Sabah namazında sünnetle farzın arasını, yanı üzerine uzanarak ayırmak gerekir mi?

Soru Detayı

- Bu namazı (sabah namazını kastediyor) öğlenden evvelki ve sonraki namaz gibi yapmayın. Aralarını (sabah namazının sünneti ile farzının arasını) ayırın. Hadis sahih midir?

- Sayfanızda sünnet ile farzın arasını ayırmanın sünnetin sevabını azaltacağına dair görüşler okudum. Sabah namazı için durum farklı mıdır? Arasını ayırmak daha faziletli olur mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sabah namazına mahsus olarak sünnet ile farz arasını biraz ayırmak sünnettir. Diğer namazlar için böyle bir hususiyet yoktur. Bunun dayanağı şu hadis-i şeriftir. Hz. Aişe anlatıyor:

“Resulullah (asm) ezan okunduktan sonra, sabah namazının iki rekat sünnetini (evinde) kılar, sonra müezzin kamet etmek için kendisine gelip haber verinceye kadar sağ yanı üzerine uzanırdı.” (Buhari, Ezan, 16; Müslim, Salat, 122)

Bu konuyla ilgili olarak sahabe ve âlimlerden farklı görüşler rivayet edilmiştir. Hanefi Mezhebi bu hususta Abdullah b. Mes’ud ve Abdullah b. Ömer’in görüşlerini esas almıştır:

Abdullah b. Ömer sabah namazının iki rekât sünnetini kıldıktan sonra yanı üzere uzanan bir adam görünce Nâfî’ye sorarak: “Ne yapıyor bu?” dedi. Nâfi, "Farz ile sünnet arasını ayırıyor." diye cevap verdi. Bunun üzerine İbn Ömer şöyle buyurdu: "Hangi ayırma selamdan daha faziletlidir ki.”

İmam Muhammed bu rivayeti yaptıktan sonra şöyle der: İbn Ömer’in görüşünü alırız. Bu, aynı zamanda İmam Ebu Hanife’nin de görüşüdür. (İmâm Muhammed, Muvatta, Hadis no: 245)

Abdulhay el-Leknevî bu konuyla ilgili olarak özetle şunları söyler:

Sabah namazının iki rekât sünnetinden sonra veya teheccüt namazının ardından rivayette söz konusu olan “yanı üzere yatma”nın Peygamber Efendimiz (asm)’den sözlü ve fiili olarak sabit olduğunda kuşku yoktur. Yine Peygamber Efendimiz (asm)’in bunları terk etmiş olduğuna dair de bir şüphe söz konusu değildir. Biri diğerine aykırı gözüken bu iki rivayetin arasını bulmak için birçok tevil yapılmıştır.

Zekeriyya el-Kandehlevî, yapılan tevillerin en güzelinin şu olduğunu söyler: Peygamber Efendimiz (asm) fecir/sabah namazı girmeden evvel gece ibadetini tamamladığı zaman müezzin sabah namazı için ezan okuyana kadar yanı üzere yatardı. Sonra kalkar sabah namazının sünnetini kılardı. Bazen de gece ibadeti fecir doğana kadar sürerdi. Böyle olduğu zaman sabah namazının sünnetinin vakti girmiş olduğu için iki rekât sünnet kılar ve yanı üzere uzanırdı. (bk. Zekeriyya el-Kandehlevî, Evcezu’l-Mesâlik, kitabu salati’l-leyl)

Konuyla ilgili farklı rivayetleri dikkate alan alimlerimiz, özetle şu içtihatlarda bulunmuşlardır:

- Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra yatmak müstehabdır. Bu görüş Ebu Musa el-Eş’arî, Râfi’ b. Hadîc, Ebû Hüreyre, Muhammed b. Sîrîn, Urve, Said b. Müseyyeb ve Kâsım b. Muhammed’in görüşüdür.

- Mutlaka yapılması gereken bir vaciptir. Bu, zahiri mezhebinden İbn Hazm’ın görüşüdür.

- Yapılmasa daha iyi olur. El-Hasenu’l- Basrî bu görüştedir.

- Maksat yatmak değildir. Asıl maksat sabah namazının sünnetiyle farzının arasını ayırmaktır. Bu, yatmakla olabileceği gibi başka bir şeyle de olur. Bu görüş İmam Şafî’den rivayet edilmiştir.

- Sünnettir. İmam Şafî ve ashabının görüşüdür.

- Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra (ibadet niyetiyle yatmak) bidattir. Bu, Abdullah b. Mes’ud ve Abdullah b. Ömer’in görüşüdür. (bk. Abdulhayy el-Leknevî, et-Ta’liku’l-Mümecced ala Muvatta Mâlik bi rivayet-i Muhammed)

Özetle, yanı üzere yatmanın teheccüt namazından sonra yani fecir doğmadan/sabah namazı girmeden yapılabileceğinin, fecir doğduktan veya sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra ise yapılmamasının ihtiyata daha uygun olacağı söylenebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun