Rüya görüp Peygamberimiz böyle dedi demek saçma değil mi?

Tarih: 26.11.2022 - 20:05 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Muhiddin İbn Arabî, hadis rivayetinde genellikle muhaddislerin usulünü kullanmakla birlikte, bazen kendisine özgü yöntemlerle de hadis nakletmiştir. O, sufilerden bir kısmının kullandığı özel rivayet yöntemleri olarak bilinen keşf, rüya vb. yöntemleri kullanmıştır. En sık olarak da keşfi kullanmıştır.
- Bu şekilde bir yazı okudum. Buna göre hadis rivayetinde rüya görüp Peygamberimiz böyle dedi mi diyor?
- Çok saçma değil mi veya keşf mantıklı mı?
- Bunlar Allah'ın veli kulları diye gördükleri her şey doğru mu olacak?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Rüya da kuvvetli bir ilham hükmündedir. İlham, keşif, keramet, rüya gibi yollardan elde edilen bilgiler, başkalarını da başkasını da bağlayan kesin ilim olarak kabul edilmez. Çünkü hayal, evham ve benzeri bazı duygusal bilgilerin karışmasıyla hakikatin yüzü değişebilir.

Bir ilhamın değeriyle ilgili olarak ekseriyetin görüşü, ilhamın başkasını bağlayıcı bir bilgi türü olmadığıdır. Taftazanî (Nesefiye ait) “Akaid” metninde geçen “İlham, ehl-i hak nezdinde bir şeyin sıhhatini bilme yollarından değildir.” cümlesini şöyle açıklar:

Müellif bununla “İlham, bütün insanların kendisiyle ilim elde ettiği ve başkasını bağlayıcı bir sebep değildir.” manasını murad etmiştir. Yoksa şüphesiz ilham yoluyla her hâlükârda bir ilim elde edilmektedir. (Taftezanî, s.13-14)

Demek ki, prensip olarak keşif yolu zahirî ilimler için bir kriter sayılmaz. Yalnız, İmam Gazalî, Muhyiddin İbn Arabî gibi zatlara göre sağlam keşifler de bir ilim edinme yoludur.

Umuma hitap eden ilimler ile havassa hitap eden ilimler arasında elbette fark vardır. Hadis ilmi diğer ilimler gibi prensip olarak umuma hitap etmekte ve dolayısıyla umumun kullandığı ilmî kriterleri esas almaktadır. Fakat bu husus, daha hususî bir yoldan, bir keşif yoluyla hadise ulaşmanın mümkün olmadığı anlamına gelmez.

Ehlisünnet âlimlerinin kabul ettiği, Kuran ve hadislerle sabit olan keşif-kerametlere inanan kimseler için bu yolla hadise ulaşmayı anlamak çok da zor bir iş değildir. Nitekim meşhur Abdulaziz ed-Debbağ Hazretleri âmâ / görme özürlü olmasına rağmen, değerli talebesi olan Abdullah b. Mübarek’in şahadetiyle çok defa hadisler hakkında yaptığı tahliller harika bir tarzda doğru çıkmıştır. Kendisinin zayıf bildiği bir hadise “sahih”, sahih bildiği bir hadise “zayıf” dediği ve araştırma sonunda onun bu keşfî tespitlerinin doğru olduğunu gördüğünü “el-İbriz” adlı eserinde ifade etmiştir.

Keza kesbî ilimler açısından da “hadis hafızı” olarak kabul edilen Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri de âlimlerin zayıf dediği bazı hadislerin keşfen sahih olduğunu gördüğünü ifade etmiştir. Bediüzzaman Hazretlerinin de ifade ettiği gibi, böyle büyük evliya olan bu zatların “biz bunu gördük” dedikleri halde, görmemeleri mümkün müdür?

Konuyu özetlersek:

Âlimlerin çoğunluğuna göre, soruda yer alan hadis rivayet şekli hadis kriterleri bakımından delil sayılmaz, başka insanları bağlamaz. Fakat kişinin kendisini bağlayabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun