقولُ : إِنِّي أُبْغِضُ فُلاناً ، فَأَبْغِضْهُ ، فَيُبْغِضُهُ جِبْريلُ ، ثُمَّ يُنَادِي في أَهْلِ السَّماءِ : إِنَّ اللَّه يُبْغِضُ فُلاناً ، فَأَبْغِضُوهُ ، فَيُبْغِضُهُ أَهْلُ السَّماءِ ثُمَّ تُوضَعُ له البَغْضَاءُ في الأَرْضِ

1. Hadis:

Allah Teala bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:

“Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:

-  “Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz!” diye hitabeder.

Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. (Buhârî, Bedü’l-halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157)

2. Hadis

 Allah Teala bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:

- “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına:

- Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz, diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.

Allah Teala bir kula buğzettiği zaman, Cebrail’e:

- “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrâil gök halkına:

- Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin, der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır. (Müslim, Birr 157)

Bu hadisler sahihtir.

Önce şu noktayı belirtelim ki, Allah Teala’nın kulunu sevmesi demek, o kul için hayır murad etmesi, ona hidayet ve nimet vermesi demektir. Allah Teala’nın buğzetmesi de kulun azgınlığını artırıp azad etmesi demektir.

Gök halkı veya sema ehli, meleklerdir. Başta Cebrail aleyhisselam olmak üzere meleklerin bir kulu sevmesi, o kul için dua ve istiğfarda bulunmaları anlamına gelir.

Hadisin ikinci kısmı yani kin ve nefretle ilgili bölümü Buhari’de  yer almamaktadır. Nevevi merhum bu sebeple, Riyazü’s-salihin isimli eserinde, önce Buhari ile Müslim arasında müşterek olan kısmı vermiş, sonra da Müslim’deki ilaveyi zikretmiştir.

Hadis-i şerîften anlaşılmaktadır ki, Allah Teala bir kulu sevdiği zaman onu meleklere ve insanlara da sevdirir. Allah Teala bir kulu sevdikten sonra onu Cebrail ve insanların sevip sevmemesi aslında hiç önemli değildir. Ancak Allah Teala sevdiği kuluna daha ziyade ikram ve iltifat etmek için onu meleklere ve sâlih insanlara da sevdirmektedir.

Nitekim Meryem suresi’nin 96. ayetinde şöyle buyurulmaktadır:

“İman edip yararlı işler yapanlara Rahman olan Allah (gönüllerde) sevgi uyandırır.”

Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhüma ayetteki bu “sevgi uyandırma”yı, “Allah’ın onları sevmesi ve sevdirmesi” şeklinde yorumlamıştır.

Böylece ayet ile hadisimiz arasındaki uyum tam manasıyla ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Aynı şekilde Allah Teala sevmediği kişiyi meleklere ve iyi insanlara sevdirmez. Bunun nasıl gerçekleştiği ise, hadisimizde açıklanmaktadır. Buradan şu sonucu çıkarmamız pek normaldir:

Müslümanlar arasında sevilen bir kişinin bu durumu, onun Allah katında da sevildiğinin göstergesidir. Aynı şekilde salih, dindar insanların ve Müslümanların nefret ettiği kişinin bu durumu da, onun Allah’ın buğzettiği bir kişi olduğunu gösterir.

O halde kimlerin kimler tarafından sevildiği ve kimler tarafından sevilmediği son derece büyük önem arzetmektedir.

Demek ki, önemli olan, dindar ve salih insanlar tarafından sevilmektir. Yoksa dindar olmayan, fasık ve günahkar kişilerin sevmemesinin bir önemi yoktur. Böyle bir durumda, dindar ve salih kişileri sevmeyenler düşünsün ve onları sevmeye çalışsınlar ve sevsinler.

Buna göre:

- Allah’ın kulunu sevmesi gizli kalmaz.

- Allah Teala sevdiği kulunu meleklere ve salih kullarına da sevdirir.

- İnsanlar, toplumdaki durumlarına bakarak, Allah katındaki yerlerinin ne olduğunu tahmin edebilirler.

- Önemli olan kişiyi kimlerin sevdiğidir. Allah tarafından sevilmenin toplumdaki göstergesi, salih ve dindar kimseler tarafından sevilmektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun