Abdestte ayakların yıkanması ve topraktan yapılan taş parçası üzerine secde edilmesi hakkında bilgi verir misiniz?

Soru Detayı
İran'da namaz ve abdest ile bizim namaz ve abdest neden farklı? Örneğin abdest aldıklarında kolların hepsini yıkarlar, ayaklarını yıkamazlar. Namazda ise secde yaktıklarında Kerbela toprağından yapılmış olan ve Hz. Ali ve hanımı ve oğularının adının yazılmış olduğu namaz mührüne secde yaparlar... Bu yaptıklarının Kur'an ve sünnette yeri var mıdır?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Âyet-i kerîmenin emrine göre, abdestin farzı dörttür; bunlardan biri de ayakları yıkamaktır. Yıkama yerine çıplak ayağı meshetmek Ehl-i sünnet itikadınca câiz değildir. Abdestin bir farzı terkedilmiş olur. Farzı terkedilen şey de sahih olmaz. Dört hak mezhebin dördü de bunda ittifak etmiştir. Sadece bozulmuş Caferiyye fırkası böyle bir tatbikatın içine girmektedir. Bunun ilmî sebebi, ayakları yıkamayı emreden âyetin bir kelimesi olan (Ercüleküm)ü, esreli okumaktan ibarettir. Âyetin ilk yazıldığı günlerde üstün esre olmadığından yanlış okumak daha fazla ihtimal dahilindeydi.

Nitekim Caferîler de âyetin üstününü esre okuyunca mana zannettikleri gibi çıkmıştır. Ayaklarını yıkama yerine meshetme gibi bir yanlıştığı tercih eder duruma girmişlerdir. Bundan dolayıdır ki, çıplak ayağını yıkama yerine meshedenler küfüre nisbet edilmezler. Ancak namazı sahih olmayan kimseler olarak görülürler.

Resûlüllah Efendimiz (asm) bizlere ibadetin şeklini bizzat tatbik ederek göstermiştir. Onun yüksek hayatında çıplak ayaklarını ilk defa yıkadığını, sonra da üzerine mest giyip mesh yaptığını açıkça müşahede etmekteyiz. Buharî ve Müslim gibi sahih hadîs kitaplarındaki hadîsler bunu emretmektedir.

Bundan dolayıdır ki, ayakları yıkamak azimet, mest giymek ise ruhsat olduğu hâlde, mesti inkâr edenlerin bulunduğu yerlerde mest giymenin daha sevaplı olduğu kaydedilmiştir.

Cevap 2:

Kerbela'dan getirilen taş üzerine secde etme bazı Şii gruplarda vardır. Bunu Hz. Hüseyin (ra)'in anısına yaparlar. Hz. Peygamber (asm) zamanında böyle bir uygulama yoktur.

Caferi mezhebine göre, secde ancak toprak ve taş cinsinden bir şey üzerine yapılabilir, camilerdeki halı ve kilim üzerine secde yapılamaz. Bu inançtan dolayı camilerde veya evlerde namaz kılarken secde edecekleri yere bir taş parçası koyarak onun üzerine secde ederler. Ancak, yere değmesi gereken "alın"ın tanımındaki farklılıklar küçük taş parçası üzerine secde edilip edilemeyeceğini gündeme getirmektedir. Bir tanıma göre alın, iki kaşın üzerinden saç bitimine kadar olan yerdir.

Bu tanıma itibar edilirse, secde edilecek taşın en az tarifi yapılan alın büyüklüğünde olması gerekir. Diğer bir tanıma göre ise alın, şakaklar arasında kalan kısımdır ki, buna göre taş küçük de olsa olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun