Rahman suresinde, aynı ayet neden otuz bir defa tekrarlanmıştır; yani sebebi hikmeti nedir acaba?

Tarih: 05.03.2007 - 17:58 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Rahman suresi, ayet 13:

"İmdi Rabbinizin nimetlerinin hangisini yalanlıyorsunuz?"

"Fâ" kendisinden sonra geleni önce geçene uygun olarak sıralamak içindir. Âlâ, Necm Sûresi'nde geçtiği üzere nimetler ve lütuflar demektir.

Nimeti yalanlamak, inkâr ile nankörlük etmektir. Nimetin nimet olmasını inkar veya nimeti verene nisbetini inkâr veya her ikisini inkâr mânâsını ifade eder. Mesela, hem Kur'ân öğretiminin bir nimet olduğunu hem de bunun Allah'ın bir nimeti olduğunu inkâr ederler. Yaratılışın, lisanın, yer ve göğün, adalet ve mizanın nimet olduğunu inkâr edenler de bulunmaktadır.

Meyvelerin, yiyeceklerin ve koklanacakların nimet olduğunu inkâr etmeseler de, özellikle Allah'a nisbetini açıkça veya işaretle inkâr edenler de çoktur. Hitab, ins ve cinne olduğu içindir ki, yaratıkların hepsi buna dahildir. Rab isminin açıklanması da, azarlama da şiddet ifade etmektedir. Yani ey o yaratıkların gizli ve âşikâr iki kısmını teşkil eden insanlar ve cinler! Şimdi siz bunları işittikten sonra Rabbiniz Rahmân Teâlâ'nın şu dinleyip gördüğünüz türlü nimetlerinden hangi birine "yalan" deyip de nankörlük edersiniz! Hiç böyle bir nimet sahibine nankörlük edilir mi?

Bu Ayet Karşısında İnsanların Tavrı

Hz. Câbir (r.a)'in rivayet ettiğine göre:

"Hz. Pegamber (asm) ashabının yanına çıktı ve onlara Rahman Sûresini başından sonuna kadar okudu. (Sahabiler suskunluk içerisinde dinlediler). Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:" 

'Bu Sûreyi cinlere de okudum; onlar, cevap bakımından sizden daha iyi idiler (Onlar sizden çok daha güzel tepki göstermişlerdi). Çünkü ben, "Siz (Ey İnsan ve Cin taifeleri!) Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?" âyetine her geldiğimde, cinler: "Ey Rabbimiz! Senin nimetlerinden hiçbirini inkâr etmeyiz ve sana hamdolsun." dediler.' " (1)

Bunun için Rahman Sûresi okunurken, dinleyenlerin her "fe bi eyyi..." (Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?) âyeti okundukça, öyle söylemelerinin mendup olduğu nakledilmiştir.(2)

Rahman suresinde aynı âyet, otuz bir defa tekrar edilmiştir. Bunlardan sekizi yaratılış üstünlüklerinin sayılması ve dünya ile ahirete dair hususların akabinde, yedisi cehennemin ahvaliyle ilgili tenbihlerin peşinde -ki bu rakam, cehennem kapılarının sayısına eşittir- sekizi de ilk iki cennetin vasıflarının ardında -ki bu da cennet kapılarının sayısına eşittir- zikredilmiştir. Bu suretle şuna işaret edilmiş gibidir ki, ilk sekiz hususa inanıp da gerektirdiği şekilde amel eden kimse, her iki cennete girmeyi hak etmiş ve cehennemden korunmuş olacaktır.(3)

Şimdi, Rahman Sûresinde otuz bir defa tekrar edilen “Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” mealindeki âyette yer alan kelimelere tek tek bakalım:

"Âlâ'": Küçük, büyük her türlü nimet anlamında olan bu kelime, Rahman olan Allah'ın sonsuz ihsanlarına işaret etmektedir. Bu kelimenin otuz bir defa tekrarlanması, sûrenin adı ve ilk kelimesi olan Rahman ismi ile çok güzel bir uyum içindedir. Rahman olan Allah'ın Rahman Sûresinde nümûnelerini gösterdiği geçmiş ve gelecek nimetlerinin hangisi tesadüfe havale edilebilir?

 Bu kelimenin, "fe bi eyyi" (hangisi) soru edatı ile dikkate sunulmuş olması, sorunun muhatabı olan insan ve cinlerin akıllarını kullanmalarına bir işarettir.

"Rabb":  Yaratma ile birlikte ta'lim ve terbiyeyi de ifade eden bu kelime din, dünya ve âhiret ile ilgili bütün nimetlerin Rahman olan Allah'ın terbiyesi olmadan meydana gelmelerinin imkânsızlığına işarettir. "âlâ"'nın "Rabb" ismine izâfe edilmesi, bu hakikatı hakkıyla aydınlatmaktadır. Buna göre, âyetin mãnası: "Ey insan ve cinler! Siz celâl ve cemâl sahibi Rahman'ın hangi nimetlerini inkâr edebilirsiniz?" şeklinde olur.

"Kümâ": Rabb kelimesinin insan ve cinler için kullanılan "kümâ" tesniye zamirine izâfe edilmesi de, aynı gerçeğe parmak basmakta;  insan ve cinleri yaratan Rahman'ın,  onların mâddî ve mânevî ihtiyaçlarını da giderdiğini ifade etmektedir. Onların mânevî mideleri için vahiy gönderen, mâddî mideleri için de binbir çeşit mâddî nimetleri sergileyenin Rahman olan Rabbleri olduğuna ve bu kadar iyiliksever, kerim ve merhamet sahibi bir Rabbe karşı nankörlüğün çok çirkin olduğuna işaret etmektedir.

Bu kadar lütuf ve ihsanlarda bulunan merhamet sahibi bir Rabbin nimetlerini inkâr etmek, rubûbiyetin izzetine ilişir, rahmaniyetin merhametini müteesir eder ve cezası da buna göre çok dehşetli olur.

"Tükezzibân": Tekzip ve inkârı ifade eden bu kelime nankörlük için de kullanılır. Kur'an'ın bu kelimeyi tercih etmesi, nankörlüğün ve şükürsüzlüğün insanı inkâra götürecek kadar büyük bir suç olmasındandır. Çünkü, nimete karşı teşekkür etmemek, nimetin küçük görüldüğüne delildir. Nimetin küçük görülmesi ise, nimet sâhibinin iyiliğini hiçe saymak ve  nimet vereni saygıya değer bulmamak anlamına gelir. Bu ise hem bir nankörlük, hem de çirkin bir inkârdır.

Ayet Tekrarının Hikmeti

Otuz bir defa tekrarlanan bu âyet, sûrede zikredilen her iki nimet arasında yer almıştır. Bununla, zikredilen nimetlerin kıymetine dikkat çekilmiş, Allah'ın lütuflarının sonsuzluğuna işaret edilmiş ve bu nimetleri inkâr etmenin çok çirkin olduğu nazara verilmiştir. Çeşitli iyilikleri nankörlükle inkâr edenlere karşı kullanılan üslupta tekrarların yapılması, güzel bir anlatım tarzıdır.

Kendisine yapılan iyilikleri inkâr eden bir kimseye karşı, şöyle denilir: "Hani sen fakir idin; ben sana yardım ettim de zengin oldun. Şimdi bunu inkâr mı ediyorsun? Hani sen çıplak idin, ben seni giydirdim." Uyarı niteliğini taşıyan böyle bir konuşma sitili, Araplarca makbul sayılan bir tekrarlamadır.(4)

Fahreddin Razî'ya göre: bunun bir önceki sûrede yer alan tekrar ile ilişkisi vardır. Şöyle ki: Orada, eski kavimlerin kötülüklerinden dolayı kendilerine verilen cezadan söz edildikten sonra, "Nasılmış benim azabım ve uyarılarım?" diye de tekrar edilmiştir. Bu âyet orada dört defa tekrarlanmıştır. Bunlardan biri asıl âyet, diğer üçü ise, tekrar sayılır.

İşte burada da bir defa asıl âyet, otuz defa da tekrar söz konusudur.  Dikkat edilirse, üç sayısı ile otuz sayısı arasında bir ilişki vardır. Kalem Sûresinde suçlulara verilen cezalara dikkat çekilmiş iken; burada nimetlere işaret edilmiştir.

"Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse, o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır."(5)

âyetinin işaret ettiği gibi,  iyilikler ona katlanırken, cezalar misliyledir. İşte, Kalem Sûresinde cezalardan söz edildiği için üç âyet tekrarlanmış, burada ise, nimetlerden sözedildiği için, üçün on katı olan otuz âyet zikredilmiştir.(6)

Bu tekrarın bir hikmeti de şudur: Nimetler iki çeşittir. Birincisi, zararların defedilmesi, ikincisi ise menfaatlerin celbedilmesidir. Burada menfaatlerin en güzeli olan sekiz cennet ile, zararların en kötüsü olan yedi cehennemden söz edilmiştir. Bu iki sayının toplamı on beşdir. Muhataplar ise, iki sınıf olduğundan; bu sayı iki ile çarpılınca otuz yapar. İşte tekrarların sayısı da otuzdur.(7)

Dipnotlar:

1. bk. et-Taberî, XIII/123;  el-Hâkim, el-müstedrek,  II/473;Zehebî de hadisin Buhârî ve Müslim'in şartlarına uygun olduğunu söylemiştir. bk. et-Telhis (Müstedrek içinde, aynı yer)
2. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini, ilgili Surenin tefsiri.
3. bk. Yazır, a.y.
4. bk. el-Hazin, VII/138.
5. Enâm, 6/160.
6. bk. Râzî, Mefatih, XXIX/96.
7. bk. Râzî,  a.y.; Nursi, Mesnevî, 220-221. Tekrarların hikmeti ve diğer misaller için bk. Nursi, Lemeat, 593-597; Mesnevî, 218-219; Lem'alar, 71; Şualar, 201-212.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Kur'an-ı Kerim'de ayetlerin tekrarlarının hikmeti nedir?...
- Kur'an' da bazı kıssaların, ayetlerin ve cümlelerin sık sık tekrarlanmasının sebebi nedir?
- Kur'an' ın tekrar tekrar evrenin yaratılışındaki hikmetlere değinmesi nasıl açıklanabilir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun