Şekerli sakızı çiğnemek orucu bozar mı? Eğer bozarsa kaza mı kefaret mi gerekir? Her sorduğum hoca farklı cevap veriyor, hangisine uyacağız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Prensip olarak ağızdan mideye inmeyen bir şey orucu bozmaz. Sakız da boğazdan mideye inmediğine göre orucu bozmaz. Ancak şekerli sakızdan mideye inen bir şeyler / şeker vardır. Bu sebeple bir tadı olan (tatlı, tuzlu, acı vs.) bir maddeyi ağızda çiğnemek orucu bozar. Çünkü ondaki tadın da bir maddesi var ve o madde mideye iniyor...

Bununla beraber, yenilen bir şeyin hem kaza hem kefaret gerektirmesi için, onun bir gıda veya tedavî maksadına hizmet etmiş olması gerekir. Hayatımız içinde beslenme anlamı ve amacı taşımayan, ayrıca yenilip içilmesi alışılmış olmayan, yani insan tabiatının istek, eğilim göstermediği şeylerin yenilip içilmesinden oruç bozulur, fakat bu oruç için sadece kazâ gerekir, kefâret gerekmez. Bu ölçüyü esas alan Hanefî alimlerine göre, gıda alma veya tedavî olma amacını taşımayan ve buna hizmet etmeyen bazı maddelerin yutulması halinde, orucu gününe gün kaza etmek gerekir, kefaret gerekmez.

Dişler arasında kalmış ve bir mercimek tanesi kadar olan bir yemek artığını yutmak, bal, pekmez gibi tadı güzelleştirici herhangi bir maddeye bulaştırılmayan çiğ pirinç, çiğ hamur veya un yemek, oldukça tiksindirici, fazlaca bir miktar tuzu bir defada yutmak, ham meyve yemek, fındık, badem ve cevizi kabuğuyla yutmak gibi durumlar da orucu bozan, fakat kefaret gerektirmeyen maddeler arasındadır.(bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 2/652).

Hocalardan farklı görüşün belirtilmesi, yukarıda arz ettiğimiz ölçüyü farklı değerlendirmekten kaynaklanmaktadır. Sakızdaki şekeri, yukarıda saydığımız -gıda veya ilaç değeri olmayan- maddeler arasında sayanlara göre, bu sakız orucu bozar, fakat kefaret gerektirmez. Şekerli sakızı, insanların hoşuna giden ve bir gıda değeri olan “bala bulaşmış hamur veya az tuz gibi” maddeler arasında sayanlara göre şekerli sakızı çiğnemek, hem kazayı hem kefareti gerektirir. Buna bakarak sakızı hiç çiğnememek en uygun yoldur.

Bizim kanaatimize göre ise, şekerli sakız çiğnemekten dolayı kefaret gerekmez, sadece kaza gerekir. Bunu tercih etmemizin sebebi, şekerli sakızın -gerçek manada- bir gıda değeri taşımamasıdır.

Fakat şunu da belirtelim ki, kullukta esas olan, bir cezaya çarpılıp çarpılmama düşüncesine göre değil, Allah’a karşı takınması gereken saygının boyutuna ve kulluğun onuruna göre hareket etmektir.

Bu sebeple, kefareti olmasa da orucu bozacak işlerden mutlaka sakınmak şarttır. Bir takım hafifletici bahaneler arkasına sığınarak bir ibadeti bozup Allah’a isyan etmek, O’na gösterilmesi gereken saygıyı zedelemek, kullukla bağdaşmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun