Allah günahları örter, kıyamet günü de bağışlar mı?
- Allah bu dünyada kişinin gizli işlediği günahlarının bir kısmını örter; kıyamet günü gelince bunları kuluna gösterir. Kul da itiraf er. sonra da Allah lütuf ve kereminde o günahları bağışlar...
- Bu manada bir hadis var mıdır; varsa paylaşıp açıklamasını yapar mısınız?
Değerli kardeşimiz,
Evet, bu mealdeki bir hadis-i şerif şu şekildedir:
İbni Ömer (ra) “Ben, Resûlullah (asm) ’i şöyle buyururken işittim” demiştir:
: سمِعتُ رسولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يقول :
« يُدْنَى المُؤْمِنُ يَومَ القِيَامَةِ مِنُ رَبِّهِ حتَّى يَضَعَ كَنَفَهُ عَلَيهِ ، فَيُقَرِّرَهُ بِذُنُوبِه ، فيقولُ: أَتَعرفُ ذنبَ كَذا؟ أَتَعرفُ ذَنبَ كَذَا ؟ فيقول : رَبِّ أَعْرِفُ ، قال : فَإِنِّي قَد سَتَرتُهَا عَلَيكَ في الدُّنيَا، وَأَنَا أَغْفِرُهَا لَكَ اليَومَ ، فَيُعطَى صَحِيفَةَ حسَنَاته »
Mümin kıyamet günü Rabbinin lütuf ve keremine o kadar yakın olur ki, Allah onu halktan gizler ve günahlarını itiraf ettirir:
- Şu günahını biliyor musun, şu günahını biliyor musun, der. Mü’min:
- Biliyorum yâ Rab, der. Cenâb-ı Hak da:
“Ben bu günah(ların)ı dünyada örtmüş gizlemiştim, bugün de bağışlıyorum.” buyurur.
Bunun üzerine o kimseye iyiliklerinin kaydedildiği defter verilir. [Buhârî, Mezâlim 3, Tefsîru sûre (11), 4, Edeb 60, Tevhîd 36; Müslim Tevbe 52].
Hadîs-i şerîf, bir âyette geçen fısıltı (necvâ) hakkında Resûlullah (asm)’den duyduğu herhangi bir açıklama olup olmadığını soran kişiye Abdullah İbni Ömer’in verdiği bir cevabı yansıtmaktadır. Dolayısıyla bu hadîs-i şerîfi, o ismi bilinmeyen kişinin sorusu üzerine İbni Ömer (ra)’den öğrenmiş oluyoruz. Gerçi burada soran kişi, doğrudan doğruya Hz. Peygamber (asm)’den bir açıklama olup olmadığını sormuştur. Böyle olmasa bile, Allah hepsinden razı olsun, ashâb-ı kirâm’ın âdeti, kendilerine sorulan suallere, eğer varsa Hz. Peygamber (asm)’den duydukları ile cevap vermekti. Yani onlar âyet veya hadis varken kendiliklerinden görüş beyan etmez, öğrendiklerini naklederlerdi.
Allah Teâlâ’nın kuluna yaklaşması lütuf ve ihsân bakımından bir yaklaşmadır. Mesâfe olarak bir yaklaşma yüce Rabbimiz hakkında düşünülemez. Dünyada iken öteki kullardan gizli kalmış bazı günahlarını kuluna hatırlatması, onun da bunları hatırlayıp itiraf etmesi, bir anlamda Rabbimiz’in mü’minlere özel muamele etmesi demektir. O gizli hataların kıyamette de açıklanmayıp bağışlanması, işte bu, en büyük ikrâm ve ihsândır. O halde dünyada iken işlediği hatalar gizli kalmış olan müminler, onları açıklamak gibi bir yola asla gitmemelidirler. Çünkü İslâm’ın asıl amacı, toplum içinde iyiliklerin ve güzelliklerin yayılmasıdır. İşlenmiş hataların ulu orta söylenmesi, kötülük işlemeye meyyâl kişileri cesaretlendirir. Yani hatayı başkalarının da tekrar etmesine bir nevi teşvik olur ki, bu da ayrıca bir hatadır. Nitekim günümüzde, haberleşme ve iletişim vasıtalarında gösterilen bir takım olayları taklid etmeye kalkan kimselerin çıktığı, muhtelif örnekleriyle görülmekte ve bilinmektedir.
Müminin dünyada işlediği iyilikler gizli kalmış da olsa, onlar aslâ zayi olmayacak ve iyiliklerinin yazılı bulunduğu defter kendisine verilecektir. Hata ve kusurları bağışlanınca, zaten amel defterinde sadece iyilikleri kalmış olacaktır. Böyle bir sonuç, hiç şüphesiz her Müslümanın erişmek istediği büyük bir mutluluktur.
Özetle:
- Mümin gizli kalan hata ve kusurunu asla başkalarına açıklamamalıdır.
- Böyle gizli kalmış kusuru olan mümin, onun âhirette de kendisine bağışlanacağı ümidini taşımalıdır.
- Toplumda iyiliklerin artmasına, kötülüklerin azalmasına vesile olacak her davranış güzeldir.
- Mümin, günahlarından dolayı kâfir diye suçlanamaz.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 434)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Günahlarımız nasıl silinir?
- Zina eden kadın suçunu itiraf mı etmiş?
- Hacerülesvedi öpmeli miyiz?
- Geçmiş ümmetler bana gösterildi, hadisini açıklar mısınız?
- Baba oğluna eşini boşa diyebilir mi?
- Müslüman Müslümanın kardeşidir...hadisini açıklar mısınız?
- Sünnete uymak önemli mi?
- Peygamberimiz Kuba Mescidini ziyaret eder miydi?
- Başkasını ayıbını anlatmak caiz mi?
- Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak ne demek?