“O insanı alaktan yarattı.” (Alâk, 96/2) ayetinde geçen “alak” kelimesinin tam anlamıyla karşılığı embriyo mu yoksa pıhtılaşmış kan mı?

Tarih: 23.01.2013 - 00:51 | Güncelleme:

Soru Detayı

- “O insanı alaktan yarattı.” (Alâk, 96/2) ayetinde geçen “alak” kelimesinin tam anlamıyla karşılığı embriyo mu yoksa pıhtılaşmış kan mı?

- Eğer pıhtılaşmış kan ise Allah’ın kitabı olan Kur'an bilimle çelişiyor demektir; bu da Allah’ın kitabının olmadığının kanıtıdır.

- Ha eğer embriyo ise, buradaki karşılık neden bazı fıkıh uzmanları tarafından "bunun karşılığı pıhtılaşmış kandır" denilmektedir? 

- Ayrıca insanın pıhtılanmış kandan yaratıldığı düşüncesi islamiyetten önceki dönemlerde de var...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

ALAK/ALAKA kelimesi, Arapça bir sözcüktür. Bazı tefsirlerde ve bazı meallerde bu kelimeyle ilgili yapılan “kan pıhtısı” gibi yorum ve değerlendirmeler, zamanın mevcut bilgisine paralel olarak yapılmıştır. Bu sebeple bu konuda öncelikle lügat kitaplarında bu kelimenin ne anlama geldiğini görmek gerekir:

Lügat ilminde temel kaynakların verdiği bilgilere göre ALAK kelimesi değişik türevleriyle  -temel fonksiyonları itibariyle- şu anlamlara gelir:

- Kan emen Sülük.
- Avın ağa yakalanması.
- Kan pıhtısı.
- Kan parçası.
- Bir şeyin bir şeye tutunması/yapışması.
- Çocuğun parmaklarını emmesi.  
- Bir şeyin sevgisinin bir kalbe çelme takması.  
- Bir kimsenin biriyle alaka kurması,
- Bir şeyin bir şeye asılması. [bk. el-Cevheri(ö. 393), es-Sihah; İbn Faris(ö. 395), Mucemul-’Lüğa;  İbn Manzûr(ö.711), Lisanu’l-Arab; el-Firûzâbâdi(Ö.817), el-Kamusu’l-Muhit; ez-Zebidi(ö. 1205), Tacu’l-Arûs, “ALAK” maddesi)]

Bu kaynaklarda açıkça belirtildiği üzere, ALAK/ALAKA kelimesinin en önemli etimolojik ve sözlük anlamı, yapışmak, asılmak, bağlanmak, takılmaktır.  “ALİKA EL-SAYDU BİL HİBALETİ” cümlesi, av, ağa takıldı, anlamına gelir. (bk. Sihah, Lisasnu’l-Arab, Tacu’l-Arus, “A-L-K” maddesi)

Kur’an’da nutfeden sonra “ALAKA” kelimesinin kullanılması, modern ilmin gözle gördüğü ince hakikatleri içermesi bakımından bir mucizedir. Çünkü bu kelime, hem asılmak, yapışmak  hem de emmek manasını ihtiva etmektedir.

Modern tıbbın/embriyolojinin kabul ettiği gerçek şudur ki, rahimdeki cenin/embriyo alak/alaka konumuna geldiği zaman, rahmin duvarına asılır ve rahmin damarlarından -bir sülük gibi- kan emmeye başlar ve gıdasını alır. (İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

İlginçtir ünlü hadis alimi İbn Hacer el-Askalanî (ö: 852),  yaklaşık altı asır önce, anne rahmindeki ceninin belli bir safhada “ALAKA” adını almasının gerekçesini açıklarken, şunu vurgulamıştır: “Alaka, -bir nevi kan pıhtısı gibi- nemli bir yapıya sahip olup geçtiği yerlere tutunma özelliğine sahip bir yapıda olduğu için alaka adını almıştır.” (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 11/482)

Uzmanlar, modern ilmin verileriyle Kur’an’ın 15 asır önceki tespitlerini hayranlıkla karşılaştırmışlar.

Kur’an’ın ilgili ayetinden birinin meali şöyledir:

"Sonra nutfeyi, (rahim cidarına yapışan bir hücre olan), alakaya, bunu da (bir çiğnem et görünümündeki) mudğaya, mudğayı kemiklere dönüştürür, sonra da kemiklere et giydirip, derken yeni bir yaratılışa mazhar ederiz. İşte bak da Allah'ın ne mükemmel yaratan olduğunu bir düşün!" (Mü'minûn, 23/14)

Modern ilim ise şöyle diyor:

Döllenmiş yumurtanın (zigot) içine yerleştirilen ve bundan sonraki bütün biyolojik süreçleri ihtiva eden bilgi, kademe kademe okunarak hayat sahnesine çıkar. Henüz döllenmenin ikinci günü tek hücre olan zigot, art arda bölünmelerle 2, 4, 8, 16, 32... şeklinde çoğalır. Üçüncü gün yuvarlak bir dut (morula) veya böğürtlene benzerken, dördüncü gün, içi boş bir top şeklini (blastosist) alır.

Beşinci gün asıl cenini oluşturacak hücreler, bu kümenin bir tarafında toplanır ve ortaya çıkan şekil, kaşlı bir yüzüğü andırır (geç blastosist). Altıncı gün tüpteki yolculuğunu bitirip, dokuz ay kalacağı anne rahmine gelir ve bir tohumun toprağa ekilmesine benzer tarzda anne rahmine tutunur (implantasyon).

Anne rahmine tutunması için daha önceden salgılanan hormonların (östrojen, progesteron) tesiriyle rahim duvarları kalınlaştırılıp kanlandırılır (toprağın çapalanıp kabartılması gibi) ve ceninin büyüyüp şekilleneceği ortam hazırlanır. İkinci haftanın başında anne rahmine tutunan cenini teşkil eden kübik ve silindir şeklindeki dev hücreler, üst boşlukta yan yana dizilir (germinal disk). Bu safhada iken hücrelerde özelleşmeler başlamış, ileride organların oluşacağı ektoderm, endoderm ve mezoderm tabakaları artık belli olmuştur. (bk. Dr. Arslan Mayda, Bir Hücreden İnsana, Sızıntı, Şubat, 2010)

Buna göre, ilgili ayette çok önemli bir Kuran mucizesi ortaya çıkmaktadır. Kuşkusuz, anne karnında gelişmekte olan zigotu bu özelliğiyle tarif eden bir kelime kullanılması, Kur'an'ın alemlerin Rabbi olan Allah'ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

"Alak" kelimesinin anlamlarından biri de "sevgi" midir? Allah insanı sevgiden mi yarattı?

Cenin’in oluşumunda “pıhtı” ya da “kan pıhtısı” ile alakalı bir safhanın olmadığı; kemiklerin oluşması ve üstüne etler giydirilmesi tanımının yanlış olduğu iddiasına nasıl cevap verilebilir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun